Eskiden sofralar sadece yemek yenen yer değil. Aynı zamanda muhabbet meclisleri idi. Ailenin tüm üyeleri ve hısım akraba toplanır keyifli sohbet ve daha sonra ibadet edilirdi. Komşulara götürülen ikramlarla yada komşudan gelen ikramla sofra bereketlenirdi.
YER SOFRASININ FAYDALARI
Eskiden her evde yer sofrası vardı. Bu sofralar gelen misafirler ile bereketlenirdi. Bunun yanında çeşitli faydaları vardı:
-Misafirler ile muhabbet ve sinerji oluşuyor
-Çocuklar ile diz dize keyifli yemek yeniyor
-Gereksiz eşyalar ortadan kalkmış oluyor
-Eş ve dostlarla aynı kaptan paylaşılıyor
-Kibir ve enaniyet ortadan kalkmış oluyor
-Alan genişleyip daha fazla kişi sığıyor
-Fakir ve zengin eşitlenmiş oluyor
KAR SENESİ VAR SENESİ
Eski Maraş Atasözünde "kar senesi var senesi" diye söylenmiş. Çünkü
kar yağışının bol olduğu kış mevsimi, yaz mevsiminin bereketli geçeceğine işarettir.
Yaz mevsiminin kurak geçip geçmeyeceği kış mevsiminin durumuna göre belli
olurdu.
Diğer bir sözde ise şöyle söyleniyor: "Kar senesi kâr senesidir."
ESKİ MARAŞ`TA ÇEŞME
Eski Maraş`ta köy ve mahallelerde meydan çeşmesi
olurdu. Çeşmeden sadece su içilmez, su taşınmaz, hayvan sulanmaz. Aynı zamanda
çeşmelerden bilgi akışı sağlanırdı. Çeşmeler adeta yerel bir medya görevi
görürdü.
YAZ MEVSİMİ DAMDA YADA AYAZDA YATARDIK
Eski Maraş`ta yaz gelince damda yada ayazda
yatardık. Gökyüzünü seyreder ve her yıldız kayışında mutlu olurduk. Çocukça
duygularla yıldızları saymaya çalışır ama bir türlü sayamazdık. Özellikle gece
burnumuza gelen toprak kokusu bizi mest ederdi. Gece kurbağaların ve
çekirgelerin sesleri adeta kulağımıza hoş bir musiki tadı verirdi.
ESKİ MARAŞ EVLERİ
Osmanlı döneminde, eski Maraş`ta özellikle evlerin avlu kısmı olur. Kadınlar avluda gündelik ve mevsimlik işlerini yaparlardı.
Örneğin Maraş`ta; salça çıkarma, tarhana pişirme, bulgur kaynatma,kuruluk hazırlama, nişe çıkarma ve şıra yapma gibi çeşitli mevsimlik işler yapılırken, diğer taraftan ise; yemek, ekmek, v.s işlerini avluda yaparlardı. Hatta avlu geniş ise, bir bölümünde bostanı ve bahçesi olurdu.
Ecdat, evlerini kerpiç ve ahşaptan yaparken, mabetlerini taştan
ve sağlam malzemelerden yapmıştır. Çünkü kendi hayatının fani ve kısa olması
sebebi ile, sadece bir ömürlük mesken hazırlarken, mabetlerin kıyamete kadar
kalmasını istemiştir.
Eğer bir kişi sağlam bir ev yapsa "dünyaya kazık mı çakacaksın diye"
ayıplanırdı