İslâm"da İnsan Hak ve Hürriyetleri
MADDE: 1- Hayat Hakkı:
A ) İnsan hayatı mukaddes ve
dokunulmazdır. Hiç kimsenin insan hayatına tecavüzde bulunması caiz değildir.
Bu dokunulmazlık ve kutsiyet ancak kanunî hükümler çerçevesinde ve onların
kabul edeceği yollarla kaldırılabilir. "Haksız yere bir canı öldüren bütün
insanları katletmiş, kim de bir canı ihyâ eder kurtarırsa bütün insanları
kurtarmış gibi olur." (Mâide, 32)
B ) İnsanın maddi ve manevî
varlığı korunmuştur; İslâm hukuku
hayatında ve ölümünden sonra insanın varlığını korur. İnsan cesedine saygı ve rıfk ile muamele
etmek, mü"minin vazifesidir. İnsanın ayıplarını ve örtülmesi gereken uzuvlarını
örtmek bir vecîbedir. "Ölülerinizi de
güzel kefenleyiniz." (Buhârî, Müslim, Ebû Dâvûd, Neseî, Tirmizî)
MADDE: 2- HÜRRİYET HAKKI:
A ) Hürriyet hakkı, tıpkı
insanın hayatı gibi, dokunulmazdır. İnsanın doğuşu ile birlikte var olan tabii
ve ilk hakkıdır. İnsanla beraber kalır ve hayatı devam ettikçe devam eder.
Kimse hürriyet hakkına tecavüz edemez.
Fertlerin hürriyetlerini korumak için yeterli kanuni tedbirlerin
alınması icap eder. Kanuni hükümler
çerçevesinde ve hukukun kabul ettiği yollar dışında hürriyetlerin kayıtlanması
ve sınırlandırılması caiz değildir. "Her çocuk fıtrat üzere doğar." (Buhârî
Müslim) "Anneleri hür doğurduğu halde
siz insanları ne zaman köleler haline getirdiniz." (Hz. Ömer (R.A.)
B ) Hiçbir milletin bir diğer
milletin hürriyetine tecavüz etmesi câiz olamaz. Tecavüz eden milletin bu
tecavüzünden hemen vazgeçmesi ve ihlal ettiği hürriyeti mümkün olan bütün
yollarla derhal iade etmesi gerekir. Müslümanların hürriyeti için mücadele eden
milletlere yardımcı olmaları ve bu hususta ihmal göstermemeleri dini bir
vazifedir. (Şûrâ-41; Hacc-41)
MADDE: 3- EŞİTLİK HAKKI:
A ) Bütün insanlar kanun
önünde eşittirler. Hukukun fertlere uygulanması açısından aralarında herhangi
bir kimsenin imtiyaz hakkı mevcut değildir. Aynı şekilde hukukun fertleri
koruması hususunda da herhangi bir imtiyaz mevzû- bahis olamaz. (Arabın arap
olmayana, arap olmayanın arab"a, beyazın siyaha ve siyahın da beyaza takvâ
dışında üstünlüğü yoktur. (Aclûnî, Keşfu"l Hafa, Hd. No:2847)
B ) Bütün insanlar, insan
olmaları itibarıyla eşittirler.
Aralarındaki üstünlük ancak amellerine göre olabilir. Herhangi bir
şahsın, bir diğerinin maruz bırakılamayacağı zarar veya tehlikeyle karşı
karşıya bırakılması asla câiz değildir. Fertler arasında cinsiyet, ırk, renk,
dil, yahut din esasına göre ayırım yapan her türlü fikir ve faaliyet İslâm"ın
bu esasına aykırıdır. (Bütün insanlar Âdem"den, Âdem de topraktan
yaratılmıştır. Câhiliye devrindeki bütün iftihar vesileleri, kan ve mal
davaları kaldırılmış olup ayaklarımın altındadır. (Müsned- 410; Ahkâf- 19)
C ) Her fert fırsat eşitliği
prensibi çerçevesinde ve diğer fertlere tanınan fırsatlar ve imkânlar
dairesinde, konuya ait maddi kaynaklardan yararlanma hakkına sahiptir.
