Şu"m lafzı uğursuzluk, hayırsızlık manasınadır. Bunun zıddı ve karşılığı "yümn" dür ki kutluluk demektir. Araplar, Cahilliye devrinde kadında, atta, Ümm-i Veleme"den gelen bir rivayetle kılıçta, şâmet yani uğursuzluk olduğunu iddia ederlerdi. Hatta bunlardan başka daha birçok şeyde uğursuzluk olduğuna inanırlardı. Hadis"te bu şeylerin öne çıkması, insanların bu şeylerle sıkı ve daima ilgili bulunmasıdır. İnsanoğlu bunlardan müstağni olamaz. İbnü"ül- Arabî: " Bunlarda uğursuzluk iddiası Cahilliyet"e dayanır. Yoksa yaratılıştan bir uğursuzluk yoktur." Demiştir. İbn_i Mus"ud"da: "Bir şeyde uğursuzluk varsa o da iki çene arasındaki dil ile söylemesidir. Uzun zaman bahsedilmeğe değer dilden başka bir şey yoktur." Demiştir. Rasûlullah (sav) "Teşe"üm yoktur." Diyerek uğursuzluk tutmayı, hayırsızlık saymayı genel biçimde yasaklamıştır. Az sonra nakledeceğimiz Hadis"te ki uğursuzluk telakkisi de Cahilliye âdetini hikâyeden ibaret olup İslam itikadından değildir.
Hadis-i Şerif şöyledir.
Abdullah İbn-i Ömer"den (r.a) Nebi"nin (s.a.v.) "Uğursuzluk (telakkisi âdet
olarak) ancak üç şeyde: atta, kadında, evde hâsıl olur." Buyurduğunu işittim,
dediği rivayet edilmiştir. (Buhari)
Bazıları H.z. Aişe (r.a.)
validemize bu hadiste uğursuz sayılanlardan sorduklarında O, son derece
hiddetlenerek: " Kur"an-ı Muhammed"e gönderen Allah"a yemin ederim ki, katiyen
Rasullah böyle bir şey söylememiştir. O, yalnızca Cahiliyet halkının bu
şeylerde uğursuzluk gördüklerini bildirmiştir." Demiştir. Hz. Aişe"nin bu
cevabı, konumuz olan Hadis-i Şerifteki Peygamber Efendimizin (s.a.v.) sözü,
yalnız Cahilliye âdet ve anlayışını hikâyeden ibaret olduğunu bildirir. Onlar
böyle inanırlardı ve bunlar yanlış inanışlardı demektir.
Hz. Aişe (r.a.) Validemiz, bu
soruyu soranlara Hadid suresinin şu ayetini okuyarak istidlâl etmiştir. " Ne
yerde bir afet, ne de şahsınızda şiddetli bir felaket başa gelmez ki biz onu
yaratmazdan önce O, Levh"de yazılmış (ezelde takdir edilmiş) olmasın. Olayları
böyle oluşundan önce takdir, hiç şüphesiz Allah"a göre kolaydır." (Hadid suresi
22) Şu halde Levh"i mahfuz"da yazılı olan hâdiselerden kurtulmak mümkün
değildir. Bunlarda evin, bineğin, hanımın, silahın ve başka bir şeyin tesiri
yoktur.
Hz. Aişe (r.a.) uğursuzluk
anlayış ve inancının bütünüyle mücadele etmiş ve Cahilliyet hurafelerinin
hepsiyle uğraşmıştır. Hatta Şevval ayında evliliği çirkin görenlere, "
Rasulullah benimle şevval ayında evlendi. Acaba Rasulullah"ın yanında benden
sevimli kim vardı? " diyerek onları irşat edip aydınlatmıştır.
Konumuzda geçen İbn-i Ömer
(r.a) Hadisinin muhtevasını tayin eden bir Hadiste Sehl İbn-i Sa"d hadisidir
ki, Buhari sahihinde İbn-i Ömer (r.a.) Hadisinde şu mealde rivayet etmiştir: "
Eğer bir şeyde uğursuzluk olsaydı O, kadında, atta, meskende olurdu"
buyurmuştur. Bu Hadisin birinci kısmı olan, eğer uğursuzluk olsaydı şart
cümlesi- bu üç şeyde uğursuzluk olmadığını pek açık biçimde ifade etmektedir;
Bunlarda Şeamet (uğursuzluk)
olmayınca başka şeylerde de olmaz.
Ebu Davud"un Abdullah İbn-i
Mes"ud"dan bir rivayetinde Rasulullah (s.a.v.) bir kere arka arkaya üç defa "
Teşe"üm (uğursuzluk) inancı şirktir." buyurmuştur."
Peygamberimiz (s.a.v.) her
şeyi hayra yormuş, uğursuzluk anlayış, inanç ve yorumlarından şiddetle
sakındırmıştır.