ÇİĞDEM KEKEÇ

Tarih: 06.06.2013 00:00

Temel Sorun; Tehdit ve Sorgulama Utancı

Facebook Twitter Linked-in

Bir çocuk düşünün… Hayallerin ötesinde gerçeklerle boğuşan… Dış dünyası aileye içi tehlikelere aidiyetli… Ruhundaki yaralara dokunuldukça kanatılan bir çocuk… Kimisi saklı tehditlere maruz kalmış anne ve babası öldürülmesin diye kendisini onların kahramanı yapmış içinde… Kimisi aklı yetene kadar kendisine ne yapıldığını bile anlayamamış… Kimisi ölüm kimisi iftira korkusundan susmuş susabildiği yere kadar…

Acı olan Türk toplumunda İstismar ve Çocuğun yan yana gelmiş olmasıdır. "Cinsel istismar, cinsel doyum için çocuğu kullanmak ya da bir başkasının çocuğu bu amaçla kullanmasına izin vermektir.   Cinsel istismarda bulunan sapkın insanlar, sanılanın aksine genellikle çocuğun çevresinde onunla bire bir iletişim halinde olan kimselerdir. Aslında bu sapkınlık yanlış eğitim problemiyle başlamış ve ailelerdeki geleneksel eğitimin devamı olarak açık kapılardan ülkemize hızla yayılmaya başlamıştır. Yüzyıllardır çocuklarımızı eğitirken onların asla yabancılarla konuşmamasını öğütledik. Onlara bu algıyı yerleştirirken aslında onların kendilerine çok çok yakın olan insanlara karşı da bir savunma mekanizması geliştirmesi gerekliliğini pek önemsemedik. Böylelikle olumsuz olarak gösterilen fiillerin aksini olumlu olarak algılayan çocuk beyni yakın çevresinden herhangi bir istismar fiiliyle karşılaştığında maruz kaldığı davranışın ne anlama geldiğini bile fark edemez duruma geldi. Gün geçtikçe istismar sapkınlarının çoğunlukla yakın çevrede bulunan anne, baba, üvey anne, üvey baba, kardeş, akraba, öğretmen, komşu çemberinde olduğu istatistik veriler neticesinde ortaya çıkmaktadır.

Çocuğun cinsel istismarı,ülkemizde ve dünyada kaygı verici boyutlardadır. Bu sorunu trajik hale getiren etken ise istismarın tespitinin hayli güç olmasından kaynaklanmaktadır. Bunun yanında cinsel istismar suçunun tehdit unsuruyla birlikte işleniyor olması suçu aydınlatma noktasında adli makamları zor kararlar vermeye mecbur bırakmaktadır.  "Biristismarcının çocuğa empoze ettiği sır saklama yükümlülüğü çocuğu aileden ve çevreden izole etmektedir."(Prof.Dr.Oğuz POLAT)Böylelikle çocuk, yaşamış olduğu travmatik vakıalar neticesinde adli makamlara sevk edilmiş dahi olsayargılama esnasında kendisiyle çelişmekte ve öz benliğinden ödün vererek tehdidine maruz kaldığı sapkınları korumaya çalışmaktadır. Benliğini kaybetmiş ve daha küçük yaşlarda yalana itilmiş bu çocukların çoğu hayatlarının devamında yalanı ve korkuyu içlerinde sindirip kişilik kaybına uğramaktadır. Umut ve mutluluk yok olduğunda ileride hızla çoğalan ve suça sürüklenen çocukların olması kaçınılmaz hale gelmektedir. Bugün suçlu psikolojisini incelediğimizde karşımıza çıkan tabloda çocukluğunu travmalarla geçirmiş suçlu modellerini görmekteyiz.

Bir diğer sorun cinsel istismara maruz kalmış çocuklarda ve ailelerde görülen sorgulama utancıdır. Aile ve çevre böyle bir sorunla karşılaştığında daha öncesinde bilinçlenmediği için beklenmedik bir durumla karşılaşmakta ve yaşanan bu sorun çocuğun yakınındakilerde şok etkisi yaratmaktadır. Hazırlıksız insan psikolojisi ister istemez sorunu içgüdüsel olarak çözmeye çalışıp "ayıp, günah, rezalet, utanç ve itibar kaybı" kavramlarından kendisi ve çocuğun etrafına aşılması güç duvarlar örmektedir.

Çocuğun cinsel istismarı sonrası çözüm sürecinde hareket noktası sosyal ve psikolojik yönden donanımlı ve bilinçli bireylerin erken müdahalesidir. Bu noktada atılacak en önemli adım çocuğu yormadan, yaşadığı üzücü olayları normal karşılayarak onun güvenini kazanmak ve devamında olumsuz sorularla değil olumlu yaklaşımlarla olayı anlamaya çalışmaktır. Özellikle ailelerin çocuklarındaki davranış değişikliğini incelemesi ve sorunun hangi sebepten kaynaklandığını çocuğa hissettirmeden tespit etmesi hayati önem taşımaktadır. Devamında çocuğun yönlendirileceği adli mercilerde pedagog ve sosyal yardımcılar eşliğinde hareket edilmelidir.  Kurumlarımızda bilinçli birçok uzman, çocuğun cinsel istismarı suçunun aydınlatılması aşamasında büyük katkı sağlamaktadır. Ülkemizin ve dünyanın en büyük problemlerinden biri olan cinsel istismar, sağlıklı ve kendine güvenen bireylerin gelişmesini önlemekle birlikte ruh ve beden sağlığı bozulmuş; nefret ve sırlarla dolu bir gençliğin de geleceğe taşınmasına sebep olmaktadır. Bilinçli sağduyunun oluşturulması, bugünün çocuklarının geleceğin anne ve babası olacağı şuurunda olunması bu ülkedeki her birey için vatandaşlık hakkı, aynı zamanda da bir yükümlülüktür.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —