Kahramanmaraş Dosyası 16
Hâlihazır Şazibey Halk Pazarı"nın bulunduğu yer ve çevresindeki, o zaman kimsenin umut bağlamadığı, kaba kaçmazsa metruk alanın, şehrin ihtiyaçlarını karşılayacak üniteler oluşturulmak üzere kamulaştırılması teklifime iltifat edilmemişti. Üstelik bu alan içerisinde, belediyenin mülkiyetinde olan genişçe bir arsa vardı. Daha sonra, şu anda üzerinde Vatan Hastanesi"nin bulunduğu bu arsa Şoförler Odası tarafından satın alındı.
Tasarımıza göre söz konusu
alan haftanın bir veya birkaç günü, emeğinin mahsulünü değerlendirmesi için
köylü üreticilere tahsis edilecekti, arta kalan diğer günlerde de başka tür
pazarlar ve kent ihtiyacına uygun işler için programlanacaktı. Önerdiğimiz
proje eğer gerçekleşseydi, burası cıvıl cıvıl, bereketli ve denetimi rahat bir
yer olacaktı. Haftanın diğer günlerinde başka amaçlarda kullanılabilecek bu
sahanın altı yani pazaryerinin bodrumunda ücretsiz zorunlu otopark yapımı için
bulunmaz bir alandı. Zaten yetersiz olan yollar böylece araba istilasından kurtulmuş
olacaktı. Merkeze en yakın, burası kadar uygun daha başka bir yer, dün de
yoktu, bu gün de yoktur.
Böyle bir çalışma için orası
cazip bir yer olma özelliğini halen korumaktadır. Burası tam da kent merkezinde
olması sebebiyle otopark için bulunmaz bir alandır. Şu anda kısmen araç parkına
açılan Arasa Camii güneyi, bizim önerimizle açık otopark olarak kullanılması
için kamulaştırılmak üzere imar tadilatı yapılmıştı. Ayrıca Şazibey Pazaryeri
kuzeyindeki söz konusu alanla burası birbirini tamamlayacak bir özelliğe de
sahiptir.
Bahçelievler Camii ile Şelale
Park arasındaki sokakta cumartesi günleri, kentin ilk pazaryeri olma özelliği
ile kurulan pazarın, söz konusu bu alana taşınması da kanaatimce çok uygun
olacaktı. Pazarın taşınmasıyla kent merkezindeki Cumartesi günü trafik
yoğunluğu bir hayli azalacaktı.
Hemen belirtmek isterim ki;
bizim, hayata kazandırdığımız güzellikleri örnek almak için dışarıdan kentimizi
ve yapılan çalışmaları görmeye gelenler olmalıydı ve kentimiz bölgesinde ve
hatta ülke genelinde çoktandır cazibe merkezi hâline gelmeliydi.
Yunus Emre Sabit Pazaryeri ile
bu alanda yapılan Şazibey Halk Pazarı, tam anlamıyla dizayn edilemediğinden ve
günün gelişimine uygun yapılmadığından çok da iltifat görmedi.
Bir defa "halk" tabirinin
içeriğinde sınıflaşma yanlışlığı vardır. Bu ifadede halk, sanki küçümsenmekte,
bunların karşısında elit bir topluluğun olduğu kabul edilmiş olmaktadır. Ya da
varlıklı kesim halktan soyutlanmaya zorlanmakta, birbirlerine karşı
ötekileştirilmektedir.
Pazaryerleri, pazarcılar
açısından konargöçer özellikte olmalıdır ki pazaryeri olabilsinler. Her iki
pazaryeri de bu özellikten uzak bir anlayışla yapıldı. Daha çok kiralık işyeri
görünüm ve anlayışında ihaleye çıkarılan bu yerler, açık artırma usulü ile
yapılan ihale sonucu kiraya verildi.
Vatandaş, farklı
değerlendirmelerle girdiği ihalede, çok yüksek fiyatlarla belediyenin kiracısı
oldu. Bugün adına "Kent Meydanı" denilen, Ulu Cami ile Arasa Camii arasında
kalan alan üzerindeki hâl yeni binasına taşınınca, yapılan tadilatla eski
binada "Belediye Pasajı" adı altında toplu bir işyeri oluşturulmuştu. Şahsen
ben, iş kurmak için yeterli sermayesi olmayanların, iş hayatına katılmaları
bakımından, böyle yerler oluşturularak bu kapasitedeki esnaflara yardımcı
olunması ve onların desteklenmesi taraftarıyım. Ancak bunun da bir ölçüsü
olmalıdır. Bu bakımdan kira sözleşmeleri çok dikkatli hazırlanmalıdır. Buna
dikkat edilmediğinde bazı olumsuzlukların yaşanması kaçınılmaz olacaktır.
Bu pasaj denilen işyerlerinde
kiracılar, bedava denilecek kira bedelleri ile yıllarca oturmuşlardı. Bugünkü
parasal ifadeyle 40.000-50.000 lira hava parasıyla el değiştiren bu dükkânlar,
en son artışlarla yıllık 3.000-4.000 lira gibi rakamlarla tam olarak hatırlayamıyorum
belki de daha düşük rakamlarla kiraya veriliyordu. Bir giren bir daha dükkânı
bırakmıyor, ölse mirasçısına devrediliyordu. Belediye ile bağlantım olan on
yılda bu dükkânlardan hiç birisinin belediye tarafından yeniden kiraya
verildiğini duymadım ve görmedim. Sadece burası değil, taksi durakları, dolmuş
hatları bile aynı yöntemlerle el değiştiriyor, hatta mirasçılara bile
kalıyordu.
