Hacc Suresi
5: Ey insanlar! Eğer yeniden dirilmekten şüphede
iseniz, şunu bilin ki, biz sizi topraktan, sonra nutfeden, sonra alakadan
(aşılanmış yumurtadan), sonra uzuvları (önce) belirsiz, (sonra) belirlenmiş
canlı et parçasından (uzuvları zamanla oluşan ceninden) yarattık ki size
(kudretimizi) gösterelim. Ve dilediğimizi, belirlenmiş bir süreye kadar
rahimlerde bekletiriz; sonra sizi bir bebek olarak dışarı çıkarırız. Sonra
güçlü çağınıza ulaşmanız için (sizi büyütürüz). İçinizden kimi vefat eder; yine
içinizden kimi de ömrün en verimsiz çağına kadar götürülür; ta ki bilen bir
kimse olduktan sonra bir şey bilmez hale gelsin. Sen, yeryüzünü de kupkuru ve
ölü bir halde görürsün; fakat biz, üzerine yağmur indirdiğimizde o, kıpırdanır,
kabarır ve her çeşitten (veya çiftten) iç açıcı bitkiler verir.
8-9: İnsanlardan bazısı, bir bilgisi, bir rehberi
ve (vahye dayanan) aydınlatıcı bir kitabı olmadığı halde, sırf Allah yolundan
saptırmak için yanını eğip bükerek (kibir ve azamet içinde) Allah hakkında
tartışmaya kalkar. Onun için dünyada bir rezillik vardır; kıyamet gününde ise
ona yakıcı azabı tattıracağız.
10: İşte bu, önceden yapıp ettiklerin yüzündendir
(denilir). Elbette Allah kullarına haksızlık edici değildir.
18: Görmez misin ki, göklerde olanlar ve yerde
olanlar, güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanların birçoğu
Allah`a secde ediyor; birçoğunun üzerine de azap hak olmuştur. Allah kimi hor
ve hakir kılarsa, artık onu değerli kılacak bir kimse yoktur. Şüphesiz Allah
dilediğini yapar.
Ayet no:
23: Muhakkak ki Allah, iman edip iyi
davranışlarda bulunanları, zemininden ırmaklar akan cennetlere kabul eder.
Bunlar orada altın bileziklerle ve incilerle bezenirler. Orada giyecekleri ise
ipektir.
26: Bir zamanlar İbrahim`e Beytullah`ın yerini
hazırlamış ve (ona şöyle demiştik): Bana hiçbir şeyi eş tutma; tavaf edenler,
ayakta ibadet edenler, rükû ve secdeye varanlar için evimi temiz tut.
32: Durum öyledir. Her kim Allah`ın hükümlerine
saygı gösterirse, şüphesiz bu, kalplerin takvâsındandır.
34: Biz, her ümmete -(Kurban kesmeye uygun)
hayvan cinsinden kendilerine rızık olarak verdiklerimiz üzerine Allah`ın adını
ansınlar diye- kurban kesmeyi gerekli kıldık. İmdi, İlâhınız, bir tek İlâh`tır.
Öyle ise, O`na teslim olun. (Ey Muhammed!) O ihlâslı ve mütevazi insanları
müjdele!
35: Onlar öyle kimseler ki, Allah anıldığı zaman
kalpleri titrer; başlarına gelene sabrederler, namaz kılarlar ve kendilerine
rızık olarak verdiğimiz şeylerden (Allah için) harcarlar.
36: Biz, büyük baş hayvanları da sizin için
Allah`ın (dininin) işaretlerinden (kurban) kıldık. Onlarda sizin için hayır
vardır. Şu halde onlar, ayakları üzerine dururken üzerlerine Allah`ın ismini
anınız (ve kurban ediniz). Yan üstü yere düştüklerinde ise, artık (canı
çıktığında) onlardan hem kendiniz yeyin, hem de ihtiyacını gizleyen-gizlemeyen
fakirlere yedirin. İşte bu hayvanları biz, şükredesiniz diye sizin istifadenize
verdik.
37: Onların ne etleri ne de kanları Allah`a
ulaşır; fakat O`na sadece sizin takvânız ulaşır. Sizi hidayete erdirdiğinden
dolayı Allah`ı büyük tanıyasınız diye O, bu hayvanları böylece sizin
istifadenize verdi. (Ey Muhammed!) Güzel davrananları müjdele!
38: Allah, iman edenleri korur. Şu da muhakkak ki
Allah, hain ve nankör olan herkesi sevgisinden mahrum eder.
40: Onlar, başka değil, sırf «Rabbimiz Allah`tır»
dedikleri için haksız yere yurtlarından çıkarılmış kimselerdir. Eğer Allah, bir
kısım insanları (kötülüklerini) diğer bir kısmı ile defedip önlemeseydi, mutlak
surette, içlerinde Allah`ın ismi bol bol anılan manastırlar, kiliseler,
havralar ve mescidler yıkılır giderdi. Allah, kendisine (kendi dinine) yardım
edenlere muhakkak surette yardım eder. Hiç şüphesiz Allah, güçlüdür, galiptir.
