M. KEMAL ATİK

Tarih: 11.12.2015 13:51

İnsan Hakları Mı Emperyalist Ahlakı Mı?

Facebook Twitter Linked-in

Sevgili Okurlar! 10-17 Aralık Dünya İnsan Hakları Haftası olarak etkinlikler düzenlenecek. Amaç, şu dünyada insana yakışır bir düzenin kurulmasına katkıda bulunmak. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin kabulünün üzerinden tam 59 yıl geçti. Bu süre içinde devletler ve toplumlar nezdinde insan onuruna sahip çıkma adına demeçler verildi, zalim ve dışlayıcı güçlerle mücadele edildi. Ancak akıl almaz bir kibirle dünyanın yasalarına meydan okuyan emperyalist güçler yalanlar ve yanlışlar üzerine kurulu düzenlerini sürdürebilmek için insan aklının zayıflıklarından da yararlanarak kendi mutluluklarını sağlamlaştırmak için ülkeleri sömürdü, yakıp yıktı, milyonlarca insan savaşlarda ya öldürüldü ya da tutsak edildi. Ve hala tüm hızıyla aynı zulüm devam etmektedir. Çünkü bu zalimler insan kanından ve insan emeğinden besleniyor. Adalet nedir bilmiyor. Adil olmak için de eğitilmemişler. Bunların ahlakı materyalist bir zihniyetin şeytani fıtratla birleşmesi sonucunda : "Her şey maddedir. O halde onun ardından git, hilekâr, hırsız, katil ol, senin babanın yasası budur," zihniyeti ile şekillenmiştir. Bu emperyalistlere göre dünyada sözü geçer olmak büyük bir sermaye olarak algılanıyor ve yok olması da istenmiyorsa dilediğin yapacaksın, yoksa tek başına adalet sizi fazla ileriye götüremez.
 İşte evrensel mutsuzluğun müsebbibi olan, kötülüğün çocuklarının yasası bunlardır. İnsanları her şeye inandıran, iradelerinin oluşmasına engel olan, baskın kararlarıyla, zalim ve dışlayıcı uygulamalarıyla insanlığa zulüm yapan emperyalistlerin zihniyeti budur. Peki, bu zihniyet daha ne zamana kadar sürecek?  Tüm yaşamı acılarla dolduran bir dünyaya ne zamana kadar egemen olacak? Kendi gücüne terk edilmiş insanların onurları ne zamana kadar sahipsiz kalacak? İnsanları mutlu edecek bir dünya ne zaman kurulacak? İnsanların bir kısmı mutluluklar içinde yaşarken bir kısmı sürgün gibi mi yaşayacak?  Tüm isteklerin yerine gelmiyor diye, kendi çıkarların için insanları sömürmek niye? Evrende en önemli olan şey insanın mutluluğu değil mi? Bu mutluluğa sahip olanların sahip oldukları şeye sahip olmayanların da hakkı da değil mi? Elbette hakkı. O halde kurtuluş, manevi değerlere dayanan bir dünyayı kurmakla, insanı ilahi sanatın bir tecellisi olarak görmekle mümkün olacaktır diye düşünüyorum. 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —