Sevgili Okurlarım! İngiltere"nin yirminci asırda yetiştirdiği en önemli devlet adamlarından olan W. Churchill, 1936 yılında İngiliz Avam kamarasında petrol ve İngilizlerin menfaatleri tartışılırken şu tespitte bulunuyordu : " Bir damla petrol bir damla kandan daha değerlidir." Bunun üzerine İngilizler dünya petrol piyasasını ellerine geçirmek üzere bütün kudretlerini gösterdiler ve bunda da başarılı oldular.
Aynı şekilde Birinci Dünya
Savaşında Fransa"nın ve müttefiklerinin savaşı kazanmasında çok önemli
katkıları olan Clemancau, Amerika Cumhurbaşkanı Mr. Wilsun"a gönderdiği
telgrafta şunları söylüyordu:" Eğer müttefikler savaşı kazanmak istiyorlarsa;
Fransa"nın kana olduğu kadar petrole de muhtaç olduğunu bilmelidir."
Batılı emperyalistler,
petrolün yirminci yüzyılın en kıymetli ham maddesi olduğunu anladıktan
sonra, petrolün çıkarıldığı her yerde
devrimler, savaşlar, hükümet darbeleri birbirini kovaladı ve petrole sahip
ülkelerin halkları hiçbir zaman rahat bir nefes alamadı. İşte bu gün
Ortadoğu"da yaşanan savaşın kökeninde yatan da budur. Binlerce, yüz binlerce
insanın öldürülmesinin, evlerinden, yurtlarından edilmesinin teme nedeni budur;
yani petrol. Kendi emellerini ve ekonomik güçlerini korumak için emperyalistler
yüz elli yıldır petrol yataklarının merkezi olan Ortadoğu"da gaddarlıkla ve
vahşice kan dökmeye devam ediyorlar. Uygarlık, özgürlük, yurt ve ulus duygusu
gibi insanlığın ortaya koyduğu temel ilkelere en acımasız darbeyi indiriyorlar.
Demokrasi adıyla sınırları aşarak ülkeleri işgal eden, insanların kanını
acımasızca döken bu güçler; milyonlarca insanın yazgısını ellerine geçirerek
onları sefalete sürüklüyorlar. İslam dünyasının doğal zengin kaynaklarını,
servetlerini ve gelirlerini sömürerek, onları ayakta kalma mücadelesi vermeye
bile tahammül etmiyorlar. İşte Batının demokrasi ve insan hakları anlayışı
budur.