Sanat, çatısı altında varlığını sürdürdüğü toplumun, muhasır seviyeye ulaşmasını sağlayan basamaklarından bir tanesidir. Her toplum, kendi kozasından çıkmaya çalışmakta ve kendi benliğini bulmaya çabalamaktadır. Nitekim geçmişte de bu olay günümüzdekine benzer bir şekilde cereyan etmiştir.
Osmanlı İmparatorluğu"nun köklerine aşılanması gereken sanat bilincinin yoksunluğu, kendi dönemi içerisinde, Osmanlı"nın yıllarca yerinde saymasına sebebiyet vermiştir. İhtişamlı bir varoluşun, gölgelenmesine sebep etkenlerden bir tanesi de sanat bilincinin eksikliği olmuştur.
Sanayi devrimi sonrasında yaşanan birçok yenileşme ve gelişme hareketini yakalayamayan medeniyetler, devletler, eskinin gölgesi altında varlığını sürdürmeye çalışmışlardır. Ağır hasar görmüş ve yelkeni yırtılmış bir geminin, denizde bir o yana bir bu yana savrulması gibi, onlarda yaşadıkları dönemin içerisinde müthiş bir şekilde bocalamışlardır. Bu yıkımın ve duraklayışın en büyük örneği olarak Osmanlı Medeniyeti"ni gösterebiliriz.
Sanat anlayışı o denli önemlidir ki toplum ve insanlar için, başınızı her nereye çevirirseniz çevirin, bütün mevcudatta bulunan sanatın o ihtişam ve mükemmelliğinden benliğinizi alıkoyamazsınız.
Sanatçı birey olma lüksüne erişip, yaşadığı toplumun değerlerine, sıkıntılarına, sevinçlerine her ne kadar hitap edebiliyorsa o kadar anlaşılabiliyordur o toplumun insanlarınca. Meydana getirdiği eserde o kadar benimseniyordur.
Sanatçı yaratır, ancak bu yaratıcılık şirk mahiyetinde olmayıp, sadece kendi kapasitesince gerçekleşir. Günümüz toplumunda birçok insan bu kelimeye kesin olarak karşı çıkmaktadır, çünkü kendi zihninin dar kalıplarına esir olmakta ve o sınırlar çerçevesinde hayatını sürdürmektedir. Bir kelime herkeste aynı anlamı çağrıştırmaz, herkes kabının büyüklüğünce faydalanır ilim deryasından.
Sanatçı, eğer toplum adına bir şeyler yapmak ve onları bir adım daha öteye taşımak istiyorsa, kendi esma özelliklerinin, barındırdığı hakikatlerini en iyi şekilde kullanarak, en yenilikçi ve çağdaş bir şekilde eserlerini yaratmalı, halka sunmalıdır. Kuran ve sünnet ipine sımsıkı sarılarak, dosdoğru bir hayat sürmeli, dünya toplumuna ve bizlere örnek olmalıdır.
Buradan anlaşılacağı üzere de, evrensel sanata ulaşmanın yolu, elbette ki insanın özünde ihtiva ettiği özelliklerini en mükemmel şekilde kullanmasıyla ve dışavurmasıyla ortaya çıkar. Sanatçı radikal olmalı, sanatçı modern olmalı, sanat insanı kültür ve medeniyetin beşiği olmalı Aynı zamanda sanatçı her zerresiyle, dosdoğru yaşamalı