Daha Diyarbakır"daki, Suruç"taki patlamaların şok etkisini
üzerimizden atamadan, başkentimizdeki patlamanın etkisiyle büsbütün bilincini
kaybeden insanlara döndük. Bir güç, Türkiye Cumhuriyeti Devleti"ne kafa tutup
adeta istersek ülkenizi başınıza geçiririz dercesine meydan okuyor. Biz bu
kadar mı acz ve zafiyet içindeyiz? Kandil"deki baronlar, onların velet-i zinaları
neler söyleyip duruyorlar. İnsanın kahrından kanı donuyor. Setretmedikleri
kutsalımız kalmadı. Her gün vatanın kara bağrına sayısız Mehmetçik"i kurban
veriyoruz. Adeta tarih tekerrür ediyor.
Yemen"de, Hicaz" da, Mısır"da Kanal"da, Filistin"de, Suriye"de, Tıraplusgarp"ta
gördüğümüz ihanetler gibi ihanetleri görüyor ve yaşıyoruz. Halife-i Rûy-i
Zemin"in ordusunu Haçlılarla birlik olup alçakça arkadan vuranları unutmadık.
Gaibi ancak Allah bilir. Belki de bu gün,
Suriye"de, Irak"ta, Yemen"de, Libya"da yaptıklarının kefareti ödeniyor.
Bunda günahı olmayan yeni neslin acısını bizler gene vicdanımızda duyuyoruz. Bu
tarihi gerçekten yola çıkarak diyorum ki vatanımızı parçalamak isteyen bölücü
Kürtlerin de akıbeti Osmanlıya ihanet eden Araplar gibi olacaktır. Bu terör
belasına sür git denemez. Nasıl olsa bu mücadele Türk Milleti"nin zaferiyle
sonlanacaktır. İhanet edenlerin başına olmadık musibetler gelecektir. Türk
Milleti"ne ihanet deyince, akla gelen yakın tarihimizden Filistin lideri Yaser
Arafat"ın şu sözü akıllarda çağrışıyor. ""Türk Milleti: soylu, asil, necip bir millettir. Ona ihanet
edilmez. İhanet eden er geç cezasını bulur.""
diyerek tarihi bir hatırlatmada bulunmuştu. Bu milletin vatanına,
bayrağına, mukaddesatına, devletine, demokrasisine, cumhuriyetine ihanet eden,
silah çeken mutlaka cezasını bulacaktır.
Olana, bitene
bakıp içimiz kararıyor. Ancak Türk tarihine şöyle bir baktığımızda, bu milletin
nice badireler atlattığına tanık oluyoruz. Bu handikaptan da er geç çıkacağımız
moralini kazanıyoruz. Ahmet Hikmet Müftüoğlu"nun şu sözü bunun en belirgin
kanıtı. " Sen şarkın kınına girmeyen kılıcısın; döğüle, döğüle tavlanır,
vurula, vurula kırılırsın. Yine her
parçandan bir kıvılcım, her kıvılcımından bir şimşek çıkar. İlahi bir kuvvetin,
ebedi bir feyzin var, ey Türk."" Milletimiz, yönetimdeki gafleti,
liyakatsizliği, ufuksuzluğu, devleti
tanımamazlığı, ön sezi eksikliğini bir çok dönemde yaşadı. Söz gelimi Tanzimat
Dönemi"nde yaşananları vatan şairimiz Namık Kemal Hürriyet Kasidesi"nde şöylece terennüm etmiş; " Kılab-ı zulme kaldı
gezdiğin nazende sahralar, /Uyan ey
yareli şir-i jeyan bu hab-ı gafletten."" Bugünkü Türkçemizle :
Ey kükreyen yaralı aslan, senin
gezdiğin güzel sahralar,zulmün köpeklerine
kaldı. Artık yeter, gaflet uykusundan
uyan, diye sesleniyor. Bu gaflet uykusundan da
bu ülkeyi 33 yıl yöneten Abdülhamit Han"la uyandırıyor. Bu siyasi dehayı
Rabbim milletimize nasıl bağışlamışsa hacet kapısı kapanmamıştır, bu vatan
sahipsiz değildir.
Ankara Gar Meydanı"na halisane duygularla gelenlere Allah rahmet eylesin, yakınlarına da sabır ve dayanma gücü versin.