M. KEMAL ATİK

Tarih: 06.04.2017 08:44

Hocalı Katliamı ve Bir Mucize

Facebook Twitter Linked-in


26 Şubat 1993 Bakü günlüğümden. Bu gün Mübarek Cuma. Hocalı katliamına maruz kalmış ve Hocalıdan göçmüş kaçkınların (muhacirlerin) yıl dönümü münasebetiyle İşletme Fakültesinde yapılan merasime katıldım. Bu fakülte Türk Dünyası Araştırmaları Başkanlığını yürüten Prof. Dr. Turan Yazgan Hocanın gayretiyle açılmış. Dekanı ise Prof. Dr. Sacit Adalı.( Hoca bu görevde iken Özal tarafından Anayasa Mahkemesi Üyeliğine atanmıştır).


Bu toplantıda Hocalı katliamı anlatıldı. Ermenilerin acımasızca yaptıkları zulüm ve işkenceleri bizzat yaşamış insanlar tarafından gözyaşları içinde dile getirildi. Bu acı tablo içinde toplantıya katılanları en çok etkileyen ise şu olaydır. Olayı bizzat yaşayan kişi şöyle anlattı: " Hocalı katliamında Ermeniler sivil halka bütün silahlarıyla saldırıyorlardı. Çoluk çocuk, kadın, erkek, yaşlı, genç demeden katleden Ermenilerin katliamına hazırlıksız yakalandık. Bir yandan halkın arasına: " Ermeniler geliyor kaçın" diyerek korku salan ajanlar bir yandan da sürekli duyulan kurşun ve bomba sesleri halkta hem korku hem de panik yaratıyordu. Sanki bir can pazarı yaşanıyordu. Halk canını kurtarmaya çalışıyordu. Ermeni katliamından kurtulanlar olarak evimizi, yurdumuzu, her şeyimizi terk edip can havliyle kaçtık. Üç yüz kişilik bir grup ormanda dar bir geçitte sıkışıp kaldığımız yerde Ermeni çetelerinin bizi takip ettiklerini anladık. Katliama maruz kalmamak için herkes sessizliğe bürünmüştü. Tam bu sırada bir yaşında bir çocuğun ağlaması herkeste bir tedirginlik meydana getirdi.  Çocuğun annesi, Ermeni çeteleri çocuğun sesini duyar da gelip üç yüz zavallı ve savunmasız insanları öldürür diye kendi çocuğunu boğar. Böylece üç yüz nefer kurtulmuş olduk. Aradan on saat geçmişti ki çocuğun ölmediği ve yaşama döndüğü haberi geldi. Haberi duyanlar sevinç gözyaşları akıttılar ve Ulu Tanrıya şükrettiler. Bu mucize çocuk bu gün aramızda iki yaşında bulunuyor".


Bu olayı anlatan kişinin haleti ruhiyesini, ses tonunu, gözyaşlarını burada ifade etmek sözcüklere, cümlelere sığmaz. Hani derler ya:"Nerede dert varsa deva oraya gidermiş".


Bu bir yaşındaki çocuk üç yüz kişiye deva olmuş ama sanki şu önerileri söylercesine: "  Bu inişlerde, bu yokuşlarda yürüyen, koşan  eyinsanoğlu, neden ve niçin bu zulümleri yapıyorsunuz? Bu kavga, bu düşmanlık niye? Bu aşağılıkları, bu vahşilikleri aklınıza kim düşürüyor? Görüyor musunuz bir yaşındaki çocuk nasıl ve niçin sustu? Nasıl öldüm? Nasıl dirildim? Nasıl ders verdim? İbret alın da zulme, savaşa, düşmanlığa son verin artık". Devam edecek)



Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —