Bir çocuk düşünün
Hayallerin
ötesinde gerçeklerle boğuşan
Dış dünyası aileye içi tehlikelere aidiyetli
Ruhundaki yaralara dokunuldukça kanatılan bir çocuk
Kimisi saklı tehditlere
maruz kalmış anne ve babası öldürülmesin diye kendisini onların kahramanı
yapmış içinde
Kimisi aklı yetene kadar kendisine ne yapıldığını bile
anlayamamış
Kimisi ölüm kimisi iftira korkusundan susmuş susabildiği yere
kadar
Acı olan Türk toplumunda
İstismar ve Çocuğun yan yana gelmiş olmasıdır. "Cinsel istismar, cinsel doyum
için çocuğu kullanmak ya da bir başkasının çocuğu bu amaçla kullanmasına izin
vermektir. Cinsel istismarda bulunan
sapkın insanlar, sanılanın aksine genellikle çocuğun çevresinde onunla bire bir
iletişim halinde olan kimselerdir. Aslında bu sapkınlık yanlış eğitim
problemiyle başlamış ve ailelerdeki geleneksel eğitimin devamı olarak açık
kapılardan ülkemize hızla yayılmaya başlamıştır. Yüzyıllardır çocuklarımızı
eğitirken onların asla yabancılarla konuşmamasını öğütledik. Onlara bu algıyı
yerleştirirken aslında onların kendilerine çok çok yakın olan insanlara karşı
da bir savunma mekanizması geliştirmesi gerekliliğini pek önemsemedik.
Böylelikle olumsuz olarak gösterilen fiillerin aksini olumlu olarak algılayan çocuk
beyni yakın çevresinden herhangi bir istismar fiiliyle karşılaştığında maruz
kaldığı davranışın ne anlama geldiğini bile fark edemez duruma geldi. Gün
geçtikçe istismar sapkınlarının çoğunlukla yakın çevrede bulunan anne, baba,
üvey anne, üvey baba, kardeş, akraba, öğretmen, komşu çemberinde olduğu
istatistik veriler neticesinde ortaya çıkmaktadır.
Çocuğun cinsel
istismarı,ülkemizde ve dünyada kaygı verici boyutlardadır. Bu sorunu trajik
hale getiren etken ise istismarın tespitinin hayli güç olmasından kaynaklanmaktadır.
Bunun yanında cinsel istismar suçunun tehdit unsuruyla birlikte işleniyor
olması suçu aydınlatma noktasında adli makamları zor kararlar vermeye mecbur
bırakmaktadır. "Biristismarcının çocuğa
empoze ettiği sır saklama yükümlülüğü çocuğu aileden ve çevreden izole
etmektedir."(Prof.Dr.Oğuz POLAT)Böylelikle çocuk, yaşamış olduğu travmatik
vakıalar neticesinde adli makamlara sevk edilmiş dahi olsayargılama esnasında
kendisiyle çelişmekte ve öz benliğinden ödün vererek tehdidine maruz kaldığı
sapkınları korumaya çalışmaktadır. Benliğini kaybetmiş ve daha küçük yaşlarda
yalana itilmiş bu çocukların çoğu hayatlarının devamında yalanı ve korkuyu
içlerinde sindirip kişilik kaybına uğramaktadır. Umut ve mutluluk yok olduğunda
ileride hızla çoğalan ve suça sürüklenen çocukların olması kaçınılmaz hale gelmektedir.
Bugün suçlu psikolojisini incelediğimizde karşımıza çıkan tabloda çocukluğunu
travmalarla geçirmiş suçlu modellerini görmekteyiz.
Bir diğer sorun cinsel
istismara maruz kalmış çocuklarda ve ailelerde görülen sorgulama utancıdır.
Aile ve çevre böyle bir sorunla karşılaştığında daha öncesinde bilinçlenmediği
için beklenmedik bir durumla karşılaşmakta ve yaşanan bu sorun çocuğun
yakınındakilerde şok etkisi yaratmaktadır. Hazırlıksız insan psikolojisi ister
istemez sorunu içgüdüsel olarak çözmeye çalışıp "ayıp, günah, rezalet, utanç ve
itibar kaybı" kavramlarından kendisi ve çocuğun etrafına aşılması güç duvarlar
örmektedir.
Çocuğun cinsel istismarı
sonrası çözüm sürecinde hareket noktası sosyal ve psikolojik yönden donanımlı
ve bilinçli bireylerin erken müdahalesidir. Bu noktada atılacak en önemli adım
çocuğu yormadan, yaşadığı üzücü olayları normal karşılayarak onun güvenini
kazanmak ve devamında olumsuz sorularla değil olumlu yaklaşımlarla olayı
anlamaya çalışmaktır. Özellikle ailelerin çocuklarındaki davranış değişikliğini
incelemesi ve sorunun hangi sebepten kaynaklandığını çocuğa hissettirmeden
tespit etmesi hayati önem taşımaktadır. Devamında çocuğun yönlendirileceği adli
mercilerde pedagog ve sosyal yardımcılar eşliğinde hareket edilmelidir. Kurumlarımızda bilinçli birçok uzman, çocuğun
cinsel istismarı suçunun aydınlatılması aşamasında büyük katkı sağlamaktadır.
Ülkemizin ve dünyanın en büyük problemlerinden biri olan cinsel istismar,
sağlıklı ve kendine güvenen bireylerin gelişmesini önlemekle birlikte ruh ve
beden sağlığı bozulmuş; nefret ve sırlarla dolu bir gençliğin de geleceğe
taşınmasına sebep olmaktadır. Bilinçli sağduyunun oluşturulması, bugünün
çocuklarının geleceğin anne ve babası olacağı şuurunda olunması bu ülkedeki her
birey için vatandaşlık hakkı, aynı zamanda da bir yükümlülüktür.