Dünyada
bazı şehirler vardır ki bunlar sanatı, edebiyatı ve tarihiyle kimlik sahibi olmuşlardır.
Bir şehrin adı telaffuz edildiğinde insan hafızasında onlarca pencere açılır ve
her bir pencere şehrin kendine özgü değerlerini hatırlatıverir, duyan kişiye.
Baktığınız her pencereden kökleri maziye doğur akıp giden bir serencam
görürsünüz. O vakit anlarsınız ki bu coğrafyada kültür havzası oluşmuş, bir
medeni birleşim meydana gelmiş, bir medine yani bir şehir inşa edilmiştir, dersiniz. Bir şehrin inşa
edilmesi elbette önemlidir ama daha önemlisi insanın kıt, yaşamın zor,
imkanların az olduğu dönemlerde bir şehir kimlik bulmuşsa bu daha da önemlidir.
İşte bu yüzden kimlik sahibi şehirler önemlidir. Anadolu"nun batısında İzmir,
İstanbul, Bursa, Edirne, ortasında Konya, Kayseri, doğusunda Erzurum, Sivas, Diyarbakır ve
Malatya kuzeyinde Trabzon, Amasya ve nihayet güneyin Adana, Hatay ve Maraş
kimlik sahibi eski şehirlerden bazılarıdır.
Bu şehirler kimliklerini tarihlerinden, kültür ve sanatlarından alırlar.
Fakat bazı dönemler gelir geçer ve bazı şehirler maalesef ki birçok sebebe
bağlı olarak taşıdıkları kimliğin değerini unuturlar. Öyle ki kendi halkı
tarafından değeri unutulmuş, kimliği zaafa uğratılmış bir şehir, toplumsal yapı
anlamında zedelenir, öz anlamında başkalaşır, ahlaki değerlerden uzaklaşır,
çevresindeki şehirlere oranla silik bir görünüme kavuşur. Bu yüzden şehirlerin
kimliklerinin korunması mühimdir. İçinde yaşayan insanlar, yaşadıkları şehrin
kimliğine sahip çıkmak mecburiyetindedirler. Aksi halde kimliksiz şehir,
ruhsuz, tatsız, yozlaşmış bir toplumun barınak alanı olmaktan başka bir şey
ifade etmez. Tarihine, sanatına, edebiyatına velhasıl kültürüne sahip çıkmayan
halk ya da şehrini ucuz, basit ve değersiz metalarla tanımlayan bir topluluk
hem şehrine hem de evlatlarının geleceğine zarar verir.
Peki, Maraş ne durumdadır? Kimlik
sahibi bir şehirdir ama bunu muhafaza edebilmekte ve geliştirebilmekte midir?
Peşin olarak söylemem gerekir ki
Maraş kendine özgü bir kimliktir. Tarih anlamında M.Ö 16 binlere kadar
gidilebilen bir geçmişe sahiptir. Büyük su kaynaklarına ve geniş verimli
arazilere sahiptir. Ticaret ve göç yollarının kesiştiği stratejik bir noktadır.
Tüm bunlar bir araya geldiği için Maraş kimlik bulmakta zorlanmamıştır.
Hititlerin Gurgum"u, Asurların Marasion"u, Helenistik Dönem ve Romalılarile
birlikte Germaniciaadıyla kimlik bulan şehir, Arapların dilinde Mar"aş zamanla Maraş adını almıştır. Türkler geldiğinde ise Maraş
bir Türk hanedanın başkentidir. Dulkadiroğulları adıyla 1337"de kurulup 1522"de
tarih sahnesinden çekilen bir devletin merkezi olmuştur. Sonrası Osmanlı bir
vilayeti haline dönüşmüştür. Zamanla başkent kimliği unutulmuş önce vilayete
sonra sancağa düşürülmüş bir şehir olarak dört asır kimliğini koruma mücadelesi
vermiştir. Gün gelip de Osmanlı yıkılınca sahipsiz kalmış, işgale uğramış, değerleri çiğnenir hale gelmiştir. Görmezden
gelinerek silikleştirilmesine rağmen Maraş kimliği çekirdeğini korumayı
başarmıştır. Kendi başına bir istiklal mücadelesine girişmiş, zafer kazanmış ve
kimliğini korumuştur.
Maraş kültür ve sanat alanında da
bir kimliktir. Maraş Aslanı"ndanşimdi yerinde olmasa da kaledeki Bayrak Tutan
Bozkurt Heykeli"ne, Ceyhan Köprüsü"nden Elbistan Ulucami"ne, hat sanatından
divan şiirine, Karacaoğlan"dan Hayati Vasfi"ye, Karakoçlardan Mahsuni Şerife
bir büyük kültürün inşacısı, önemli bir kimlik sahibidir Maraş.
