5
Aralık Dünya Kadın Hakları günü münasebetiyle bu gün ki yazımı İslam Tasavvuf
tarihinin en büyük simalarından biri olan MuhyiddinArabi"nin kadına bakışını
dile getirmek istiyorum. " En büyük üstat"unvanını alan Muhyiddin Arabi"Fütuhat" adlı eserinde kadın konusunu
uzun uzadıya anlatmıştır. İbnu"l-Arabî
ana rahmi ile Yüce Allah"ın isimleri olan Rahman ve Rahim (rahmet, merhamet
edici) sıfatları arasında ilişki kurar, şöyle der:"Allah Rahme yani ana rahmine dedi ki: Seninle bağlantı kuranla
bağlantı kurarım. Seninleolan bağlantısını
koparandan bağlantımı keserim.Arşta asılı duran Rahim der ki : " Benimle
irtibat kuranla Allah irtibat kurar. Benimle olan irtibatını kesenden Allah irtibatını
keser"(Müslim, Birr,6)."Ana Rahmi Rahman sözcüğünden türemiştir.Ana
rahmiyle ilişki kuranla Allah ilişki kurar.Onunla ilişkisini kesenden Allah
ilişkisini keser"(Tirmizi,
Birr,16)
mealindeki hadisleri yorumlayan Muhyiddin Arabi şöyle der : " Bütün bağlar, ilişkiler, nesepler ve
akrabalıklar ana rahmi sayesinde gerçekleşir. Allah ile kulu arasındaki
ünsiyet, yani Allah"a kul olma ilişkisi de rahim( ana rahmi) sözcüğünün kökü
olan rahman sayesinde gerçekleşir. Rahman karşısında rahim hangi konum da ise
erkek karşısında da kadın o konumdadır. Rahim sözcüğü Rahman"ın türevi(dalı,
budağı) olduğu gibi kadın da erkeğin dalı budağıdır. Havva Âdem"in bir türevi
olduğu için aralarında sevgi ve merhamet vardır(Rum
Suresi/30:21).Bu,
Rahman(Allah)la rahim (ana) arasındaki sevgiye ve merhamete işaret eder. Bundan
dolayı "sılayı rahmi" yani aynı rahimden meydana gelenlerin "sıla-i rahim"yapmaları
emredilmiştir. Sevgi, doğum sonucunu getiren nikâh sebebidir. Rahmet, eşlerin
birbirine duydukları özlemdir, birlikte olma arzusudur. Kadın açısından
parçanın bütüne, dalın köküne, garibin vatanına duyduğu hasret ve özlemdir bu.
Erkek açısından ise bütünün parçasını, kökün dalını arzulaması ve ona kavuşma
isteğidir. Kök dalını arzular, zira onunla devam eder, onunla tamam olur. Erkek
de ancak kadınla tamam olur. Aksi halde eksik kalır. Sevgi ve rahmet sayesinde
bütün parçayı, parça bütünü arar, bulur, onunla bütünleşir, kaynaşır. Bu
kaynaşma erkeğe babalık, kadına annelik vasfını kazandırır".
Muhyiddin
Arabi, kadını Allah"ın "ibda ve icat" yani yoktan var etme sıfatının mazharı
olarak görür. " Çocuk dünyaya getirince
kadın, Allah"ın yaratıcılık sıfatı onda tecelli eder" der. "Kadının değerini, ondaki sırrı ve hikmeti
bilen kemale erişir" der."Dikkat ediniz, Hz. Peygamber "kadınlar bana
sevdirildi" diyor. Sevdiren kim?
Sevdirilmek sevmenin ilerisinde bir şeydir ve sevmeyi içerir. Sevmek beşeri,
sevdirilmek ilahi kaynaklıdır. Yüce Allah peygamberine, onu kendisinden
uzaklaştıran şeyleri değil, yaklaştıran şeyleri sevdirir ve kadın sevgisi
erkeği Allah"a yaklaştırır.( Fütuhât, II,25, bab,249,
S.Uludağ, SûfiG.Kadın,İst., 1998,s.64-65)