Gösterilen gayret ve emek aynı olduğu sürece fertler arasında ücret ve emeğin
karşılığı açısından ayrım yapılması câiz değildir. Zerre miskali hayır işleyen
mükâfat, zerre miskali şer işleyen ceza görür. (Mülk-15; Zilzâl-7-8)
MADDE: 4- ADALETE BAŞVURMA HAKKI:
A ) Her fert kanun önünde hak
arama hürriyetine sahiptir. (Nisâ-59; Mâide-49)
B ) Her fert maruz kalacağı
zulme karşı kendini müdâfaa etme hakkına sahiptir. İmkânları ölçüsünde
başkasının maruz kaldığı zulmü defetmek her ferdin vecîbesidir. (Nisâ-148)
Fertler haklarını koruyup
adaletle muamele edecek ve maruz kalacakları zarar ve zulmü def edecek bir
yüksek otoriteye müracaat etme hakkına da sahiptir. Bağımsız ve tarafsız böyle
bir yüksek otoritenin tesisi zaruridir.
Devlet reisi tıpkı bir kalkan
gibidir. Onun gerisinde savaş yapılır. Ve tehlike vukuunda ona sığınılır.
(Buharî Müslim)
C ) Her ferdin (hısbeten
lillâh) diğer fertlerin ve cemaatin yani kamunun haklarını müdafaa etmesi hem
hakkı hem de görevidir. "Şahitlerin en hayırlısı kendisinden talep edilmeden,
hakkın yerini bulması için şahitlik beyanında bulunandır." (Müslim, Ebû Dâvud, Tirmizî, Neseî)
D ) Hiçbir gerekçe ile bir
ferdin nefsini müdafaa etmesine yani savunma hakkına karşı çıkılamaz ve
engellenemez. "Her hak sahibinin hiç şüphesiz söz hakkı mevcuttur." (Neseî
dışındaki Kütüb-i Sitte sahipleri.)
E ) Hiç kimse hukuka aykırı
bir emre itaat etmesi için bir Müslüman"ı zorlayamaz. Böyle ma"siyetle emredildiği
takdirde emreden kim olursa olsun, Müslüman ferdin hayır demek vazifesi, diğer
insanlardan yardım beklemek de hakkıdır.
(Neseî dışında Kütüb-i Sitte)
Kanuna Hukuka aykırı bir
şekilde ve ma"siyetle emirde kişilere itaat yoktur.
MADDE: 5- ÂDİL BİR YARGILAMAYI TALEP HAKKI (KANUNİ
YARGI YOLU)
A ) İslâm"da aslolan ferdin
suçsuzluğudur. (Berâat-i zimmet asıldır.) Bu durum sanık âdil bir mahkeme
önünde yargılanıp suçu sabit görülünceye kadar devam eder. "Ümmetimin bütün
fertleri muaftır. Açıkça suç ve günah işleyenler müstesna." (Buharî-Müslim)
B ) Hukuki bir delil yani bir
kanun metni bulunmadan kimse suçlanamaz. (Zira suçta ve cezada kanunilik
esastır.) Dinin zarûriyât denilen hükümlerini bilmemek, Müslüman için mazeret
teşkil etmez. Ancak bilmemezlik hali sabit görüldüğünde, kanunu bilmemek had
cezalarını düşüren bir şüphe olarak kabul edilir.
"Hiçbir günahkâr başkasının
günah yükünü yüklenmez. Biz bir peygamber gönderinceye kadar hiçbir kimseye
veya kavme azap edecek değiliz." (İsrâ, 15)
C ) İnsan başkasının suçundan
dolayı yargılanamaz. Her insan kendi fiillerinden müstakillen sorumludur. Yani
cezai sorumluluk şahsidir. Hiçbir halde bir şahsa ait sorumluluğun, onun aile
ve yakınlarına yahut çevresi ve arkadaşlarına yüklenmesi caiz olamaz.
"Herkesin kazandığı
kendisinedir. Hiç kimse başkasının günahını yüklenmez. (Çekmez)." (En"am-164;
Fâtır-18.)
MADDE: 6- İŞKENCEDEN KORUNMA HAKKI:
A ) Sanıktan da öte suçluya
işkence yapmak câiz değildir. Nasıl ki, bir şahsı işlemediği bir suçuitiraf
etmeğe zorlamak câiz görülmemiştir. İkrâh ve icbâr yoluyla elde edilen beyan ve
ikrarlar geçersiz (batıl) dır.
"Şüphesiz Allah, dünyada
insanlara işkence edenleri Ahirette azaplandırır.
Allah ümmetimin nisyan ve ikrah altında işlediklerini affetmiştir." (Neseî
hariç Kütüb-ü Sitte)
B )Ferdin işlediği suçun
mahiyeti ve cezası nasıl olursa olsun ferdin insaniyeti ve insan olması
hasebiyle sahip olduğu şeref ve asaleti mahfuz (saklı) kalır.
MADDE: 7- IRZ VE NAMUSUNU KORUMA HAKKI:
A ) Ferdin ırz ve namusu
muhteremdir. Dokunulmazdır. Bunların hürmeti asla çiğnenemez. Kişinin özel
hayatının tecessüsü, gizli ve ayıp hallerinin araştırılması, onun şahsiyetine
ve özel hayatına izni olmadan müdahale edilmesi haramdır. Yani şiddetle
yasaklanmıştır. "Bu ay nasıl mukaddes, bugün nasıl mukaddes, bu şehriniz
(Mekke) nasıl mukaddes ise canlarınız, mallarınız, namuslarınız öyle mukaddes
ve her türlü tecavüzden korunmuştur." (Buhârî Veda Hutbesi. Ayrca bkz.
Hucurât, 11-12)
MADDE: 8- SIĞINMA HAKKI:
A ) İşkenceye ve zulme maruz
her Müslüman İslâm ülkesi sınırları içerisinde emin olabileceği bir yere
sığınma hakkına sahiptir. İslâmiyet bu hakkı, cinsiyeti, inancı veya rengi ne
olursa olsun her eziyete maruz şahsa tanır ve Müslümanlara da kendilerine
sığınacak kimselere emniyet ve güven içinde yaşama hakkını vermeleri görevini
yükler. (Tevbe, 7)
B ) Mekke-i Mükerreme"deki
Beytullâhi"l-Haram, bütün insanlar için emniyet ve eman yeridir. Hiçbir Müslüman
buradan engellenemez. (Bakara- 125; Âl-i İmrân-97; Hacc- 25.)
MADDE: 9- FİKİR, İNANÇ VE FİKİR AÇIKLAMA HÜRRİYETİ VE
HAKKI:
A ) Her şahıs, hukukun kabul
ettiği umûmi sınırlar çerçevesinde kaldığı sürece kimsenin müdahale ve
engellemesi olmaksızın, fikir, itikat ve bu fikir ve itikadını ifade etme
hürriyetini hâizdir. Ancak bâtılın tasvîri ve neşri câiz olmadığı gibi, İslâm
ümmetinin küçük düşürülmesine yahut fuhşiyata teşvik manası taşıyan şeylerin
neşri de caiz değildir. (Ahzb, 60-61.)
Zulüm karşısında hak olan
fikri savunmak cihadın en faziletlisidir. Doğru fikrin yaygınlaşması için
yapılan her türlü kanunî faaliyet serbesttir. (Tirmizî, Neseî)
B ) AZINLIK HAKLARI: Gayr-ı Müslimlerin dînî şeâirine (dînen hürmet edip önem verdikleri
şeylere) hürmet etmek Müslüman"ın ahlakındandır. Bu sebeple başkasının
inançlarıyla alay etmek ve toplumu başka dinden olanlara karşı tahrik etmek
hiçbir fert için câiz olamaz. Azınlıkların dînî meselelerinde Kur"ân"ın "Dinde
icbâr ve ikrah yoktur." Genel prensibi hâkimdir. (Bakara- 256; En"am- 108)
MADDE: 10- DİN HÜRRİYETİ:
Her şahıs inanç hürriyetine ve
itikadına uygun olarak, ibadet hürriyetine de sahiptir. "Sizin dininiz size,
benim dinim ise banadır." (Kâfirûn-6.)
MADDE: 11- İŞÇİNİN HAKKI VE ÖDEVİ:
Çalışma, İslâm"ın toplum
içinde yüce kabul ettiği yücelttiği bir semboldür. Çalışmanın vasfı (hakkı) işi sağlam ve
eksiksiz yapmak olunca işçinin başlıca hakları da şunlar olacaktır. "Ey
Muhammed, söyle: Çalışınız". (Tevbe-105)
1. Eksiksiz ve
geciktirmeksizin gayret ve emeğine denk bir ücret alacaktır. "İşçiye teri
kurumadan ücretini veriniz." (İbn-i Mâce)
2. İşçiye sarf ettiği gayret
ve emeğine uygun şerefli bir hayat temin edilmelidir. "Herkes için işine göre
bir derece ve mertebeler vardır. (Ahkâf-19)
3. Toplumun bütün fertlerinin
işçiye layık olduğu değeri vermesi icap eder. (Tevbe-108)
" Şüphesiz Allah sanat ehli mü"mini sever." (Mecmeu"z-zevâid)
4. ihmal ve kusuru olmayan
hallerde işçinin korunması ve zararlarının tazmin edilmesi gerekir. Hadis-i
Kudsi: "Üç kişinin kıyamet günü hasmıyım: 1- Malın fiyatını artırmak için önce
fazla fiyat verir, sonra sözünde durmaz. 2- Hür bir insanı satar ve bedeli yer.
3- İşçiyi çalıştırır ve ücretini vermez.
MADDE: 12- MÜLKİYET HAKKI VE KORUNMASI:
Âmme maslahatı bulunmadıkça ve
mülk konusu malın kıymetine denk bir bedel ödenmedikçe, helal kazanç neticesi
elde edilen mülkiyet hakkı kimsenin elinden alınamaz. Kamu mülkiyetinin
dokunulmazlığı daha önemli ve kamu mülkiyetine tecavüzün cezası daha
şiddetlidir. (Bakara,188; Buharî Müslim)
MADDE: 13- KARI-KOCA (KADIN) HAKLARI:
Başlı başına bir konudur.
İslâm"ın getirdiği tebliğde ve önerdiği hayat anlayışında temel öğe ve muhatap
olarak insan alındığı için kadın erke ayrımım yapılmadan çeşitli hak ve
sorumluluklardan, beşeri ilişkilerle ilgili bir çık kural ve ilkeden söz
edilir. Herkes, hiçbir cins, renk, yaş ve statü farkı gözetilmeksizin benzer
bir ilgi ve öneme sahiptir.
İSLÂM"DA İNSAN HAK VE HÜRRİYETLERİNİN BAŞLICALARI
1- Hayat Hakkı.
2- Hürriyet Hakkı
3- Eşitlik Hakkı
4- Adalete başvurma hakkı
5- Adil bir yargılamayı talep
hakkı (Kanunî yargı yolu)
6- Yüksek otoritenin zulmünden
korunma hakkı
7- İşkenceden korunma hakkı
8- Irz ve namusunu koruma
hakkı
9- Sığınma hakkı
10- Azınlık hakları
11- Kamu hizmetlerine katılma
hakkı
12- Fikir ve inanç hakkı ve
hürriyeti
13- Din Hürriyeti
14- Fikir açıklama hürriyeti
(Da"vet ve tebliğ hakkı)
15- İktisadi haklar
16- Mülkiyet hakkı ve
korunması
17- İşçinin hakkı ve ödevi
18- Hayati olan ihtiyaçları elde
etme hakkı
19- Aile kurma hakkı
20- Karı-koca hakları
21- Terbiye hakkı
22- Ferdin gizli sırlarını
koruma hakkı
23- Seyahat ve ikamet
hürriyeti ve hakkı
SONUÇ
İslâm Hukuk tarihinde insan
hakları ve hukuk mücadelesi, (bazı kimselerin iddia ettikleri gibi) yok mudur?
Var olan bir şeyin ilanına
lüzum görülmemiş de ondan..
Batıda XI. Asırdan evvel insan
hak ve hürriyetleri yoktur. XIX. Yüz yıla kadar temel hakları elde mücadelesi
ile geçti. Hak mücadelesi yapanlar, zafer kazandıkça yetkililer bunu bir beyanname
ile ilan ettiler. (İslâm, bu hakları zaten önceden vermişti. Mücadele ve
beyannameye gerek kalmamıştır.)
İMRAN KILIÇ
9.12.2014 00:00:00
-
1
Bekir Büyükkurt Türkiye Birincisi Oldu
-
2
Restorasyonu Tamamlanan 5 Camii Daha İbadete Açıldı
-
3
Pusula Maraş’tan Gençlere Ramazan Temalı Ödüllü Fotoğraf Yarışması
-
4
BAŞKAN AKPINAR: “12 ŞUBAT RUHU, ASRIN FELAKETİNDE YENİDEN DİRİLDİ”
-
5
Kahramanmaraş Hızlı Tren Ağına Entegre Ediliyor
-
6
KMTSO Başkanı Buluntu’dan 12 Şubat Mesajı
-
7
"Kurtuluş Ruhu" 106. Yılında
-
8
KSÜ’de Deprem Şehitleri İçin Mevlid-i Şerif Programı ve Anma Töreni Düzenlendi
-
9
Kahramanmaraş’ta CHP TBMM Grup Toplantısı Yapıldı
-
10
Türkoğlu’nda kar seferberliği vatandaştan tam not aldı
-
11
Görgel: “Tarihi Kapalı Çarşı’mızın Restorasyonu Tamamlanıyor”
-
12
Kırmızı Yelekliler Derneği'nden Kahramanmaraş ziyareti

