Her alanda, bilinçli bir şekilde organize edilen büyük bir toplumsal yozlaşma yaşanmaktadır, yetkili veya etkili kişilerden bir ses çıkmaması ya da herhangi bir tedbir alınmaması, yozlaşmayı daha da derinleştirmektedir ve de derinleleştirecektir.
Yakın gelecekte toplumsal, ahlâkî, ekonomik, sosyal, ve kültürel alanlarla birlikte eğitim ve dinî alanlarda tartışmalara ve ayrışmalara sebep olacak bu yozlaşmanın getireceği sıkıntıların sinyalleri, görmeyenler veya görmek istemeyenler olsa da en azından kendini hissettirmektedir. Ekonomide yaşanan sıkıntılar, diğer alanlarda yaşanan yozlaşmaları kalın bir perde ile örtmektedir. Bu alanda yaşanan olumsuzluklar artık çoğunluk tarafından olağan kabul edilmekte, alan memnun, veren memnun anlayışı kapsamında işler yürütülmektedir yani nerede ki herkes bir ekonomist edasıyla piyasaya yön vermektedir, mesela deprem öncesi yüz liraya verilen veya alınan bir hizmet yüz elli, yüz altmış hatta yüz yetmiş liraya verilmekte, yaşananlar hiçbir tepkiyle de karşılaşmamaktadır. Bu yaşananlar sorgulanmadığı gibi bir çare de ortaya konulmamaktadır. Ekonomide yaşanan bu olumsuz durum, diğer yozlaşmaların görülmesine mani olmaktadır.
Çoklarının dikkatini ve ilgisini bile çekmeyen yıkıcı ve kaygı verici en büyük yozlaşma ise din ve eğitim başta olmak üzere kültürel alanda yaşanmaktadır. Halk, geçim derdi ile cebelleşirken, söz konusu yozlaşma geri pılanda bilinçli olarak, gönüllü elçiler tarafından yürütülmektedir. Yıllarca programlı bir şekilde, savunuyor görünümü altında, içten içe dine karşı yürütülen eleştiriler ile dinî yaşantı görünümü altında, bir kısımlarının yaptıkları yolsuzluklar, söylenen yalanlar, yapılan haksızlıklar, yandaş işlemler, doğruyu söylemeyen, kayırmacılık yapan sözde saygın kişiler, din alanında bugünkü yozlaşmaya sebep olmuşlardır. Bir kere daha söyleyelim ki bunun bedeli ağır ödenecektir!
Yaşanan bütün toplumsal olumsuzluklar ilahî birer cezadır, haksızlığa, kayırmacılığa, başıboşluğa, yalana, israfa, kamu malına el uzatılmasına, yolsuzluğa ve usülsüzlüğe Allah'ın rızası yoktur. Din düşmanlığı ile din tüccarlığı yapmak, halihazır yasalar açısından olmasa da eş değerde insanî bir suçtur. Bu yollarla halka hizmet edilmez!
İnsan, her şart ve durumda dürüst olmak zorundadır, dinin ve insanlığın gereği de budur.
Kendi küçük hesaplarından dolayı gerçekleri görmeyenler, göremeyenler, gerçeklerin ve insanlığın düşmanıdırlar.
İnsanlar anlamasalar da Allah'ın kuralları işlemektedir.