Türk Cumhuriyetleri`nde İnsanları Cemaatlere Bölen Dini Fırkalar


Bilim ve irfanı günden güne gerileten, eskiye tutunup yeniyi hor gören, İslam`ın, bir şiddet ve savaş dini olarak takdim edilmesine neden olan Vahhabilerin ve radikal dini grupların hem İslam`a zarar verdiklerine hem de misyonerlerin ekmeğine yağ sürdüklerine Türk Cumhuriyetleri`nde pek çok kez şahit oldum. Ayrıca Türkiye`den Türk Cumhuriyetleri`ne gidip oralarda Türk kimliğini örtbas ederek cemaat kimliğini öne çıkaran ve insanları şu cemaatin adamı bu cemaatin adamı diye fırkalara ayıran bir takım insanların hizmet yerine ayrımcılık yarattıklarına da şahit oldum.


 Dine söyletilen radikal söylemlerin ve şiddet eylemlerinin neden meydana geldiğine, radikal eylemcilerin, ölmeyi, öldürmeyi neden istediklerine yönelik pek çok soru ile karşılaştım. Bu bağlamda şiddet ve din içerikli söylemlerin bu coğrafyada gittikçe çoğaldığını gördüm. Bu görünümden çok rahatsız olan pek çok insanın sitemlerine muhatap oldum. Bu bağlamda Azerbaycan-Şeki İline bir konferans için gittiğimde oranın eşrafından olan merhum Hacı Refik Bey`in bana söylemiş olduğu şu sözlerini çok anlamlı bulmuştum:


"Türkiye`den buralara kadar gelip, biz kardeşlerinize, bize unutturulan dinimizi hem fakültenizde hem de verdiğiniz konferanslarla anlatıyorsunuz. Sizlerden başkaları da gelip anlatıyorlar. Ne olur İslam`ı duru, berrak olarak sunun. İran"dan, Arabistan"dan ve Türkiye"den farklı cemaatlere ve mezheplere mensup din adamları geliyor, Bunlar, kendi cemaatine, kendi mezhebine mensup olanların kurtuluşa ereceğini söylüyorlar, bu da hem bizleri üzüyor hem de misyonerlerin / emperyalistlerin işine yarıyor. Geçmişte bu halk Sünni-Şii çekişmesini yaşadı. Şiiler okullarına Ali Okulu, Sünniler de Ömer okulu adını vererek daha küçük yaştaki yavrularımızın zihinlerini karıştırdılar. Geçmişten gelen Sünni-Şii kavgası bizleri bitirdi. Komünizm geldi, bu adları kaldırdı. Kaldırırken de ‘bakın din sizi ne hale getirdi?  Okullarınızı, çocuklarınızın zihinlerini bile böldü, parçaladı", dedi; dedi ama o da dini afyon olarak gösterdi. Sizlerden rica ediyoruz, bizleri geçmişin teferruatı içinde boğmayın. Allah bir, Muhammed hak, bundan sonra da dürüst olarak yaşamak, insanlara, topluma ve Yaratıcıya karşı görevlerimizi yerine getirmek, çalışmak, verimli olmak, barış içinde yaşamak, biz bunları istiyoruz."



M. KEMAL ATİK

31.03.2017 08:26:44


Karatutlu: “Çevre Bakanı Murat Kurum’a Söyledim: “Deprem Uyardı, Raporlar Uyardı… Dinlemediniz.”

Kahramanmaraş’lı Minik Dâhiden Dünya Birinciliği

Afşin ve Göksun’da Miniklere Özel Tiyatro Gösterisi

Kır Ailesinin Acı Günü

Kasım’da Dermankart’lı Ailelere 23 Milyonu Aşan Destek Ödemesi Yapıldı

KSÜ Kampüs Kablosuz Ağ Altyapısı Genişletildi

Goalball’da Gümüş Zafer

Ampute Futbol Türkiye Kupası Finali Kahramanmaraş’ta!

Göreve atanmasının 113. gününde, 113 partiliyle birlikte Ankara’ya ziyaret

Kahramanmaraş’ın talepleri tek tek Ankara gündeminde

TYB Kahramanmaraş Şubesi tarafından “Batılılaşma İhaneti’ni Yeniden Okumak” Programı Düzenledi

Kahramanmaraş’ın ilk elektrikli otobüslerinin sevkiyatı başladı

İş İnsanı Mesut Şahinkanat’a Anlamlı Plaket

Büyükşehir, Melek’in En Büyük Hayalini Gerçekleştirdi

Milli Savunma Bakanlığı, Onikişubat Belediyesi’nin dünyanın en büyük Türk Bayrağı’nı uzaydan görüntüledi

Onikişubat Belediyesi’nin Kahramanlık Türküleriyle Cumhuriyet Konseri’ne yoğun ilgi

Cumhuriyet Yürüyüşü’nde Kahramanmaraş Tek Yürek Oldu