Bunu bilen vatandaş, aynı
yöntemle belediyeye kiracı olmak istiyordu. Bu yüzden pazaryerleri de çok
yüksek bedellerle kiraya gitmişti."Yeter ki belediyeye kiracı olayım, birkaç
yıl sonra çok ucuza gelir." şeklinde düşünen esnafın hesabı tutmadı. Yunus Emre
Pazaryeri bu yanlış yöntem neticesinde dağıldı, Şazibey pazaryeri epeyce el
değiştirdi, ya da esnaf sarsıntı geçirdi. Sonunda belediyenin, kiracıları ile
yeniden sözleşme yaptığını duydum. Kiralar makul denilebilecek seviyeye
çekilmiş, bunun üzerine esnaf işine devam etmeyi tercih etmiş.
Böyle yüksek rakamlarla kiraya
verilen yerlere pazaryeri demek zaten doğru değildir. Bu yüzden de Şazibey
Pazaryeri şöyle böyle ayakta dururken, Yunus Emre Pazaryeri işletmecileri, kısa
sürede tası tarağı toplamak durumunda kalmışlardı. Her iki pazaryerinde de
kiracılardan bir kısmının, bu yanlış uygulamadan dolayı tabir yerindeyse evleri
başlarına yıkılmış, adamlar ellerinde avuçlarında ne varsa bir hiç uğruna heba
etmişlerdir.
Zaman ilerledikçe bir kısım
gelişmelere bağlı olarak daha iyi işler yapılacağına inanmak, insanı her zaman
haklı çıkarmıyor aslında. Eskilerin birçok deneyimden sonra elde ettiklerinden
yararlanmak da gerektiğini unutmamak gerekir. O kazanımlar kolayına elde
edilmemiştir. Maraş"ın "Bit Pazarı" diye anılan bir pazarı vardı. Her gün sabah
namazından sonra Kanlıdere Köprüsü altında kurulan Pazar, tam da konar-göçer
esası ile işlerdi. Pazara gelenler her gün değişkenlik gösterebilir, sürekli
gelenlerin bile sabit bir yeri olmazdı.
Bu pazarda hemen her ürün
satılırdı. El emeği imalat yapan, yemeniciler, terlikçiler, kilimciler, pamuk
eğirip ip yapanlar, bu iplerden harar dokuyanlar, mavrum denilen el dokuması
bez üretenler, dantel, oya, kanaviçe nakış yapanlar, sırma işleyenler, daha
sayamadığım kendi eliyle, emeğiyle küçük çapta üretim yapanlar, ürünlerini
getirir bu pazaryerinde müşteriye arz eder ve satış yaparlardı.
Bağcılığın yaygın olduğu
kentimizde insanların kendi ürünü olan pekmez, bastık, samsa, şıra sucuğu,
tarhana gibi yiyecekler bu Bit Pazarı"nda satışa çıkarılır ve ihtiyaç fazlası
ürünler değerlendirilmiş olurdu. Ya da ani veya acil ihtiyaçlı durumuna
düşenlerin, kimseye minnet etmeden, bu gün bankaya koşanların yaptığı gibi
yapmayıp evinde olanlardan bir miktarını götürüp pazarda satarak ihtiyacını
gidermesi, insan onurunun korunmasına daha uygundu.
Sabahın erken saatlerinde
başlayan Pazar kuşluk vakti yani saat 09.00 gibi, güneşin etkisinin henüz
hissedilmediği bir zamanda da biterdi. İşte Pazar budur. Hani;"Amerika"yı
yeniden keşfetmeye gerek yok!" diyorlar ya aynen öyle, Pazar nasıl olurmuş
örneği işte; "Bit Pazarı"dır.
Yapılacak iş, sadece pazaryerlerini
daha rahat yaşanılır hâle getirmekten ibaret olmalıydı. Modernize etmek
denilince, kendi öz buluşlarını terk etmek şeklinde anlayanlar, aslında yeni
bir şey de keşfetmiş olmamaktadırlar.
M. Nedim Tepebaşı
18.10.2014 00:00:00
-
1
Bekir Büyükkurt Türkiye Birincisi Oldu
-
2
Restorasyonu Tamamlanan 5 Camii Daha İbadete Açıldı
-
3
Pusula Maraş’tan Gençlere Ramazan Temalı Ödüllü Fotoğraf Yarışması
-
4
BAŞKAN AKPINAR: “12 ŞUBAT RUHU, ASRIN FELAKETİNDE YENİDEN DİRİLDİ”
-
5
Kahramanmaraş Hızlı Tren Ağına Entegre Ediliyor
-
6
KMTSO Başkanı Buluntu’dan 12 Şubat Mesajı
-
7
"Kurtuluş Ruhu" 106. Yılında
-
8
KSÜ’de Deprem Şehitleri İçin Mevlid-i Şerif Programı ve Anma Töreni Düzenlendi
-
9
Kahramanmaraş’ta CHP TBMM Grup Toplantısı Yapıldı
-
10
Türkoğlu’nda kar seferberliği vatandaştan tam not aldı
-
11
Görgel: “Tarihi Kapalı Çarşı’mızın Restorasyonu Tamamlanıyor”
-
12
Kırmızı Yelekliler Derneği'nden Kahramanmaraş ziyareti

