2019 yılında 155 bin kişi boşanmış. Sayının fazlalığı
boşanma sürecinin kolay geçtiğini zannettirmesin. Son yıllarda yargılama
süreleri kısalsa da iyi takip edilmeyen bir boşanma davası dosyası başınızı çok
ağrıtabilir. Mesela hukukumuzda ayrılmak ile boşanmak kavramları ayrı
kavramlardır. Dilekçede neyi talep ettiğimiz, sonucu doğrudan değiştirecektir.
Dava sonuçlandığında malların nasıl paylaşılacağından, çocukların velayetinin
hangi eşe verileceğine kadar birçok konu hukuki bilgilere uzak herkes için
birer muamma. İyi ama nedir bu boşanma davası?
Boşanma
davası; evlilik birliğini hukuken sona erdiren bir davadır. Taraflar en başında
resmi şekil şartına bağlı olarak evlenebildiği için sona erme de resmi bir
makam eliyle gerçekleşir. O yüzden aile mahkemeleri bu işlerle
görevlendirilmiştir. Ama görevli mahkemeyi bilmek de yetmez. Çünkü her şehirde
bu davayı açamazsınız. Bu sorunu yetkili mahkemeyi öğrenerek aşabilirsiniz.
Tek tür
boşanma davası da yok. Boşanmak istediğiniz eşinizle, boşanmak konusunda
anlaşamadığınız durumda çekişmeli boşanma denilen boşanma davası türünü
bilmeniz gerekir. Burada davaya konu somut gerekçeyi mahkemeye sunmalısınız. Bu
somut gerekçeler mevzuatımıza göre genel nitelikte olabileceği gibi özel
nitelikte de olabilir. Mesela aldatma gerekçesi bir özel nitelikli
gerekçedir.
Boşanmak
için seçtiğiniz davanın türüne göre yargılama süreleri de değişmekte. Anlaşmalı
boşanma yoluna gitmediğiniz takdirde üç yıla varan sürelerle beklemeniz
gerekebilir. Anlaşmalı boşanmak isterseniz "anlaşmalı boşanma protokolü"
denilen anlaşma metnini düzenlemelisiniz. Bu düzenlemeyi yapmak ise sade bir
vatandaş için bir hayli zor. Çünkü her türlü detayın o metne yazılması gerekir.
Metinde yer alacak bazı başlıklar;
a)Çocuğun velayetinin kime verileceği
b)Çocukla, velayeti onda olmayan eş arasında nasıl kişisel
ilişki kurulacağı(yani çocuğunuzu hangi günler, nerede, nasıl görebileceğiniz)
c)Ev ve ziynet eşyalarını nasıl paylaşacağınız
d)Tazminat talep edilip edilmeyeceği
e)Nafaka konusu
Bu
unsurların her biri hayatınızın devamını ciddi şekilde ilgilendiren detaylar.
Peki, duruşmaya katılmanız gerekiyor mu? Boşanma davası ister çekişmeli isterse
anlaşmalı olsun, avukat tutmayan taraf duruşmaya bizzat katılarak kendisini
savunmalı. Vekiliniz olmadan duruşmalara katılmadığınız takdirde Hukuk
Muhakemeleri Kanunu madde 150"de belirtilen "Usulüne uygun şekilde davet
edilmiş olan taraflar, duruşmaya gelmedikleri veya gelip de davayı takip
etmeyeceklerini bildirdikleri takdirde dosyanın işlemden kaldırılmasına karar
verilir. Usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflardan biri duruşmaya
gelir, diğeri gelmezse, gelen tarafın talebi üzerine, yargılamaya gelmeyen
tarafın yokluğunda devam edilir veya dosya işlemden kaldırılır. Geçerli bir
özrü olmaksızın duruşmaya gelmeyen taraf, yokluğunda yapılan işlemlere itiraz
edemez." sonucuyla karşılaşırsınız.
Kısaca
ayrılık davasından da bahsetmek isterim.
Eşlerden birinin açacağı ayrılık davası üzerine hâkim, tarafların bir
araya gelme ve barışma ihtimaline binaen ayrılık kararı verebilir. Ayrılık
davası kabul edilirse, evlilikte barışma ihtimali beklenecektir. Yani bu
davanın tercih edilmesi, evliliğinizin devamı açısından hala ümitli olduğunuz
anlamına gelir. Böyle bir ümidi olanlar genellikle boşanma davasından önce
ayrılık davası açarlar. Ayrıca burada şu hususa dikkat edilmeli; Türk Medeni
Kanunu madde 170"e göre "Boşanma sebebi ispatlanmış olursa, hâkim boşanmaya
veya ayrılığa karar verir. Dava yalnız ayrılığa ilişkinse, boşanmaya karar
verilemez. Dava boşanmaya ilişkinse, ancak ortak hayatın yeniden kurulması
olasılığı bulunduğu takdirde ayrılığa karar verilebilir." Yani buradan
anlaşıldığı üzere boşanma davası açılsa dahi hâkimin ayrılık kararı verme yetkisi
var.
Son
olarak yoksulluk nafakasından bahsedeceğim. Bu özellikle kadınlar için önem arz
ediyor. Ama elbette iki taraf da şartlarını sağladığı ölçüde bundan
yararlanabilir. Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır
olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında süresiz olarak
nafaka isteyebilir. Buna "yoksulluk nafakası" diyoruz. Bu nafakayı talep eden
taraf kusurlu da olabilir. Kanun buna bakmıyor. Sadece karşı tarafın kusurunu
aşmama şartını arıyor.
Boşanma
davası açıldığı zaman genelde taraflar, lehine olan hususlardan habersiz
oldukları için "tedbir nafakası" kurumundan yararlanamazlar. Bu nafaka türü,
talep eden eşin veya çocukların geçimini sağlamaya yönelik olarak boşanma
davası açılmadan önce veya açıldıktan sonra hükmedilen bir nafakadır,
söylemeden bitirmek istemedim. Umarım tüm okuyuculara faydalı olmuştur. Her
şeye rağmen mutlu evlilikler dilerim.
HÜSAMEDDİN UYSAL