M. KEMAL ATİK

Tarih: 17.09.2016 12:39

Eskiden Şeyhler ve Yeni Şeyhler

Facebook Twitter Linked-in

Sevgili Okuyucularım! Bu yazımda siz değerli okurlarıma eskişeyhler ile günümüzün bazı şeyhlerini karşılaştırmak istiyorum. Eskiden şeyhler: Hz. Peygamberin(s.a.v)"Fakirliğimle iftihar ediyorum" hadisini bir düstur olarak benimserler ve yaşamlarını buna göre şekillendirirlerdi.

Bugünün şeyhleri ise zenginliği bir düstur olarak benimsiyorlar.

Eskiden şeyhler: "Komşusu aç iken tok yatan bizden değildir " diyen Hz. Peygambere gönülden uyarken bu günün şeyhleri lüks ve şatafat içinde yaşıyorlar.

Eskiden şeyh olanlar: Üç şeyi sürekli prensip edinirdi: Birincisi açlık ve susuzluk, İkincisi uykusuzluk, üçüncüsü zikr-i hafî yani kalb ile zikir. Bu üçünü beraberce yapanlar hak varlığında yok olacaklarına inanırlardı. Bu günün şeyhleri ise meydanlarda, salonlarda, mescitlerde bağıra çağıra, ayakta zikirlerini yaparak riyaya düşüyorlar.

Eskiden Şeyhler:Her fırsatta ümmetineyardımlaşmayı, infakı tavsiye eden, infak etmekten bazı geceler aç yatan peygamberimizi ve sahabelerini örnek alırlarken bu günün şeyhleri ise bir taraftan tüm bunları ballandıra ballandıra anlatırken bir taraftan da kendileri cimri ve lüks içinde yüzmektedirler.

Eskiden Şeyhler: İslam Peygamberinin bütün yaşamını mütevazı ve yoksul bir şekilde geçirdiği için bizim de o yolda gitmemiz, varlıklı olma bataklığına düşmemiz gerekir, sünnet ehline yakışan da budur derlerlerken, bu günün şeyhleri ise sünnet ehline varlıklı olma, zengin olma yaraşır diyerek servetlerine servet katıyorlar.

Eskiden Şeyhler: Allah"tan başka her şeyden vaz geçip gönüllerini hakikat yolundan ayırmazlarken,"Mahşer günü, ne mal, ne de oğullar fayda etmez. Ancak Allah"a temiz bir kalb (kalb-i selîm) ile gelenler fayda görür." (Şuarâ, 88-89) ayetinin hükmünce yaşarken bugünün şeyhleri isehakikat yolundan sapıp gaye ve maksatları bir eli yağda bir eli balda olacak şekilde saraylarda ve köşklerde yaşamaktadırlar.

Eskiden Şeyhler:"Allah"ın rahmetinden ümit kesmeyiniz," (Zümer, 53). Ayetine gönülden inanıp; bu dünyada nasip olmasa ahirette nasip olur, deyip korku ve ümit içinde itâat ve ibâdetle meşgul olurlarken,bu günün şeyhler ise illede bu dünyada nasip olsun diye ellerini gök kubbeye kaldırıp seslerini de yükselterek ısrarla dualarının kabulünü istemektedirler.

Eskiden şeyhler derlerdi ki:İnsanda, günah işlemeye vasıta olan uzuvlar yedidir: kulak, göz, dil, el, ayak, karın ve tenasül uzvu. Bunlar daha çok maddi kötülüklerin vasıtalarıdır. Manevî hastalıklarımızın kaynağının da nefsiemmarenin meydana çıkışı olan davranışlarımızdır ve onlar da yedidir: kibir, haset, gazap, riya, ucüb, mal, makam sevgisi. Bu günün şeyhleri ise mala, mülke, kibire, gazaba, makama, riyaya saplanmış durumdalar.

 

Eskiden şeyhler derlerdi ki: Müslüman, daha fazla mal edinmeyi, daha fazla özgür olmayı, daha fazla lüks yaşamayı, daha fazla rahat ermeyi gaye edinirse servetinin, duygularının, arzularının esiri olur.Servetini yaşamının tanrısı olarak görür. Sonuçta düşüş ve çöküş başlar. Mal varlığıyla ilgili endişeler, sorunlar baş gösterir.Böylece hem dünyası hem ukbâsı yıkılır.

( Devam edecek)


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —