Kur"an Sureleri 4
İsrâ Suresi
4: Biz, Kitap`ta İsrailoğullarına: Sizler,
yeryüzünde iki defa fesat çıkaracaksınız ve azgınlık derecesinde bir kibre
kapılacaksınız, diye bildirdik.
5: Bunlardan ilkinin zamanı gelince, üzerinize
güçlü kuvvetli kullarımızı gönderdik. Bunlar, evlerin arasında dolaşarak (sizi)
aradılar. Bu, yerine getirilmiş bir vaad idi.
6: Sonra onlara karşı size tekrar (galibiyet ve
zafer) verdik; servet ve oğullarla gücünüzü arttırdık; sayınızı daha da
çoğalttık.
7: Eğer iyilik ederseniz kendinize etmiş,
kötülük ederseniz yine kendinize etmiş olursunuz. Artık diğer cezalandırma
zamanı gelince, yüzünüzü kara etsinler, daha önce girdikleri gibi yine Mescid`e
(Süleyman Mâbedi`ne) girsinler ve ellerine geçirdikleri her şeyi büsbütün tahrip
etsinler (diye, başınıza yine düşmanlarınızı musallat kıldık).
11: İnsan hayrı istediği kadar şerri de ister.
İnsan pek acelecidir!
15: Kim hidayet yolunu seçerse, bunu ancak kendi
iyiliği için seçmiş olur; kim de doğruluktan saparsa, kendi zararına sapmış
olur. Hiçbir günahkâr, başkasının günah yükünü üstlenmez. Biz, bir peygamber
göndermedikçe (kimseye) azap edecek değiliz.
44: Yedi gök, yer ve bunlarda bulunan herkes O`nu
tesbih eder. O`nu övgü ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur. Ne var ki siz,
onların tesbihini anlamazsınız. O, halîmdir, bağışlayıcıdır.
50-51: De ki: İster taş olun, ister demir, isterse
gözünüzde büyüyen herhangi bir mahlûk! (Bunlar, Allah`ın sizi yeniden
diriltmesini güçleştirmez.) Diyecekler ki: «Bizi tekrar (hayata) kim döndürecek?»
De ki: Sizi ilk kez yaratan. Bunun üzerine onlar sana alaylı bir tarzda
başlarını sallayacak ve «Ne zamanmış o?» diyecekler. De ki: Yakın olsa gerek!
52: Allah sizi çağıracağı gün, kendisine
hamdederek çağrısına uyarsınız ve (dirilmeden önceki halinizde) çok az
kaldığınızı sanırsınız.
55: Rabbin, göklerde ve yerde olan herkesi en iyi
bilendir. Gerçekten biz, peygamberlerin kimini kiminden üstün kıldık; Davud`a
da Zebur`u verdik.
60: Hani sana: Rabbin, insanları çepeçevre
kuşatmıştır, demiştik. Sana gösterdiğimiz o görüntüleri ve Kur`an`da lânetlenen
ağacı, ancak insanları sınamak için meydana getirdik. Biz onları korkuturuz da,
bu onlara, büyük bir azgınlıktan başka bir şey sağlamaz.
71: Her insan topluluğunu önderleri ile birlikte
çağıracağımız o günde kimlerin amel defteri sağından verilirse, onlar, en küçük
bir haksızlığa uğramamış olarak amel defterlerini okuyacaklar.
76: Yine onlar, seni yurdundan çıkarmak için
nerdeyse dünyayı başına dar getirecekler. O takdirde, senin ardından kendileri
de fazla kalamazlar.
84: De ki: Herkes, kendi mizaç ve meşrebine göre
iş yapar. Bu durumda kimin doğru bir yol tuttuğunu Rabbiniz en iyi bilendir.
90: Onlar: «Sen, dediler, bizim için yerden bir
kaynak fışkırtmadıkça sana asla inanmayacağız.»
91: «Veya senin bir hurma bahçen ve üzüm bağın
olmalı; öyle ki, içlerinden gürül gürül ırmaklar akıtmalısın.»
92: «Yahut, iddia ettiğin gibi, üzerimize gökten
parçalar yağdırmalısın veya Allah`ı ve melekleri gözümüzün önüne getirmelisin.»
93: «Yahut da altından bir evin olmalı, ya da
göğe çıkmalısın. Bize, okuyacağımız bir kitap indirmediğin sürece (göğe)
çıktığına da asla inanmayız.» De ki: Rabbimi tenzih ederim. Ben, sadece beşer
bir elçiyim.
Kehf Suresi
Ayet no:
16: (İçlerinden biri şöyle demişti:) «Mademki siz
onlardan ve onların Allah`ın dışında tapmakta oldukları varlıklardan
uzaklaştınız, o halde mağaraya sığının ki, Rabbiniz size rahmetini yaysın ve
işinizde sizin için fayda ve kolaylık sağlasın.»
19: Böylece biz, aralarında birbirlerine
sormaları için onları uyandırdık: İçlerinden biri: «Ne kadar kaldınız?» dedi.
(Kimi) «Bir gün ya da günün bir parçası kadar kaldık» dediler; (kimi de) şöyle
dediler: «Rabbiniz, kaldığınız müddeti daha iyi bilir. Şimdi siz, içinizden birini
şu gümüş paranızla şehre gönderin de, baksın, (şehrin) hangi yiyeceği daha
temiz ise size ondan erzak getirsin; ayrıca, nâzik davransın (gizli hareket
etsin) ve sakın sizi kimseye sezdirmesin.»
20: «Çünkü onlar eğer size muttali olurlarsa, ya
sizi taşlayarak öldürürler veya kendi dinlerine çevirirler ki, o zaman
ebediyyen iflah olmazsınız.»
21: Böylece (insanları) onlardan haberdar ettik
ki, Allah`ın vâdinin hak olduğunu, kıyametin şüphe götürmez olduğunu bilsinler.
Hani onlar aralarında Ashâb-ı Kehf`in durumunu tartışıyorlardı. Dediler ki:
«Üzerlerine bir bina yapın. Rableri onları daha iyi bilir.» Onların durumuna
vâkıf olanlar ise: «Bizler, kesinlikle onların yanı başlarına bir mescit
yapacağız» dediler.
22: (İnsanların kimi:) «Onlar üç kişidir;
dördüncüleri de köpekleridir» diyecekler; yine: «Beş kişidir; altıncıları
köpekleridir» diyecekler. (Bunlar) bilinmeyen hakkında tahmin yürütmektir.
(Kimileri de:) «Onlar yedi kişidir; sekizincisi köpekleridir» derler. De ki:
Onların sayılarını Rabbim daha iyi bilir. Onlar hakkında bilgisi olan çok
azdır. Öyle ise Ashâb-ı Kehf hakkında, delillerin açık olması haricinde bir
münakaşaya girişme ve onlar hakkında (ileri geri konuşan) kimselerin
hiçbirinden malumat isteme.
23-24: Allah`ın dilemesine
bağlamadıkça (inşâallah demedikçe) hiçbir şey için «Bunu yarın yapacağım» deme.
Bunu unuttuğun takdirde Allah`ı an ve: «Umarım Rabbim beni, doğruya bundan daha
yakın olan bir yola iletir» de.
27: Rabbinin Kitabı`ndan sana vahyedileni oku.
Onun kelimelerini değiştirebilecek yoktur. O`ndan başka bir sığınak da
bulamazsın.
28: Sabah akşam Rablerine, O`nun rızasını
dileyerek dua edenlerle birlikte candan sebat et. Dünya hayatının süsünü
isteyerek gözlerini onlardan çevirme. Kalbini bizi anmaktan gafil kıldığımız,
kötü arzularına uymuş ve işi gücü aşırılık olan kimseye boyun eğme.
32: Sabah akşam Rablerine, O`nun rızasını
dileyerek dua edenlerle birlikte candan sebat et. Dünya hayatının süsünü isteyerek
gözlerini onlardan çevirme. Kalbini bizi anmaktan gafil kıldığımız, kötü
arzularına uymuş ve işi gücü aşırılık olan kimseye boyun eğme.
33: İki bağın ikisi de yemişlerini vermiş,
hiçbirini eksik bırakmamıştı. İkisinin arasından bir de ırmak fışkırtmıştık.
34: Bu adamın başka geliri de vardı. Bu yüzden
arkadaşıyla konuşurken ona şöyle dedi: «Ben, servetçe senden daha zenginim;
insan sayısı bakımından da senden daha güçlüyüm.»
35: (Böyle gurur ve kibirle) kendisine zulmederek
bağına girdi. Şöyle dedi: «Bunun, hiçbir zaman yok olacağını sanmam.»
36: «Kıyametin kopacağını da sanmıyorum. Şayet
Rabbimin huzuruna götürülürsem, hiç şüphem yok ki, (orada) bundan daha hayırlı
bir akıbet bulurum.»
37: Karşılıklı konuşan arkadaşı ona hitaben:
«Sen, dedi, seni topraktan, sonra nutfeden (spermadan) yaratan, daha sonra seni
bir adam biçimine sokan Allah`ı inkâr mı ettin?»
38: «Fakat O Allah benim Rabbimdir ve ben Rabbime
hiçbir şeyi ortak koşmam.»
39: «Bağına girdiğinde: Mâşâallah! Kuvvet yalnız
Allah`ındır, deseydin ya! Eğer malca ve evlâtça beni kendinden güçsüz
görüyorsan (şunu bil ki):»
40: «Belki Rabbim bana, senin bağından daha
iyisini verir; senin bağına ise gökten yıldırımlar gönderir de bağ kupkuru bir
toprak haline gelir.»
41: «Yahut, bağının suyu dibe çekilir de bir daha
onu arayıp bulamazsın.»
42: Derken onun serveti kuşatılıp yok edildi.
Böylece, bağı uğruna yaptığı masraflardan ötürü ellerini oğuşturup kaldı. Bağın
çardakları yere çökmüştü. «Ah, diyordu, keşke ben Rabbime hiçbir ortak koşmamış
olsaydım!»
43: Kendisine Allah`tan başka yardım edecek
destekçileri olmadığı gibi kendi kendini de kurtaracak güçte değildi.
44: İşte burada yardım ve dostluk, Hak olan
Allah`a mahsustur. Mükâfatı en iyi olan O, en güzel âkıbeti veren yine O`dur.
45: Onlara şunu da misal göster: Dünya hayatı,
gökten indirdiğimiz bir su gibidir ki, bu su sayesinde yeryüzünün bitkisi (önce
gelişip) birbirine karışmış; arkasından rüzgârın savurduğu çerçöp haline
gelmiştir. Allah, her şey üzerinde iktidar sahibidir.
46: Servet ve oğullar, dünya hayatının süsüdür;
ölümsüz olan iyi işler ise Rabbinin nezdinde hem sevapça daha hayırlı, hem de
ümit bağlamaya daha lâyıktır.
50: Hani biz meleklere: Âdem`e secde edin,
demiştik; İblis hariç olmak üzere, onlar hemen secde ettiler. İblis
cinlerdendi; Rabbinin emrinden dışarı çıktı. Şimdi siz, beni bırakıp da onu ve
onun soyunu mu dost ediniyorsunuz? Oysa onlar sizin düşmanınızdır. Zalimler
için bu ne fena bir değişmedir!
54: Hakikaten biz bu Kur`an`da insanlar için her
türlü misali sayıp dökmüşüzdür. Fakat tartışmaya en çok düşkün varlık insandır.
65: Derken, kullarımızdan bir kul buldular ki,
ona katımızdan bir rahmet (vahiy ve peygamberlik) vermiş, yine ona tarafımızdan
bir ilim öğretmiştik.
66: Musa ona: Sana öğretilenden, bana, doğruyu
bulmama yardım edecek bir bilgi öğretmen için sana tâbi olayım mı? dedi.
67: Dedi ki: Doğrusu sen benimle beraberliğe
sabredemezsin.
68: (İç yüzünü) kavrayamadığın bir bilgiye nasıl
sabredersin?
69: Musa: İnşaallah, dedi, sen beni sabreder
bulacaksın. Senin emrine de karşı gelmem.
70: (O kul:) Eğer bana tâbi olursan, sana o
konuda bilgi verinceye kadar hiçbir şey hakkında bana soru sorma! dedi.
71: Bunun üzerine yürüdüler. Nihayet gemiye
bindikleri zaman o (Hızır) gemiyi deldi. Musa: Halkını boğmak için mi onu
deldin? Gerçekten sen (ziyanı) büyük bir iş yaptın! dedi.
72: (Hızır:) Ben sana, benimle beraberliğe
sabredemezsin, demedim mi? dedi.
73: Musa: Unuttuğum şeyden dolayı beni muaheze
etme; işimde bana güçlük çıkarma, dedi.
74: Yine yürüdüler. Nihayet bir erkek çocuğa
rastladıklarında (Hızır) hemen onu öldürdü. Musa dedi ki: Tertemiz bir canı,
bir can karşılığı olmaksızın (kimseyi öldürmediği halde) katlettin ha!
Gerçekten sen fena bir şey yaptın!
77: Yine yürüdüler. Nihayet bir köy halkına varıp
onlardan yiyecek istediler. Ancak köy halkı onları misafir etmekten kaçındılar.
Derken orada yıkılmak üzere bulunan bir duvarla karşılaştılar. (Hızır) hemen
onu doğrulttu. Musa: Dileseydin, elbet buna karşı bir ücret alırdın, dedi.
82: «Duvara gelince, şehirde iki yetim çocuğun
idi; altında da onlara ait bir hazine vardı; babaları ise iyi bir kimse idi.
Rabbin istedi ki, o iki çocuk güçlü çağlarına erişsinler ve Rabbinden bir
rahmet olarak hazinelerini çıkarsınlar. Ben bunu da kendiliğimden yapmadım.
İşte, hakkında sabredemediğin şeylerin iç yüzü budur.»
93: Nihayet iki dağ arasına ulaştığında onların
önünde, hemen hiçbir sözü anlamayan bir kavim buldu.
102: Kâfirler, beni bırakıp da kullarımı dostlar
edineceklerini mi sandılar? Biz cehennemi kâfirlere bir konak olarak
hazırladık.
107: İman edip iyi davranışlarda bulunanlara
gelince, onlar için makam olarak Firdevs cennetleri vardır.
İMRAN KILIÇ
31.12.2013 00:00:00
-
1
Blueland Yeni Sezonu 18 Mart’ta Açıyor
-
2
Bekir Büyükkurt Türkiye Birincisi Oldu
-
3
Restorasyonu Tamamlanan 5 Camii Daha İbadete Açıldı
-
4
Pusula Maraş’tan Gençlere Ramazan Temalı Ödüllü Fotoğraf Yarışması
-
5
BAŞKAN AKPINAR: “12 ŞUBAT RUHU, ASRIN FELAKETİNDE YENİDEN DİRİLDİ”
-
6
Kahramanmaraş Hızlı Tren Ağına Entegre Ediliyor
-
7
KMTSO Başkanı Buluntu’dan 12 Şubat Mesajı
-
8
"Kurtuluş Ruhu" 106. Yılında
-
9
KSÜ’de Deprem Şehitleri İçin Mevlid-i Şerif Programı ve Anma Töreni Düzenlendi
-
10
Kahramanmaraş’ta CHP TBMM Grup Toplantısı Yapıldı
-
11
Türkoğlu’nda kar seferberliği vatandaştan tam not aldı
-
12
Görgel: “Tarihi Kapalı Çarşı’mızın Restorasyonu Tamamlanıyor”

