Kahramanmaraş Dosyası 26

Yapay işlerin bir soğuk yüzü her zaman vardır, doğal olanlarda ise mutlak bir güzellik ve ferahlık vardır. Ne var ki etrafını kirleten insanlar, çoğu yerde o doğal güzellikleri görünmez hâle getirmişlerdir. "Toplum olarak neden böyleyiz?" denilebiliyorsa, bu, sorgulanması gerek bir durumdur. Demek ki bir yerlerde eksiklikler var, yanlışlıklar, insanlara kazandırılmayan davranışlar bütünü var. Kıymeti bilinecek değerlerin kıymeti bilinmiyor, ya da birileri kıymetli olan ne varsa sürekli onlara zarar veriyor, sonraki gelenlerden bir kısımları da zarar gören değerleri restore ediyorsa işleri düzeltmeye buradan başlamak gerekecektir!

İnsafı olanlara düşen görev, doğal tabiat güzelliklerine sahip yerlerin etrafında oluşan fazlalıkları, vahşiliği temizleyip kullanılır hâle getirmektir. Bunları halk zaten yapmıyor, çoğu zaman sadece kirletiyor ve zarar veriyor, dışarıdan gelip başkaları yapması da söz konusu olmadığına göre o zaman iş, o kentin yöneticilerine kalacaktır. Ancak bugüne kadar da bunu yapan yöneticiler henüz bu kente gelmemiştir! Kahramanmaraş"ta bu durumda olan çok güzellikler vardır.

Kahramanmaraş"tan; Hatay"ın Harbiye"sini, Malatya"nın Yeşilyurt"unu, Antalya"nın Düden Şelalesi"ni ve daha birçok yerleri gezmeye giden nice insanlar vardır. Sadece gezi anlamında söylemiyorum, ülkemizin güzelliklerini görmek elbette ki gereklidir, bunların her biri insanın ufkunu genişletecek niteliktedirler. Rahatlıkla söyleyebilirim ki; Kahramanmaraş"ta diğer illerimizin güzelliklerinden hiç de geri kalmayan çok nefis tabiat güzellikleri vardır. Ancak gerçekten, kirletilen o güzelliklerin etrafını temizleterek, güzellikler ortaya çıkarılmış da değildir.

Kahramanmaraş"ta nerede ki deyim hâline gelmiş, daha çok Almanlara atfen, değişik şekillerde söylenen bir söz vardır hani, adam bizdeki akarsuları görünce; "Bu su akar, Türkler bakar!" demiş ya, gerçekten bu söz bizim durumumuzu özetlemektedir bir bakıma!

Düşünülecek olursa, Yavşan Yaylası"nda, tam tepe noktada çıkan kaynak suyun bir benzerini, insanoğlunun yapmak bir tarafa, var olan bir su kaynağını doğal olarak o alana taşıması mümkün müdür? Hele yeşilin, kaç tonunu yansıtan köknar ağaçlarının heybetli duruşları nasıl da Yavşan"ın kendine has güzelliği yansıtmaktadır?

Orman Bölge Müdürlerinden birisi, zamanın valisine Yavşan yolunun Özel İdare bütçesinden asfaltlanmasını ve turizme açılmasını teklif ettiğinde, Vali Bey, o zaman yaylayı sarhoşların istila edip halkı o güzelim yerden mahrum bırakacaklarını öngörerek teklife sıcak bakmamış. Vali Bey hiç de haksız değil aslında. Bu tür yerlerin yasalarla korunması gerekmez mi? Başta şunu bilmek gerekir; çevresini koruyamayan kendisini de koruyamaz, kendisi için iyilik yapamayan, başkaları için de iyilik yapamaz. Daha önce de belirttim, böyle yerleri ilk başta içki sevdalıları işgal ederler. Kimilerine göre "Halk" bunlar demek ya, diğerleri "maraba" ya!

Bu tür yerler usulüne uygun dizayn edildikten sonra tertemiz korunması için birim oluşturulmalı ve hem alan hem de halk, içki içip ne yaptığını bilemeyenlerden korunmalıdır. Huzur ortamının sağlanabilmesi için böyle yerler sadece ailelere ve halka açılmalı, huzursuzluk veren her şey de yasaklanmalıdır.

