Molla Kasım

Her dönemde; din cahili, softa, yobaz olmuştur ve olagelmektedir. Adam bir iki dini kıssa, bir iki ayet meali, bir iki de hadis öğrenir. Çıkar meydana, başlar ahkâm kesmeye… Başına da din cahillerini toplar. İstismar ve sömürü düzeni kurar. Aydınlatılmamış, eğitilmemiş insanların elinde din mecraından çıkar. Doğal sonuç olarak da toplumda ayrışma, kutuplaşma başlar. "Kendi dinimi öğrettim öz babama…"" diyen adam ne kadar haklıymış. İlk dini terbiyemizi babamızdan almamız gerekirken onlardan alamamışız. Şöyle bir düşününce, din adına bize neler telkin edilmeye çalışılmış. Bir ara, Ehl-i Şia"nın Ceferi kolunun Ehl-i Sünnet"le bir farkının olmadığını söyleyerek Humeyni hayranlığı ve sempatisi yaratmaya kadar işi vardırdılar. Yine bir ara, Muammer Kaddafi"nin Yeşil Kitabı elden ele dolaştırılarak vakit namazlarının ikişer rek"ata indirilmesi fikrini savunanlar oldu. O ne kadar; hacı, hoca şeyh, tarikat, cemaat? Say, sayabildiğin kadar. Bunda büyük vebal devlette. Ara dönemlerde; vesayetçi, müdahaleci yaptırımlarla bu tür yapılaşmaları yok ederim sanrısına kapıldı. Tam tersi oldu. Yeraltına çekilen bu güçler, illegal yollarla daha da büyüdü serpildi. Çok azı zamanın çarkında silindi, gitti… Devlet boşluk bırakmıştı, birilerinin de bu boşluğu doldurması gerekiyordu. Sosyal kural: birileri de doğal olarak bu boşluğu doldurdu. En basit bir örnekle; ramazan bayramlarının ve hac farizasının yerine getirilmesinde, birlik ve beraberliğin tesisinde İslam Ulemalarıyla Ruyet-i Hilal konferansları düzenlendi. Kararlar alındı, takvimler saptandı. Uyan nerede? Kimimiz Diyanet" e uyduk, kimimiz kaçak göçek, Vehabilere uyup; dağda, bayırda bayram namazı kılıp oruç yedik. Buna mümasıl onlarca daha örnek verilebilinir.

Her dönemde, siyasi muhterisler, halkımızın bu hassiyetini bilerek sık sık istismar ettiler. Ya mevcut iktidara yakın, ya da iktidar oldular. Zaman, zaman yakınlaştılar, ayrıştılar… İktidar olma konusunda hiç bu dönem kadar da ittifak içinde olmadılar. İnisiyatif alma, egemen olma konusunda, fizik kural, yollar kesişti. Bu kez de kanlı, bıçaklı oldular. Allah"tan korkmadan, kulundan utanmadan en şen"i hakaretleri, iftiraları birbiri için sarf eder oldular. Ben bunları İslam adına hareket ettiğini sanan Hz. Ali"yi şehit eden Haricilere benzetiyorum. Saf, temiz, mütedeyyin insanları akıl tutulmasına uğrattılar. İnsanımız bu siyasi muhterislerin peşinde  ipnotize olmuş gibi sürükleniyor. Doğru düşünme kabiliyeti demek olan sağduyumuzu kaybettik. Bir seçim öncesi dönemi mi yaşıyoruz? Yoksa entrikaların, iftiraların, gıybetin, yolsuzlukların kol gezdiği dönemi mi yaşıyoruz? Devletin bütün kurumları hallaç pamuğu gibi atılıyor. Var idiyse, islahat bu seçim öncesi döneme getirilip beyinleri bulandırmanın ne alemi vardı? Adama daha önceleri nerelerdeydiniz demezler mi? Zillullah dediğimiz ve öyle inandığımız Allah"ın gölgesi devlet ve bütün kurumları giderek güvenirliliğini yitiriyor. Bizi ayakta tutan bütün bu moral değerleri kaybedersek:""Sevenleri toprak olmuş öksüz çocuk"" olacağız.

Hep ilahilerini, nefeslerini bildiğimiz 12. Yüzyılın ikinci yarısında yaşadığı sanılan Yunus Emre"yi hepimiz çok sever ve önemseriz. Yunus"tan yüz yıl sonra yaşayan bağnaz, softa Molla Kasım Yunus"un 3 bin adet orijinal şiirlerini ele geçirir. Mevsim de kıştır. Kızılırmak"ın kıyısında bir ateş yakar, başlar şiirleri okumaya… Şiirlerdeki engin anlam zenginliğini kavrayamaz. Okuduklarının kimini ateşe, kimini de suya atar. İki bininci şiirin sonunda okuduğu şu mısralarla irkilir ve ürperir.""Derviş Yunus bu sözleri eğri büğrü söyleme,-Seni sigaya çeker bir Molla Kasım gelir."" Hemen nedamet duyar, tevbe istifar eder, kalan nüshaları toplar. Halkımız Molla Kasım"ın yaktıklarından gök ehlinin, suya attıklarından da su ehlinin, kalanlardan da insanların yararlandığına inanır.

Bu efsaneden iktibas da halkımızın muhayyilesinde, insanın yapılan iş ve icraatlardan dolayı bir hesaba çekileceği inancı vardır. Bunu da"" nasıl olsa bir Molla Kasım gelir"" diye atasözü haline getirmiştir.

Kahramanmaraş olarak bizim de bir Molla Kasım"a gereksinimimiz vardır. Onca zamanın icraatlarına aliyyülâlâ demek safdilliği olamaz. Bir hesap günü mutlaka vardır. Ola ki bizim de Molla Kasımımız Tahir Akgemci neden olmasın?


ÖMER BAYDEMİR

13.03.2014 00:00:00


Kahramanmaraş’lı Minik Dâhiden Dünya Birinciliği

Afşin ve Göksun’da Miniklere Özel Tiyatro Gösterisi

Kır Ailesinin Acı Günü

Kasım’da Dermankart’lı Ailelere 23 Milyonu Aşan Destek Ödemesi Yapıldı

KSÜ Kampüs Kablosuz Ağ Altyapısı Genişletildi

Goalball’da Gümüş Zafer

Ampute Futbol Türkiye Kupası Finali Kahramanmaraş’ta!

Göreve atanmasının 113. gününde, 113 partiliyle birlikte Ankara’ya ziyaret

Kahramanmaraş’ın talepleri tek tek Ankara gündeminde

TYB Kahramanmaraş Şubesi tarafından “Batılılaşma İhaneti’ni Yeniden Okumak” Programı Düzenledi

Kahramanmaraş’ın ilk elektrikli otobüslerinin sevkiyatı başladı

İş İnsanı Mesut Şahinkanat’a Anlamlı Plaket

Büyükşehir, Melek’in En Büyük Hayalini Gerçekleştirdi

Milli Savunma Bakanlığı, Onikişubat Belediyesi’nin dünyanın en büyük Türk Bayrağı’nı uzaydan görüntüledi

Onikişubat Belediyesi’nin Kahramanlık Türküleriyle Cumhuriyet Konseri’ne yoğun ilgi

Cumhuriyet Yürüyüşü’nde Kahramanmaraş Tek Yürek Oldu

Gül’den 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Mesajı