Kadına Yönelik Şiddet Haklı Gören Zihniyet

Değerli Okurlar, kadına şiddet, Türkiye`nin önemli sorunlarından biri olmayı sürdürüyor. 25 Kasım, "Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü " olarak anılıyor. Kadına şiddet tel"in ediliyor. Kadını toplum yaşamından soyutlayan, onun zihnini, aklını, bilgisini ve üretkenliğini yok sayan zihniyet kınanıyor, ayıplanıyor. Alınan önlemler şiddet verilerini azaltsa da, aile içi şiddet yüzünden her yıl yüzlerce kadın hayatını kaybediyor. Bu yıl 28 bin kadın, şiddete maruz kalmış. Son 5 yılda 802 kadının, aile içi şiddet sonucu öldüğü,  4 bin 500`ü için de koruyucu ve önleyici tedbir alındığı söyleniyor. Resmi verilere göre, aile içi şiddet olaylarında 2009`da 171, 2010`da 177, 2011`de 163, 2012`de 155 ve 2013`ün ilk 9 ayında da 136 kadının hayatını kaybetti söyleniyor. Ocak 2013 itibariyle, 50 binden fazla kadının eşlerine mahkeme kararı ile evden uzaklaştırma ve uyarı gibi önleyici tedbirlerle koruma sağlandığı bildiriliyor. Mayıs 2013 yılı itibariyle, Türkiye genelinde şiddete uğradığı için polis korumasına alınan kadın sayısının 11 bini geçtiği haber veriliyor.  Kadınlara en fazla polis koruması sağlanan iller arasında Kayseri ilk üç sırayı işgal ediyor. Sokaklara inen kadınlarımız bakın neler söylüyor ve ne istiyorlar: " Dünyanın birçok ülkesinde ve Türkiye"de biz kadınlar değişik biçimlerde şiddete uğruyoruz. Kadınların eğitimden yoksun bırakılarak eve mahkûm edildiği, ekonomik faaliyetinin yasal ve geleneksel birçok engelle kısıtlandığı, çalışma yaşamında bin bir haksızlık ve ayrımcılıkla karşılaştığı, toplumun en fakir kısmını oluşturduğu ve kaderine terk edildiği koşullarda, şiddetin ilk hedefi de doğal olarak en korumasız ve zayıf kesim biz kadınlarız ".

Sevgili Okurlarım, Müslüman ülkesinde kadına karşı şiddet uygulanmasını dünyaya nasıl anlatacağız. İslam Dinini bir şiddet dini olarak takdim eden İslam aleyhtarlarını haklı çıkarırsak bunun hesabını Allah"a nasıl vereceğiz? Kadının özel yaşam hakkını, ruh ve vücut bütünlüğünü güvence altına almayı hedefleyen Hz. Peygambere sadakatimizi ve imanımızı nasıl savunacağız?

Evet, biliyor ve okuyoruz ki Hz. Peygamberin vefatından sonra kadın aleyhtarı gelenek ve göreneklerin yeniden sürgün vermesi ve bu sürgünün uydurma hadislerle, mesnetsiz rivayetlerle ve asılsız haberlerle meşrulaştırılması, İslam toplumunda kadını toplumdan soyutlamış, onu uğursuz ve şehvet giderici olarak gören zihniyetin doğmasına neden olmuştur. Kadına üçüncü sınıf muamelesi yapan ve çoğu kadını cariye hükmünde sayan Arap geleneğini dinileştiren İslam toplumu, yüzyıllardır kadını okutmanın, eğitmenin günah olduğu inancıyla çoğu kadınların cahil kalmasına sebep olmuştur. Bununla da kalmamış, kadını doğuştan fitne, şeytan, aklen ve dinen erkekten aşağı olduğu ve erkeğin emrine verildiğine dair pek çok uydurma hadisler ve yüzyılların ötesinden gelen mesnetsiz haberler, kadını toplumdan soyutlamış; bunun sonucunda kadına yönelik şiddet toplumun ve devletin duyarsızlığı yüzünden artarak çoğalmış; kadına karşı zorba, dövme ve aşağılama hız kesmemiştir. Bu hal sadece kadının bedenlerine zarar vermekle kalmamış, öz saygısını ve hak arama arzusunu da zayıflatmıştır. Bunun sonucunda kadını aşağılama geleneği asırların ötesinden sürüp gelmiştir. İşte bu anlayış, çoğu erkeklerin zihniyetinde kadının velayetinde noksan olduğu inancını da doğurmuştur.

Evet, durum bu iken bugün geldiğimiz nokta itibariyle toplumumuz yüce dinimizin insana ve özellikle kadınlarımıza verdiği önemi bilmeli, Yüce kitabımız Kur"an-ı Kerimi tetkik ederek dini her konuda olduğu gibi kadın hakları konusunda da sağlam bilgiye ulaşmalıdır diye düşünüyorum. Burada bir ilahiyatçı olarak şunu arz etmek istiyorum. Kur"an-ı Kerim temel haklardan söz ettiğinde, her zaman " mümin erkeler ve mümin kadınlar… Müslüman erkekler ve Müslüman kadınlar", diye söz eder. Ve yine: Kur"an-ı Kerim, kadın ve erkek olmaları bakımından insanlar arasında hiçbir ayırım yapmadığı gibi, her ikisinin de aynı hak ve yükümlülükleri taşıdığını ve toplum içinde icra ettikleri fonksiyonları bakımından aralarında bir ayırım da olmadığını (Ahzab,35) vurgulamakta, "Allah katında O"na en çok saygı gösterenin en üstün olduğunu(Hucürat,13), yani yeryüzünde barış ve kardeşliğin, iyilik ve güzelliğin, sevgi ve saygının, eşitliğin ve özgürlüğün hüküm sürmesine en çok katkıda bulunanın üstün olduğunu hatırlatmaktadır.

Hiç kuşkusuz, İslam"ın bu dinamizmini yaşama geçirmek Müslümanlara can verecek, güç verecektir.

 


M. KEMAL ATİK

28.11.2013 00:00:00


Bekir Büyükkurt Türkiye Birincisi Oldu

Restorasyonu Tamamlanan 5 Camii Daha İbadete Açıldı

Pusula Maraş’tan Gençlere Ramazan Temalı Ödüllü Fotoğraf Yarışması

BAŞKAN AKPINAR: “12 ŞUBAT RUHU, ASRIN FELAKETİNDE YENİDEN DİRİLDİ”

Kahramanmaraş Hızlı Tren Ağına Entegre Ediliyor

KMTSO Başkanı Buluntu’dan 12 Şubat Mesajı

"Kurtuluş Ruhu" 106. Yılında

KSÜ’de Deprem Şehitleri İçin Mevlid-i Şerif Programı ve Anma Töreni Düzenlendi

Kahramanmaraş’ta CHP TBMM Grup Toplantısı Yapıldı

Türkoğlu’nda kar seferberliği vatandaştan tam not aldı

Görgel: “Tarihi Kapalı Çarşı’mızın Restorasyonu Tamamlanıyor”

Kırmızı Yelekliler Derneği'nden Kahramanmaraş ziyareti

AKOM’dan Yağmur ve Kar Uyarısı

Ülkü Ocakları'ndan Anlamlı Destek

Başkan Gül'den YENAD'a Ziyaret

Başkan Çetinkaya’dan Gazetecilere Anlamlı Buluşma

KMTSO Başkanı Buluntu’dan 2025 yılı değerlendirmesi