Bu tabiat güzelliklerini korumada maalesef başarı sağlanamamaktadır. Maraş tabiriyle "burnumuzun dibi" denilen yerlerden birçoklarının, uyuşturucu mafyasının cirit attığı yerler olduğunu, yüreği sızlayan, sorumluluk duyan insanlar kendi aralarında konuşmaktadırlar.

Benim görev yaptığım ilk yıllarda Pınarbaşı parkının, biracılar başta olmak üzere geceleri bu tip adamların istilasında ve denetiminde olduğuna dair sürekli ihbarlar alırdık. Zabıta marifetiyle bu kişileri o bölgeden uzaklaştırmak için çok çaba sarf ettik. Bunlar, öyle kişisel uygulamalarla önlenecek işler de değildir. Mutlaka yaptırımı olacak yasalara ihtiyaç vardır. Kaldı ki yine şehir merkezine sadece 7 kilometre mesafede bulunan Göllü Köyü (şimdi mahallesi) Kızılca mevkiinde çıkan kaynak suyun çevresi, her Pazar hatta Cumartesileri bile belki yirmi yıldan beri sarhoşların mekânı haline gelmişti de bir türlü mani olamıyor, derdimizi kimseye anlatamıyorduk. Suyun hemen yanı başındaki kendi bağımızda rahat oturamıyorduk. Kafayı bulan silahına sarılıyor, etraf magandaların istilasına uğruyordu âdeta. Onlardan biz kurtulamadığımız için bağa gitmeyi biz terk etmiştik. Şimdi bitti mi, hayır! Vatandaş olarak haklarımızı bile kullanamadığımız bir hukuk sistemi ile karşı karşıyayız hâlâ. Buradaki olumsuz değişime ileride fırsat bulursam değineceğim inşallah.

Sadece buralar mı, elbette ki hayır! Şehrin kuzey bağlarının bulunduğu Cancık ve Tömek yolları güzergâhında sıra verdi dizilen insanların akşam saatlerinde, içki ve uyuşturucu kullanıp kafa çektiklerini Kahramanmaraş"ta cümle âlem bilmektedir. Yapılan veya yapılacak ne vardır; hiç bir şey! 50-100 kişi cümle âlemin huzurunu bozar, tehlike oluşturur, demokratikleşme adına tavizler bu adamlara verilir, toplumun büyük çoğunluğu hiçe sayılmış olur. Tam bir kısır döngü, ilerliyoruz derken yerimizde sayar ya da geriye gideriz, adı demokratikleşme olur, işte o kadar! Nerede bir tabiat güzelliği varsa beş, on, yirmi sarhoş orayı kirletir. Kimsenin içkisi bizi ilgilendirmez ama hiçbir kimsenin başka birinin huzurunu bozmaya hakkı yoktur. "Hak" tek taraflı olmaz. Bu olumsuzluklara köklü çözüm bulunmadan, güzellikleri gün yüzüne çıkarmanın imkânı yoktur, olsa da bir getirisi olmayacaktır. Önce her durumda temizlik şarttır.

Belki 25 yıl önce görmüştüm, eski adı ile Fatih Kasabası, daha eski adıyla Dönüklü" de güzel bir kaynak suyun Maraş tabiri ile patır patır aktığı çeşmeler ve hemen yanı başında da ulu çınar ağaçları vardı. Bir kaç yıl önce gittiğimde o kaynak suyunu bulamadım, değişikliğe mi uğradı, ben mi yerini bulamadım bilmiyorum. Ancak o bölgede yapay çeşmeler gördüm ama eğer sözünü ettiğim su kaynağı ise o, doğal güzellikten zerre kadar eser kalmamış maalesef!

