SİBEL ATICI

Tarih: 07.07.2015 09:08

Oğlan Doğuran Övünsün, Kız Doğuran Dövünsün

Facebook Twitter Linked-in

Kız çocukları, sırf cinsiyetlerinden dolayı hayata 1-0 yenik başlıyor

Bir toplumda kimsenin söyleyecek bir sözü olmadığı zamanlarda oluşan sessizlik anlarına "Bir yerlerde kız doğdu galiba" diyen bir toplumuz. Yani bir kız bebeğin dünyaya gelmesi üzüntüyle, suskunlukla karşılanması gereken bir durum oluyor.

Evlilik için kız ailesi kızı "verir", erkek ailesi kızı "alır". Kız alınıp verilen bir maldır zaten. Kız koca evine beyaz gelinlikle verilir, ancak beyaz kefenle geri alınır.

Ama iki beyaz arasında geçen günleri kapkaraymış, kime ne ?.

"Kadının sırtından sopayı, karnından sıpayı eksik etmeyeceksin." Zaten tek görevi de çocuğuna ve kocasına bakmak olmalı. Dışarıda işi ne?

Kırsın bacağını, otursun evinde namussuna zeval getirir yoksa

Baba evinde başlayan dayakla terbiye ( Kızını dövmeyen izini döver) koca evinde devam eder, böylece kocasına itaat etmeyi öğrenir( Kocanın vurduğu yerde gül biter). "Kadın dediğin taktın mı koluna yakışmalı, çarptın mı duvara yapışmalı`` çünkü...

"On beşindeki kız ya erde gerek ya yerde." Bu toplumda on beşlik hatta daha küçük yaşlarda kız çocukla evlenen 50-60 -70 yaşındaki  "zengin" amcalara şaşırıyor muyuz? Pedofiliyi onaylamasak da şaşıramıyoruz.

 Ama bir kadının sevgilisi ya da kocası kendisinden birkaç yaş bile küçük olsa nasıl da eleştiri yağmuruna tutuluyor, aşağılamalara maruz kalıyor. Oysa Peygamber efendimiz 25`indeyken Hz. Hatice 40 yaşındaydı.

***

Kullanılmamış ya da yeni bir nesneyi tanımlamak için de "kız gibi" tanımı yapılır. Erkekte bekâret aranmaz ama kız bakire yani kullanılmamış olmalıdır. "Kadının yüzünün karası, erkeğin elinin kınasıdır.``

 Çünkü deneyimli kadın kıyas yapabilen kadındır. Başka erkeklerle kıyaslanma korkusu. Maazallah.

Toplumumuzda kadınları küçümseyen, basitleştiren kalıplaşmış o kadar söz var ki bir kısmını yukarıda dile getirmeye çalıştım şimdi kıyas yapalım bir de erkekler için kalıplaşan cümlelere bakalım:

Erkek sözü vermek,

Erkek gibi konuşmak…

Erkek cesurdur, erkek yiğittir, erkek güçlüdür, erkek dürüsttür, aslandır, kaplandır.

Bir erkeğe "karı gibi" demek hakarettir. Cinayet sebebi bile olabilir.

Olumsuz sıfatların sahibi her zaman kadınlardır.

Karı gibi kıvırmak, kız gibi ağlamak…

Kadın kancıktır, kadın şirrettir, kadın şeytandır, kadın kalleştir.

Bir kadına "erkek gibi" demek iltifattır.

Evin, ailenin bütün yükünü kadın taşısa da kadın ana olsa da toplum da hak ettiği yere hiç bir zaman mücadelesiz gelmemiştir.

 Erkeğin kolayca tahrik olmasından daima kadın sorumludur, kadın suçludur. "Dişi köpek kuyruk sallamazsa, erkek köpek yanaşmaz``  Bir saç telinin görünmesi bile erkeği tahrik etmeye yetebilir.

"Cennet annelerin ayağı altındadır" ama küfürlerin çoğu annelere ve annelerin cinsel organlarına yöneliktir.

Bana göre küfür ya da yemin olarak yaygınca kullanılan en vahim söz  "Anam avradım olsun." Nasıl yani? Bir erkeğin annesi, onun avradı olursa bu ensest bir ilişkidir.  Sadece başkalarının annesi değil, erkeğin kendi annesi de nasibini alıyor bu iğrenç sözlerden.

``Adam`` Sıfatı

"Adam gibi adam",

 "Adam olmak", "Adam yerine koymak.",

"Adama benzemek"

Adam sözcüğü Âdem"den gelir.  Bu sözcüğü "insan" yerine kullanıldığı gerekçesiyle cinsiyetçi bulmayanlar var. Oysa sorun tam da burada. Dile yerleşmiş bir kalıp olması cinsiyetçi olmadığı anlamına gelmez. Niye "insan gibi" demiyoruz?  Niye "insanoğlu" diyoruz da "insan evladı" demiyoruz?

Bu anlamda atılan tek somut adım şüphesiz, bilim adamı sözcüğünün bilim insanı olarak değiştirilmesi.

Erkek egemen dili kullananlar, erkek egemen değerleri benimseyenler sadece erkekler mi? Kadınlar da kendilerini aşağılayan bu dili kullanmakta, bu değerleri benimsemekte sakınca görmüyor.  Hiçbir efendi, ona boyun eğen kölelerin desteği olmaksızın egemenliğini sürdüremez. 

Efendileri yaratan kölelerdir. Kız ve erkek çocuklarını yetiştiren, onlara ilk eğitimlerini veren kadınlardır. Kadınların işbirliği olmasaydı erkek egemen değerler asırlardır devam edemezdi.

Erkeğin, "saçı uzun aklı kısa"ya yönelik şiddeti son dönemde baş döndürücü hızla tırmanışa geçti.

Nedeni şu: Kadınlar kendi hayat gemilerinin miçosu değil kaptanı olmak, kendi hayatları üzerinde söz hakkına sahip olmak istiyor.  Kadın, "kadın gücü"nü keşfediyor. İşte bu, maço erkeği delirtiyor.

Toplumda erkek egemen değerlere sırtını dayamış, bedavadan iktidarda oturarak anne, eş, kız kardeş, kız evlat konumundaki tüm kadınları sömüren, kadını erkeğin hizmetkârı olarak gören ucuz efendilik dönemi tehdit altında.  Köleler isyan etmiş durumda.

"Erkek gücü" denilen şey kas gücüyle başlıyor ve orada sona eriyor. Gerisi halüsinasyon.

Eğer erkeğin kadından "üstün" olduğu tek şey olan kas gücü, kadınla eşit olsaydı, kadın üzerinde şiddete dayalı hâkimiyetlerini bunca zaman sürdürebilirler miydi? 

Ama "saçı kısa aklı uzun" erkek bu düzenin böyle devam edeceğini, konumunu şiddete başvurarak koruyabileceğini sanırken "aklı kısa" kadın, okuyor, öğreniyor, eğitim alıyor, kendini geliştiriyor. Erkeğe muhtaç olmadığını fark ediyor. Ekonomik özgürlüğünü kazanmak istiyor.  Kendi hayatının sahibi olmak istiyor. Bugün kitap okurunun yüzde 85"i kadın. Bireysel gelişim eğitimleri alanların oranı da benzer.

Bir erkek eğitildiğinde bir erkek eğitilir, bir kadın eğitildiğinde bir nesil eğitilir.

Ne kas gücü ne otoriter güç. Uyanan kadını hiçbir güç durduramaz.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —