Bundan tam yedi yıl önce bir
genç adam başka bir genç adamı öldürür. Hapsedilir... Yedi yıl süren bir
yargılamadan sonra idamına karar verilir.
Olayı geçtiğimiz hafta
ekranlarda izledik, sahne şöyle:
Duvarın dibinde bir sandalyeye
çıkarılmış olan hükümlünün gözleri siyah bir bezle bağlanmış. Boynuna idam
ilmeği geçirilmiş. Kadınlar, erkekler ve görevliler ortalığı doldurmuşlar.
Belli ki izleyiciler arasında ölen tarafı ve idam edilecek olan tarafı var.
Ölen gencin annesinin yaklaşıp
sandalyeye tekme vurması ve idamın gerçekleşmesine ramak kalmışken anne
olağanüstü bir şey yapıyor, sandalyeye tekme vuracağı yerde idam edilecek olan
gence bir tokat attıktan sonra onu affettiğini söylüyor.
Bu anne siyah bir çarşaf
içerisinde, gözlüklü bir hanımdır.
Affedilen gencin annesi, bu
hanımın ayaklarına kapanarak şükranlarını sunar, sonra da ikisi bir
kucaklaşarak dakikalarca ağlaşırlar.
Bu ne yüce bir davranıştır...
Bir anne bu kadar mı büyük
olur?
Batı fark ederse, bu anne
yılın anneliğine adaydır...
Bu anne bu kararını alırken
belki de bütün akrabalarını karşısına almayı göze almıştır. Çünkü ondaki
yücelik herkeste yoktur, muhtemelen akrabalarının büyük bir kesiminde yoktur.
Onun bu af kararı onlarca yıl kendisinin eleştirilmesine yol açacaktır. Bu yüce
gönüllü anne bunları da düşünmüştür. Bunlara da göğüs germeyi göze almıştır.
Bu
anneye ancak şapka çıkarılır...
İran İslâm Cumhuriyetinde
bütün dünyaya örnek olacak bir davranışta bulunan bu annenin karşısında saygı
ile eğiliyorum.
Yorum sizin...