Eğer bu güzellikler adına, bu kent adına bir iyilik yapılmak isteniyorsa, bu yerlerin bir envanteri çıkarılarak bakımları yapılmalı ve kente yeniden kazandırılmalıdır. Buraların eski hâlini bilenler sağ iken, onların anlatacakları kayda alınmalı ve yapılacak düzenlemelerde bu bilgiler göz önünde bulundurulmalıdır. Bu yerlerde yapılacak yatırımlarla alanın durumuna göre üretim çeşitleri de tespit edilip üretim için halk teşvik edilmelidir. Dolayısıyla buralarda, yapılacak yatırım ya da gösterilecek ilgiye bağlı olarak, tarıma dayalı ziraat ve ticaret de gelişecek, şehrimiz ekonomisine katkı sağlanmış olunacaktır. Mesela az önce verdiğim örnekte, otoban yolun avantajını kaybeden Fatih Kasabası"nda, son yıllarda gelişen çilek ve frambuaz tarımı, birinci derecede halkın geçim kaynağı haline gelmiştir. Başta da söyledim; buraların yolları yapılsa, doğal güzellikleri tekrar aslına uygun hâle getirilse, duyurusu da iyi organize edilse, inanıyorum ki Antep"ten komşularımız bile gelecek, hem piknik yapacaklar hem de taze ve organik ürünlerden satın alarak evlerine döneceklerdir. Ayrıca yöre insanları da daha fazla üretim yapmaya teşvik edilmiş olurken emeklerinin karşılığını da almış olacaklardır.

Şehre hemen bitişik Cancık Mağaraları, Tekir, Tekir Yeşilgöz, Döngel Mağarası, Ali Kayası, Menzelet kıyıları, Sır Baraj kıyıları, Savruk Mağarası, Kapıçam Tabiat Parkı, Fırnız Mesire Yeri, Çokran Şelalesi, Eshab-ı Kehf turizmde değerlendirilecek yerlerdir. Ekinözü İçmeleri ve Büyük Kızılcık İçmesi ile Ilıca kaplıcası zaten hem kentimiz halkının hem de çevre illerin şifa için tercih ettikleri yerlerdendir. Çukurhisar, Süleymanlı ve Andırın kaleleri tarihi ile keşfedilmeyi ve doğru yorumlamayı beklemektedir.  

Bu kadar nimetin bir arada bulunduğu bir ilde imkânların değerlendirilmesi için bilmiyorum ne beklenmektedir?

60"lı yılların sonuna doğru gördüğüm, o zaman adı Elbistan Cela İçmeleri olan, Ekinözü İçmelerinin bakımsızlığı hâlâ hafızamdadır. Duyduklarıma göre değerlendirdiğimde, şu anda da çok bir ilerleme kaydedildiği kanaati veren içmelerin cazip hâle getirilememesi doğrusu kabul edilecek gibi değildir.

Ilıca kaplıcasının düzensiz imarı, insanın canını sıkmaktadır. Ilıca"yı ılıca yapan ve büyük bir ekonomik getirisi olan kaynak, kaplıcadır. Ancak iç içe girmiş binalar, daracık caddeler, acele yapılmış gecekondudan biraz farklı görünümdedir. 30-40 yıl aradan sonra değişen sadece binaların yapı şeklidir. Burası öyle bir nimet ki, yalnız o yöre insanlarının değil, Kahramanmaraş merkezi ve Antep esnafından birçoklarının geçim kaynağı olma potansiyeline sahiptir.


M. Nedim Tepebaşı

22.12.2014 00:00:00


Bekir Büyükkurt Türkiye Birincisi Oldu

Restorasyonu Tamamlanan 5 Camii Daha İbadete Açıldı

Pusula Maraş’tan Gençlere Ramazan Temalı Ödüllü Fotoğraf Yarışması

BAŞKAN AKPINAR: “12 ŞUBAT RUHU, ASRIN FELAKETİNDE YENİDEN DİRİLDİ”

Kahramanmaraş Hızlı Tren Ağına Entegre Ediliyor

KMTSO Başkanı Buluntu’dan 12 Şubat Mesajı

"Kurtuluş Ruhu" 106. Yılında

KSÜ’de Deprem Şehitleri İçin Mevlid-i Şerif Programı ve Anma Töreni Düzenlendi

Kahramanmaraş’ta CHP TBMM Grup Toplantısı Yapıldı

Türkoğlu’nda kar seferberliği vatandaştan tam not aldı

Görgel: “Tarihi Kapalı Çarşı’mızın Restorasyonu Tamamlanıyor”

Kırmızı Yelekliler Derneği'nden Kahramanmaraş ziyareti

AKOM’dan Yağmur ve Kar Uyarısı

Ülkü Ocakları'ndan Anlamlı Destek

Başkan Gül'den YENAD'a Ziyaret

Başkan Çetinkaya’dan Gazetecilere Anlamlı Buluşma

KMTSO Başkanı Buluntu’dan 2025 yılı değerlendirmesi