Maraş"ta
doğup büyümesine, aşını ekmeğini yemesine, varını yoğunu bu şehre borçlu
olmasına rağmen birçok kişi bu kimliğin farkında değildir. Birçok kişi ise
aymazlıklarından dolayı bu kimliği umursamamaktadır. Bazıları ise
cahilliklerinden veya hasetliklerinden dolayı Maraş kimliğinin düşmanı gibi
davranmaktadırlar. Tahkir etmek, tahrip
etmek, malayani söz ve davranışlarla silikleştirmek için gayret gösterenler de
yok değildir. Bunlardan birçoğuna göre sanki Maraş, dondurmadan, paçadan,
tekstilden, çelikten yahut üç beş şairden ibarettir! Yanlış anlaşılmayalım
adını zikrettiğimiz alanları düşmanı değiliz lakin koskocaman bir Maraş
kimliğinin birkaç alana indirgenmesinedir itirazımız.
Maraş
saray mutfağı denilince aklına Topkapı Sarayı gelenleredir, sitemimiz.
Dulkadiroğulları bir devletti, büyük bir Türkmen kültürüne sahipti. Sarayında
pişirilen yemeğin lezzeti ve yapılış aşamasındaki merhaleleriyle kendine
özgüydü. Kurulan sofra bezinin dokuması, bezin kenarının süslenmesinde
kullanılan nakış, sofranın üzerine konulan kaşık, soğuk su doldurulan bardak
Maraş"a özgüydü ve Maraş kimliğinin oluşmasını sağlayan sanattın inceliklerini
göstermekteydi. Osmanlıya gelin verdik diye övünenlerdeki kültürel ezikliği
nasıl tarif edeceğimi bilemiyorum. Maraş Sarayı"ndan çıkan gelinler sadece
Osmanlı"ya gitmedi. Memlükler ve Akkoyunlular da Dulkadiroğulları ile akrabalık
ilişkileri kurdular. Asıl mesele şudur; kurulan toylar, çalınan davullar,
oynanan oyunlar, verilen çeyizler, gelenek ve görenekler bir Türkmen şehrinin
kimliğini taşımasıdır.
Bugün
bu şehirde yaşatılmaya çalışan bazı meslekler vardır ki bunların birçoğu el sanatları
olarak da anılmaktadır. Oymacılık, kakmacılık, sim sırma, kuyumculuk,
bıçakçılık, demircilik,külekçilik, dericilik, bakırcılık vs. Gerçekten
unutulmaya yüz tutmuş birçok uğraş zanaat ve sanat olma arasına sıkışmış
meslekler yaşatılmaya çalışmaktadır. Şehrin tarihi dokusu ve kimliği anlamında
bu zanaat ve sanat alanlarının korunması ve yaşatılması önemlidir. Fakat
meseleyi burada da dar bir alana hapsetmek doğru değildir. Bugün bu şehirde
kullanılan malzemede, hammadde de değişiklik olsa da farklı dallarda zanaat ve
sanat dalları icra edilmektedir. Bunların çağın gereğine uygun olarak
yaşatılması şehrin kimliğinin muhafaza edilmesinde etkili olacaktır.
Maraş
kimliğinin yaşatılması demek sanat anlamında eskiye saplanıp kalmak demek
değildir. Germenicia döneminde mozaik önemliydi, Hititlerde ise heykel veya taş
oymacılığı. Selçuklu öneminde el sanatları, Osmanlı"da ise hat, tezhip ve
mimari sanatın inceliklerinin yansıtıldığı alanlar olarak karşımıza
çıkmaktadır. Bugün sanatın icra edildiği saha çok daha geniş ve farklıdır.
Müzik, tiyatro, sinema ve diğerleri. Şehir kimliğini yaşatmak için sanatta,
edebiyatta ve kültürün diğer kollarında gelişime, değişime ve yeniliğe açık
olmak zorundadır. Bu yenileşme ve değişim elbette maziden güç almalı ve atiyi güçlü
kılmalıdır. Birçok alanda Maraş ağır
aksak ilerliyor olsa da sanatın ve edebiyatın bazı alanlarında güçlü olması
Maraş kimliğini yaşatmaya devam etmektedir.
Maraşlı,
kendini iyi tanımalıdır. Şehrini iyi bilmeli, değerlerine sahip çıkmalıdır.
Süleymaniye ve Selimiye"yi gördüğünde Mimar Sinan"ı tebrik ve takdir etmelidir
lakin Arif Nihat Asya"nın;
Maraş Türkiye"nin temel
taşıdır
Maraş
Türkiye"nin kalem kaşıdır
Maraş
tarihleri inşa ettiren
Koca
Sinan"ların mimar başıdır, dizelerini hatırlamalıdır. Sonra Elbistan Ulu
Cami"ni yaparken Mimar Sinan"a ustalık yapan Maraşlı mimar ile gururlanmalı, AbdülhamidHan
Cami"nin şerefelerinden bakıp İstanbul"un seyir tepesine kondurulan Camlıca Cami"ndeki Maraş izini görmelidir.
Çeşmelerde, kubbelerde nakış nakış işlenmiş ayetleri, hadisleri,
esmaülhüsnaları, kitap sayfalarındaki altın varaklı tezhipleri görüp hattatları
hayırla yad eden Maraşlı bilmelidir ki, II.Bayezid"e ders veren, Osmanlı Hat
Sanatçılarının üstadı olduğu için bu sanatın şeyhi kabul edilmiş , eserleriyle
tarihe nam salmış Hattat ŞeyhHamdullah"ın hocası bir Maraşlıdır. Şeyh Hayreddin Maraşî"nin hat ve tezhip
sanatındaki eserleri Dulkadiroğlularının
bu sanatlarda Osmanlı"dan ileri olduğunu
göstermektedir. Dolayısıyla Süleymaniye Cami"nin kubbesindeki veya III.Ahmet
Çeşmesi"nin duvarına hat sanatının zarafetiyle işlenmiş ayeti kerimeleri
okurken bir Maraşlı, tarihiyle, kültürüyle sanatı ve sanatkarıyla gurur
duymalı, şehrinin kimliğini oluşturan değerlerine sahip çıkmalıdır.
Söz
sanatında, Dadaoğlu, Karacaoğlan, Sümbülzade Vehbi, Necip Fazıl, Abdurrahim
Karakoç, Mahsuni Şerif, Hayati Vasfi, Cahit Zarifoğlu ve daha niceleri Maraş"ın
kimliğini inşa eden büyük ozanlar, şairler ve üstatlardır. Bunların dışında
bugün de çok önemli şairlerimiz, söz ustalarımız şehrimizin kimliğini yaşatan
şiirler yazmakta eserler vermektedir. Evet, Nuri Pakdil, Rasim Özdenören ve
Yedi Güzel Adam namıyla cem olmuş diğer kalem erbapları kıymetlidir, şehrin
kimlik bulmasında rolleri mühimdir.
Şimdi
yeni bir asrın başındayız ve hem şimdi hem
bu asrın sonunda şehrimizin kimliğini yaşatması için gayret gösteren,
eserler veren, fikir işçilerine, şairlere, hikayecilere, romancılara destek
olma zamanıdır. Geçmişiyle övünen müsrif esnaf, güçten düşmüş kabadayı edasına
bürünmek, tekrarlara düşmek, geleceği okuyamamak bizlere, bu şehre ve ülkeye,
en nihayetinde insanlığa bir katkı sağlamaz.
Son
zamanlarda plastik sanat dallarında, heykel ve resim gibi alanlarda, müzik ve
tiyatro sahasında şehrimizde ciddi kımıldanmalar görülüyor. Muhakkak bu
alanların da desteklenmesi gerekiyor. Halk ile sanatın birleştirilmesi,
şehrimizin kimliğini güçlendirecektir. Sanat anlamında zengin bir şehir,
düşünen, farklılıklara saygılı, özgüveni yüksek ve üreten bir toplumun kimlik kazanmasını
kolaylaştırır.
Kahramanmaraş
Büyükşehir Belediyesi tarafından Unesco Edebiyat Kenti payesini alabilmek için
ciddi çalışmalar yürütülmektedir. Bu çalışmanın başarılı olması,
Kahramanmaraş"ın Unesco tarafından Edebiyat Kenti sayılabilmesi için sanatta ve
edebiyatta ulaştığımız nokta çok önemlidir. Kriterler net. Şehrin bir kimliği
olmalı, hikayesi olmalı ve bu şehir talip olduğu edebiyat alanında edebiyat
kenti olduğunu göstermelidir. Bu işin resmi işlerini yürütme yükümlüğü belediye
sorumluluğundadır. Fakat Kahramanmaraş"ın şehir kimliğini ortaya koymak,
edebiyat ve sanat kenti olduğunu göstermek ise öncü olarak edebiyatçılarımızın,
sanatkârlarımızın mesuliyet alanındadır.
Resmi kurumlar, kuruluşlar, STK"lar ve şehrin her bir ferdi bir edebiyat
kenti olduğumuza, sanatla iç içe yaşadığımıza, dünyaya anlatacak
hikâyelerimizin, gönüllere dokunacak şiirlerimizin olduğuna inanacak ve buna
göre hareket edecektir. Şehir olarak bunu başarabilirsek Maraş kimliği güç
kazanacaktır.
Son
olarak şiir yazan, öykü kaleme alan, hikaye derleyen, roman kurgulayan, dergi
çıkaran, sim sırma işleyen, bıçağa su veren, resim çizen, tiyatro kuran, sahaf
açıp ucuza kitap satan velhasıl sanatın her alanında verdiği eserleriyle
şehrimizin kimliğine değer katan herkese müteşekkirim, vesselam.