Merhaba ben Sibel uzun uzun kafa yormama rağmen bulabildiğim tek cevaptı adım. Devamında düşündüklerimi bir kaç cümle ile anlatamayacağım için kusuruma bakmayın... Başlangıç olarak toplum içerisinde susmayı tercih ederim. Kelimeleri sevmediğimden değil, susmak çok daha cazip geliyor son zamanlarda... Kabul edeyim ki söylediğimiz şeylerde pek bir anlam içermiyor çoğu zaman, laf oluyor da torba bile dolmuyor hani.
Size bir sır vereyim mi? Ben yıllarca olduğumu sandığım kişi değilmişim meğerse. Hatta alakam bile yokmuş o kişiyle. Önce ailemin söylediği kişi olduğumu sanmışım. Onların bana davranışından bir kalıp çıkarıp, elbise yaparak giymişim üzerime. Okula başlayınca; ailemin yerini öğretmenim almış. Çalışkan öğrencilerin daha çok sevildiğini keşfedince "çalışkan" olmuşum mesela. Arkadaşımla mahallede şakalaşırken bizi gören Zeynep Teyze, anneme genç kızların sokakta yüksek sesle gülmelerinin hoş olmadığını anlatırken farkına varmışım artık "genç bir kız" olduğumun ve genç kızların davranışlarına dikkat etmeleri gerektiğinin. Ve bir arkadaşımın kendi doğrularını idol almam için sebepler sıralayarak bunları kendime kırmızı çizgi yapmamı destanlaştırarak anlatışını beni yok sayışını dinlemişim.
Herkesin bir fikri varmış benim kim olduğuma ve nasıl davranmam gerektiğine dair de bir tek benim yokmuş.
Kim olduğumu gerçek anlamda sorgulamam için bir fırtınanın gelip hayatım dediğim şeyi tamamıyla alt üst etmesi gerekliymiş. Beni tanımladığını düşündüğüm sıfatlardan birkaçını kaybettiğim zamana rastlar kendimle gerçek anlamda ilk kez yüzleşmem. İşte o zaman tanıştım kendimle ben ve çok korktum.
Korku, Sibel dediğim kişinin büyük oranda başkaları tarafından oluşturulduğunu fark etmemden kaynaklanıyordu. Bu fark ediş aslında orda birinin olmadığını düşündürüyordu ki bununla yüzleşmek hiç kolay değildi. Bu kadar yıl nasıl böyle yaşayabilmiştim?
Biraz zaman geçince kim olduğumu düşünce yoluyla bulamayacağımın farkına vardım. Düşünce her zaman "dışardan" geliyordu çünkü ve doğası gereği sınırlıydı. Katıydı, kolay kolay değişmiyordu. O zaman anladım ki kim olduğumu ancak bilebilirdim ya da hissedebilirdim. "İçeriden" gelen bu bilişin etkisiyle soyunmaya başladım bir bir gerek diğerlerinin, gerekse onların etkisiyle kendimin oluşturduğu kimliklerimden. Ben sadece Sibel`dim, olduğum kişiydim.
Doğduğum yer, konuştuğum dil, aldığım eğitim, soluduğum hava, yediğim yemek elbette etkiliyordu kim olduğumu ama nihayetinde insandım.
Merhaba ben Sibel tebessümü sever, türk kahvesine (az şekerli) bayılırım....
Peki ya siz kimsiniz?