Eski Maraş`taki misafirlik ile Batı`daki misafirliği kıyasladığımız zaman, iki millet arasında büyük bir fark olduğunu görüyoruz.
Bizim toplumumuz yaşayışını, İslam inancına göre
şekillendirir. Misafirlik anlayışımızın temelinde de inancımızın ışığı vardır.
Bizim toplumumuz evine misafirin gelmesinden hoşnut
olur ve gelen misafiri Hak misafiri olarak kabul eder. Eve gelen misafirle
birlikte evin bereketinin artacağını ve eve rahmet ineceğini düşünür.
Batı toplumunda ise; misafir demek zahmet ve külfet
demektir. Kapitalist anlayışta; misafirin gelmesinde rahmet ve bereket
düşüncesi yoktur. Aksine sadece tüketmek ve zarara girmek vardır. Batı
toplumunda misafir hep tüketicidir. Maddiyatı ve zamanı tüketir. Hatta
Batılının konforunu bozar.
Bizim medeniyetimizde misafir evde ağırlanır ve misafire
sunulacak ikramı ev sahibesi hazırlar. İkramı bakkaldan ve çarşıdan almak ayıp
sayılır. İkram çarşıdan alındığı zaman misafirin önemsenmediği kabul edilir.
Çünkü ev sahibi misafiri sevdiğini ve misafire ilgi gösterdiğini yaptığı
hazırlıklardan ve ikramdan belli eder. Burada aslolan pahalı ikramlar
hazırlamak ve sunmak değil, misafire önemsendiğini hissettirecek ikramları hazırlamaktır.
Batıda ise misafir dışarıda ağırlanır. Yemek
dışarıda lokantada yedirilir. Konaklamak için ise otel kullanılır. Misafir
dışarıda ağırlandığı için ev sahibi emek noktasında hiç bir zahmete girmez.
Misafiri Hak misafiri olarak görmediği için, misafirin rahmet ve bereket
vesilesi olacağını da düşünmez.
Bizim
medeniyetimizde misafir evde ağırlanmak zorundadır. Ve ev sahibi gelen
misafirinin rahatını sağlamayı üstüne bir borç olarak kabul eder. İmkânları
mucibince gelen misafirini rahat ettirmeye çalışır. Misafire konforu değil
rahatlığı temin eder. Evin en güzel yeri misafire ayarlanır ve ikramların en
güzeli misafire sunulur.
Batılılarda misafir çok nadir evde ağırlanır.
Ağırlandığı takdirde de yemek dışarıdan söylenir. Dolayısıyla ev sahibinin özel
bir yemeği yoktur. Dışarının özel diye sunduğu yemekleri misafire sunar.
Bizim medeniyetimizde misafir evde özel bir intizamla
misafir edildiği gibi, evin çocukları da misafirlere ayrı bir ihtimam gösterir.
Misafirin ağırlanması kadar misafirin
uğurlanması da özel bir öneme sahiptir. Misafir kalkmak istediğinde, misafire
memnuniyet belirtisi olarak "tekrar bekleriz" "her zaman kapımız açık" şeklinde
ifadelerde bulunulur. Ve misafir kapının dışına kadar uğurlanır. Hatta vesaitine
binip uzaklaşıncaya kadar kapının dışında beklenir.
Batı toplumunda misafiri uğurlama anlayışı yoktur.
Hatta misafir yanlarından kalkıp giderken ev sahibi çok fazla rahatlığını
bozmaz. Uğurladığı misafire de hayır temennileri ve dua etmek yoktur.
Batı toplumunda misafir eve gelmiş ise, misafir kim
için gelmiş ise misafirle sadece o ilgilenir. Yani misafir evin babası için
gelmiş ise, çocuklar kendi dünyalarından çıkıp misafirle ilgilenmez. Yani
misafir ailenin tüm bireyleri ile muhatap olmaz. Daha doğrusu olamaz.
Batı toplumunda herkese ayrı oda anlayışı, kişileri
bireysel hareket etmeye itti. Daha sonraki süreçte ise, hem bireysel hem de
sanal kişilikleri ortaya çıkardı.
Her ne kadar
bizlerde batının rüzgârına uğramış olsak da, ancak köklerimiz sağlam olduğundan
dolayı ayakta kalmaktayız.
Muhabbetle kalın