Müslümanların Batı dünyasına karşı bir tehdit oluşturup oluşturmayacağı konusu dünya gündeminden düşmüyor. Birkaç kişinin ya da bir örgütün, bir milletin yaptıklarına bakarak bir dine veya bir millete düşman olursan veya cephe oluşturursan bunun adı teröre karşı terör adını almaz mı? Ne yazık ki Batı toplumunda Bu anlayış çok büyük boyutlarda olmasa da hızla yayılıyor bu da ırkçılığın, hoşgörüsüzlüğün ve milliyetçiliğin artmasına sebep oluyor. Bu durum devam ederse Avrupa çok büyük sorunlarla karşı karşıya kalabilir. Avrupa"nın bunun üstesinden ancak ülkeler arasında sıkı işbirliği ile ortak bir göçmen ve mülteci politikalarının hayata geçirilmesiyle gelebilir.
Ayrıca yeni bir istikrarsızlığın merkezi haline gelen Fransa"nın
Radikal dinci teröristlerin eylemlerine karşı Müslümanlara yönelik sert
eylemlere başvuracağı da söyleniyor. Peki, Fransa sert eylemlere başvurarak bir
sonuç alabilecek mi? Bize göre evet
demek oldukça zor. Çünkü Fransa"nın geçmişi sömürgeci bir devlet olmakla
lekelidir. Cezayir"in 1950"lerde Fransızlara karşı gerçekleştirdiği Kurtuluş
Savaşının Cezayirlilerde bıraktığı derin etkiler hala sürüyor. Fransızların
Cezayirlilere üstten bakışlarının izleri de nesilden nesle sürüp gidiyor.
Ayrıca Fransa"da ne kadar Müslüman göçmen olduğunu söylemek de mümkün değil.
Yaklaşık dört milyon göçmenin oluğundan söz ediliyor. Bunun iki buçuk
milyonunun Fransa"nın sömürgesi olan Tunus,
Cezayir ve Fas"tan geldiği biliniyor. Bunların çoğu da Fransa"nın
sömürgesi olduğu dönemde gelmişler. Bugün ikinci ve üçüncü kuşağını veren bu
Müslüman Afrikalılara halk dilinde Fransa"da doğan Kuzey Afrikalılar adı
veriliyor. Bu Müslüman topluluk, daha çok endüstrinin yoğun olduğu Kuzey Fransa
ile Paris ve Marseille"nin banliyölerinde oturuyorlar. Bine yakın dernekleri
var. Camilerinin sayısı binin üzerinde. Fransa"daki Müslümanların büyük bölümü Cezayirlidir.
Cezayir"in 1830"dan 1962"ye kadar Fransa"nın sömürgesi olması Cezayirlilerde
Fransızlara karşı sert tavır alma mücadelesi yıllar önce başlatılmış. Ayrıca bu
anlamda toplumda sosyal marjinal gruplar olarak yaşayanların sayısı gün
geçtikçe artıyor. Fransızlar bu durumu kendileri için bir tehlike olarak
algılanmaya başladı bile.
1997 yılında Paris"te kaldığım günlerde Cezayirli, Fas ve Tunus kökenli Fransız vatandaşları ile yaptığım araştırmada çoğu gençlerin intikam duygusuyla Fransızları haklarından yoksun bırakacak kadar tedirgin ettiklerine şahit oldum. Mağribi Arapları olarak halk nezdinde öne çıkan bu insanlar Fransızlara karşı intikam alma şiddetini her fırsatta gösteriyorlar. Bu gençler, dünyalarını sanki etkin bir şekilde Fransızları tedirgin etmek için kullanıyorlar. Sebebini sorduğumda aldığım cevap şöyleydi: "Fransızlar atalarımızı buralara getirip köle olarak en zor ve en iptidai şartlarda yıllarca boğaz tokluğuna çalıştırdılar. Atalarımız sayesinde bu duruma geldiler. Biz de onların acılarını ve korkularını Fransızlara yaşatacağız. Hayatı onlara yaşanmaz kılacağız " Bu manada Fransa"da yeni bir istikrarsızlığın ortaya çıkacağı görülüyor.