Eldeki Yara Duvardaki Kovuk

Eldeki Yara Duvardaki Kovuk

Bazen diyorum ya;yaşananlara bakıyorum bir cümle bile yazmak içimden gelmiyor çünkü çokları, insanların çektikleri ile,  çürümeye evrilmeye başlamış toplumla hiç ilgilenmiyorlar ancak Sezai Karakoç'un "Kalem yazmak zorundadır" dediği gibi doğrular yazılmak zorundadır.
 

Bugün hutbenin konusu Gazze' de açlıktan hayatını kaybedenler idi. Ne kadar etkili bir anlatımı vardı işin o tarafına girmeyeceğim, işin o tarafı algılama ve sorgulama ile ilgilidir, hocanın okuduğu cümlelerden kısa bir süreliğine ayrıldım, eli silahlı bir cani grup silahsız ve güçsüz bir topluluğu açlığa mahkum ederek ölüme sürüklüyor, onlara yardım edeceklerinden zerre kadar şüphem olmayan birçok insanın, bir şey yapamamamanın, çaresizliğin girdabına düştüklerini ama bir süre sonra bizim de onların da olanları unuttuğunu, dünyamıza daldığımızı, sonra da neden böyle olduğunu bir sorgulamadığımızı görüyorum! Daha sonra da kimimiz veryansın konuşuyoruz!

Elbette yapabileceğimiz bazı işler sınırlıdır ama yapabileceklerimizi yapabiliyor muyuz, bunu bile sorgulamıyoruz, söyleyeceklerim bazılarına tuhaf da gelebilir hatta geliyor da, Allah, "benden yardım isteyin" diyor ama çoklarımız Allah'ı işimize karıştırıyoruz, karışmasını istemiyoruz. Yeryüzünde bir bela musibet varsa bunlar, bizim işimizi doğru yapmadığımızdan demiyoruz. Elbette gavur gavurluğunu yapacaktır ama Müslüman ya da insanî değer sahipleri ne yapmaktadırlar? Bir şey yapılmıyor demiyorum ancak yaptıklarımızı bile sorgulayabiliyor muyuz, bunun anlaşılmasını söylüyorum. Allah'tan safiyetle bir şey istendiğinde, Allah'ın icabeti, bizzat kendi beyanı ile vacib olur. Bu durumda bizim kendimizi bir sorgulamamız gerektiğini özellikle belirtmek istiyorum!

Hutbe okunurken istemediğim halde telefonlarıyla meşgul olanları görünce bir tereddüt geçirmedim değil, çoğumuzda iş, Maraş tabiriyle; "Eldeki yara duvardaki kovuk" hâline çoktan gelmiş bile.

Ben milletimize çok güvenirim, iş başa düştüğünde her biri arslan kesilir ama bu kadar lakayıtlık da hayır alameti değildir. Ben şahsen gerçeklerin görülmesini ve anlaşılmasını isterim, iş kritik noktaya geldiğinde belki beklendiği şekilde yürümez, Allah korusun.

Amerika bölgedeki gelişmelerden dolayı ellerini oğuşturuyor, işler planladığı gibi yürürse mutlu olacak, onlara bu mutluluğu yaşatmamak bizim elimizde, bilinçli toplum olmak zorundayız, kimseye mecbur değiliz, kimse de Peygamber değildir, o iş bitmiştir, zaman, akıl, bilgi, feraset zamanıdır.
Allah yardımcımız olsun,

Tevbe edelim, Allah bizden bunu istemektedir, Allah'ın yardımı bununla doğru orantılıdır, Allah yardım etmezse, bu kadar karmaşık ve bilmediğimiz işlerin içinden sıyrılmamız bile zor olabilir, Allah korusun.


M. Nedim Tepebaşı

26.07.2025 03:27:00


Bekir Büyükkurt Türkiye Birincisi Oldu

Restorasyonu Tamamlanan 5 Camii Daha İbadete Açıldı

Pusula Maraş’tan Gençlere Ramazan Temalı Ödüllü Fotoğraf Yarışması

BAŞKAN AKPINAR: “12 ŞUBAT RUHU, ASRIN FELAKETİNDE YENİDEN DİRİLDİ”

Kahramanmaraş Hızlı Tren Ağına Entegre Ediliyor

KMTSO Başkanı Buluntu’dan 12 Şubat Mesajı

"Kurtuluş Ruhu" 106. Yılında

KSÜ’de Deprem Şehitleri İçin Mevlid-i Şerif Programı ve Anma Töreni Düzenlendi

Kahramanmaraş’ta CHP TBMM Grup Toplantısı Yapıldı

Türkoğlu’nda kar seferberliği vatandaştan tam not aldı

Görgel: “Tarihi Kapalı Çarşı’mızın Restorasyonu Tamamlanıyor”

Kırmızı Yelekliler Derneği'nden Kahramanmaraş ziyareti

AKOM’dan Yağmur ve Kar Uyarısı

Ülkü Ocakları'ndan Anlamlı Destek

Başkan Gül'den YENAD'a Ziyaret

Başkan Çetinkaya’dan Gazetecilere Anlamlı Buluşma

KMTSO Başkanı Buluntu’dan 2025 yılı değerlendirmesi