Toplum içerisinde faydalı bir şeyler yapılmak istendiğinde, bazı kişilerin eleştirisi şu oluyor:
"Bundan ne çıkarınız var?"
Toplumda bir çok iş, çıkar ilişkisine dayalı yapıldığı
için, iyi niyetle yapılmış işlerde de kötü niyet aranıyor.
Kapalı kutu toplumlarda "eleştiride" "övgüde" yanlış anlaşılmaktadır.
İnsanların büyük çoğunluğu yergiyi ve eleştiriyi yıkıcı bir durum olarak
algılarken, övgüyü ise; yalakalık yapmak olarak algılıyorlar.
Çevremizde aksayan bir durumu eleştirdiğimiz zaman;
aksayan durumun bir parçası olanlar, "pelerin görmüş boğa gibi"
eleştiri yapan kişilere saldırmaktadır.
Doğru davranışı övmek kişiyi onara etmek iken, bugün
yalakalık olarak görülmekte. Tabi bunun temel sebebi halimizin çıkar ve menfaat
ilişkisine bağlanmasıdır. Menfaat ilişkisi olanlar, işini halledene methiyeler
düzerken, bu işin Allahın rızasına ve toplum menfaatine ters olduğunu söyleyen
kişi hemen taş yağmuruna tutuluyor.
Toplumda "Köprüyü geçene kadar ayıya dayı de" sözü
toplumda çok sık kullanıyor ve kabul görüyor.
Bugün kişiler, kendi menfaatine uygun olan siyasi tarafı
yada cemaati kendine perde yapıp her tür haltı meşrulaştırmaya çalışıyor.
Kişi,bir eylemi yaparken toplum menfaatine değil de kendi
çıkar ilişkisine yada mensubu bulunduğu tarafın çıkar ilişkisine uygun şekilde
yapıyor.
Yanlışı meşrulaştırmak için yapılan eylemlerden biride,
karşıdaki kişileri aşırı yüceltmektir. Kişiler kulluktan çıkarılıp kutsanmaya
başlıyor. Bunun neticesinde kişinin hata yapmayacağına hükmediliyor. Ve aşırı
kutsanan bu kişiler eleştirilince, ilk söylenen
"Sen o mübarekten daha mı iyi biliyorsun?" sözü oluyor.
Eleştirmeye ve eleştirilmeye korkuyoruz. Oysa hakiki
dostlar, dostunun hatasını dostuna söyler ve dostunun hata yapmasını engeller.
Ama bugün yapıcı eleştirilere bile kulak tıkanıyor ve egoist, bencil, burnu
havalarda bir kişilik ortaya çıkıyor.
Bugün bir çok siyasetçi, yazar, akademisyen v.b kişiler
bugünkü konumlarına bir çok çetrefilli yollardan gelmişlerdir. Bir çok eleştiri
almışlardır. Bu eleştiriler sayesinde merdiven basamaklarını çıkmışlardır.
Biz niye mi gelişmiyoruz? Çünkü eleştirmekten ve
eleştirilmekten korkuyoruz.
Doğru ve tadında eleştiri yıkıma değil, inşaya götürür.
Sağlam dostluklara kapı aralar.