45: Nitekim, birçok memleket vardı ki, o memleket
(halkı) zulmetmekte iken, biz onları helâk ettik. Şimdi o ülkelerde duvarlar,
(çökmüş) tavanların üzerine yıkılmıştır. Nice kullanılmaz hale gelmiş kuyular
ve (ıssız kalmış) ulu saraylar vardır.
46: (Seni yalanlayanlar) hiç yeryüzünde
dolaşmadılar mı? Zira dolaşsalardı elbette düşünecek kalpleri ve işitecek
kulakları olurdu. Ama gerçek şu ki, gözler kör olmaz; lâkin göğüsler içindeki
kalpler kör olur.
47: (Resûlüm!) Onlar senden azabın çabuk
gelmesini istiyorlar. Allah vâdinden asla dönmez. Muhakkak ki, Rabbinin
nezdinde bir gün sizin saymakta olduklarınızdan bin yıl gibidir.
61: Böylece (Allah, haksızlığa uğrayana yardım
edecektir ve buna kadirdir). Çünkü Allah, geceyi gündüze katar, gündüzü geceye
katar. Şu da muhakkak ki Allah, hakkıyla işiten ve görendir.
63: Görmedin mi, Allah, gökten yağmur indirdi de
bu sayede yeryüzü yeşeriyor. Gerçekten Allah çok lütufkârdır, (her şeyden)
haberdardır.
64: Göklerde ve yerde ne varsa O`nundur.
Hakikaten Allah, yalnız O zengindir, övgüye değerdir.
65: Görmedin mi, Allah, yerdeki eşyayı ve emri
uyarınca denizde yüzen gemileri sizin hizmetinize verdi. Göğü de, kendi izni
olmadıkça yer üzerine düşmekten korur. Çünkü Allah, insanlara çok şefkatli ve
çok merhametlidir.
67: Biz, her ümmete, uygulamakta oldukları bir
ibadet tarzı gösterdik. Öyle ise onlar (ehl-i kitap) bu işte seninle
çekişmesinler. Sen, Rabbine davet et. Zira sen, hakikaten dosdoğru bir
yoldasın.
70: Bilmez misin ki, Allah, yerde ve gökte ne
varsa bilir? Bu, bir kitapta (levh-i mahfuzda) mevcuttur. Bu (eşya ve olayların
bilgisine sahip olmak), Allah için çok kolaydır.
77: Ey iman edenler! Rükû edin; secdeye kapanın;
Rabbinize ibadet edin; hayır işleyin ki kurtuluşa eresiniz.
Meryem Suresi
55: Halkına namazı ve zekâtı emrederdi; Rabbi
nezdinde de hoşnutluk kazanmış bir kimse idi.
66: İnsan der ki: «Öldüğüm zaman sahi diri olarak
(kabrimden) çıkarılacak mıyım?»
67: İnsan düşünmez mi ki, daha önce o hiçbir şey
olmadığı halde biz kendisini yaratmışızdır?
68: Öyle ise, Rabbine andolsun ki, muhakkak
surette onları şeytanlarla birlikte mahşerde toplayacağız; sonra onları diz
üstü çökmüş vaziyette cehennemin çevresinde hazır bulunduracağız.
77: (Resûlüm!) Âyetlerimizi inkâr eden ve
«Muhakkak surette bana mal ve evlât verilecek» diyen adamı gördün mü?
78: O, gaybı mı bildi, yoksa Allah`ın katından
bir söz mü aldı?
85-87: Takvâ sahiplerini heyet
halinde çok merhametli olan Allah`ın huzurunda topladığımız, günahkârları da
susuz olarak cehenneme sürdüğümüz gün, Rahmân nezdinde söz ve izin alandan
başkalarının şefâata güçleri yetmeyecektir.
88: «Rahmân çocuk edindi» dediler.
89: Hakikaten siz, pek çirkin bir şey ortaya
attınız.
90: Bundan dolayı, neredeyse gökler çatlayacak,
yer yarılacak, dağlar yıkılıp düşecektir!
91: Rahmân`a çocuk isnadında bulunmaları
yüzünden.
92: Halbuki çocuk edinmek Rahmân`ın şanına
yakışmaz.
93: Göklerde ve yerde olan herkes istisnasız, kul
olarak Rahmân`a gelecektir.
94: O, bunların hepsini kuşatmış ve sayılarını
tesbit etmiştir.
95: Bunların hepsi de kıyamet gününde O`nun
huzuruna tek başına (yapayalnız) gelecektir.
!
Mu"minûn Suresi
Ayet no:
21: Hayvanlarda sizin için elbette ibretler
vardır. Onların karınlarındakinden (sütlerinden) size içiririz. Onlarda sizin
için birçok faydalar daha vardır; etlerinden de yersiniz.
62: Biz hiç kimseyi gücünün yettiğinden başkası
ile yükümlü kılmayız. Nezdimizde hakkı söyleyen bir kitap vardır ve onlar
haksızlığa uğratılmazlar.
101: Sûra üflendiği zaman artık aralarında
akrabalık bağları kalmamıştır; birbirlerini de arayıp sormazlar.
115: Sizi sadece boş yere yarattığımızı ve sizin
hakikaten huzurumuza geri getirilmeyeceğinizi mi sandınız?
Nûr Suresi
30: (Resûlüm!) Mümin erkeklere, gözlerini
(harama) dikmemelerini, ırzlarını da korumalarını söyle. Çünkü bu, kendileri
için daha temiz bir davranıştır. Şüphesiz Allah, onların yapmakta olduklarından
haberdardır.
31: Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini (harama
bakmaktan) korusunlar; namus ve iffetlerini esirgesinler. Görünen kısımları müstesna
olmak üzere, zinetlerini teşhir etmesinler. Baş örtülerini, yakalarının üzerine
(kadar) örtsünler. Kocaları, babaları, kocalarının babaları, kendi oğulları,
kocalarının oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız
kardeşlerinin oğulları, kendi kadınları (mümin kadınlar), ellerinin altında
bulunanlar (köleleri), erkeklerden, ailenin kadınına şehvet duymayan hizmetçi
vb. tâbi kimseler yahut henüz kadınların gizli kadınlık hususiyetlerinin
farkında olmayan çocuklardan başkasına zinetlerini göstermesinler. Gizlemekte
oldukları zinetleri anlaşılsın diye ayaklarını yere vurmasınlar (Dikkatleri
üzerine çekecek tarzda yürümesinler). Ey müminler! Hep birden Allah`a tevbe
ediniz ki kurtuluşa eresiniz.
35: Allah, göklerin ve yerin nûrudur. O`nun
nûrunun temsili, içinde lamba bulunan bir kandillik gibidir. O lamba kristal
bir fanus içindedir; o fanus da sanki inciye benzer bir yıldız gibidir ki,
doğuya da, batıya da nisbet edilemeyen mübarek bir ağaçtan, yani zeytinden
(çıkan yağdan) tutuşturulur. Onun yağı, neredeyse, kendisine ateş değmese dahi
ışık verir. (Bu,) nûr üstüne nûrdur. Allah dilediği kimseyi nûruna eriştirir.
Allah insanlara (işte böyle) temsiller getirir. Allah her şeyi bilir.
41: Göklerde ve yerde bulunanlarla dizi dizi
kuşların Allah`ı tesbih ettiklerini görmez misin? Her biri kendi duasını ve
tesbihini (öğrenmiş) bilmiştir. Allah, onların yapmakta olduklarını hakkiyle
bilir.
43: Görmez misin ki Allah bir takım bulutları
(çıkarıp) sürüyor; sonra onları bir araya getirip üstüste yığıyor. İşte
görüyorsun ki bunlar arasından yağmur çıkıyor. O, gökten, oradaki dağlardan
(dağlar büyüklüğünde bulutlardan) dolu indirir. Artık onu dilediğine isabet
ettirir; dilediğinden de onu uzak tutar; (bu bulutların) şimşeğinin parıltısı
neredeyse gözleri alır!
55: Allah, sizlerden iman edip iyi davranışlarda
bulunanlara, kendilerinden öncekileri sahip ve hakim kıldığı gibi onları da
yeryüzüne sahip ve hakim kılacağını, onlar için beğenip seçtiği dini (İslâm`ı)
onların iyiliğine yerleştirip koruyacağını ve (geçirdikleri) korku döneminden
sonra, bunun yerine onlara güven sağlayacağını vâdetti. Çünkü onlar bana kulluk
ederler; hiçbir şeyi bana eş tutmazlar. Artık bundan sonra kim inkâr ederse,
işte bunlar asıl büyük günahkârlardır.
61: Âmâya güçlük yoktur; topala güçlük yoktur;
hastaya da güçlük yoktur. (Bunlara yapamayacakları görev yüklenmez;
yapamadıklarından dolayı günahkâr olmazlar.) Sizin için de, gerek kendi
evlerinizden, gerekse babalarınızın evlerinden, annelerinizin evlerinden, erkek
kardeşlerinizin evlerinden, kız kardeşlerinizin evlerinden, amcalarınızın
evlerinden, halalarınızın evlerinden, dayılarınızın evlerinden, teyzelerinizin
evlerinden veya anahtarlarını uhdenizde bulundurduğunuz yerlerden yahut
dostlarınızın evlerinden yemenizde bir sakınca yoktur. Toplu halde veya ayrı
ayrı yemenizde de bir sakınca yoktur. Evlere girdiğiniz zaman, Allah tarafından
mübarek ve pek güzel bir yaşama dileği olarak kendinize (birbirinize) selâm
verin. İşte Allah, düşünüp anlayasınız diye size âyetleri böyle açıklar.
62: Müminler, ancak Allah`a ve Resûlüne gönülden
inanmış kimselerdir. Onlar, o Peygamber ile ortak bir iş üzerindeyken ondan
izin istemedikçe bırakıp gitmezler. (Resûlüm!) Şu senden izin isteyenler,
hakikaten Allah`a ve Resûlüne iman etmiş kimselerdir. Öyle ise, bazı işleri
için senden izin istediklerinde, sen de onlardan dilediğine izin ver; onlar
için Allah`tan bağış dile; Allah mağfiret edicidir, merhametlidir.