Yazımın başlığının açılımı;
Karatay Üniversitesi Mevlana Kültür Merkezindeki konferans sırasında Anayasa
Mahkemesi Başkanı Sayın Haşim Kılıç"a ait bir cümlenin açılımıdır. Bizim
demokrasimizi tanımlarken malum fıkra ile ilişkilendirmiş.
Deve kuşuna; kuş isen hadi uç
bakalım demişler, ben deveyim demiş. Madem devesin hadi yük taşı demişler, bu
kez de ben kuşum demiş.
Üzerinde oynanmaya çalışılan
devlet dilimiz, mecaz örgüsüyle ne zengin bir dil... Onun sayesinde Türklük
varlığımızı sürdürüyoruz. Ülkemizdeki demokrasiyi tanımlamada bundan daha güzel
bir ilişkilendirme olamaz. Sayın Haşim Kılıç"ın Kahramanmaraş Mehmet Akif Ersoy
salonunda verdiği konferansta bayağı içkillenmiştim. Fakat, bu kez verdiği
konferansın ana teması itibariyle kendini kanıtlamış oldu. Yürekten kutluyorum.
Tüm Türkiye genelimde, 31 Mart
2014"te yapılacak olan mahalli idareler seçiminde, aday saptamadaki
antidemokratik uygulamayı kim içine sindirebilir. Söz gelimi, daha adaylar
belirlemeden Kahramanmaraş Belediye Başkanı Mustafa Poyraz beye reva görülen muamele,
AKP"li olup olmamam mevzubahis değil. Bir Kahramanmaraşlı olarak benim onuruma dokundu.
Bu denli ahde vefasızlık olmaz
2004 döneminde DYP"nin belediye meclisindeki 2
üyeden biriydim. Beş yıl içerisinde meclis kararlarında etkin olamamamıza
rağmen arkadaşım Ahmet Karaciğer"le demokratik muhalefet görevimizi yaptık.
Takdir edersiniz 36 üyeli mecliste 2 üyenin esamisi okunur mu? Bu cılız
muhalefete rağmen, bazı kez arkadaşım mimar Ahmet Karaciğer ve ben imar
uygulamalarıyla ilgili itirazlarımızda, hakkı teslim etme adına, Mustafa Poyraz
bey bizim tezimize katılır, kararın kadük kalmasına müdahil olurdu.
2004"te de 2009 da belediye
meclisine birçok üye, liyakatinden dolayı değil, çeşitli mahfillerin mecliste
benim de bir adamım olsun kabilinden giren isimlerdir. Burası Kahramanmaraş
kimse tereciye tere satmasın. Mustafa Poyraz beyi hep yalnız bıraktılar. Görev
tevdi edilenler de hep görevden kaçtılar. Mustafa Poyraz bey hep yalnız damları
oynadı. Allah için istidatı doğrultusunda elinden geleni yaptı. Hasbetenlillah,
harama el uzatmadan, çıkar peşinde koşmadan uğraştı durdu.
Belli mahfiller onu istemedi
ve etkin de oldular. Onlar Mustafa Poyraz ihtisas kesbetti, kimin ne olduğunu anladı,
kenti tanıyıp bilir hale geldi
Bundan böyle meydanlarda koşturanların
tekerleğine çomak sokabilirdi. Onun için gitmeliydi. Tabii bu kesim etkin ve
nüfuzlu kimselerdi. Dedikleri de olmalıydı ve oldu da
Sayın Haşim Kılıç verdiği konferansta
; "Siyasi ve sivil özgürlüklerin olmadığı yerde demokrasiden söz edilemez."" Derken
sanki bu kabil antidemokratik uygulamalardan söz ediyor. Kapalı kapılar
ardında, ileri milletvekilliği
seçimlerinde Menderes Türel ve Başbakanın Mustafa Poyraz beyin bir vaat alıp
almadığını bilemeyiz. Onu da zaman gösterecek.
Şahsen bu haksız tavra ben
olsam tepki koyardım. Mustafa Poyraz Bey çok kaderci davrandı. Geçmişte Şanlıurfa
Belediye Başkanı Fakıbaba gibi tavır
koyup kendini tescil ettirme şansı vardı. Mustafa Poyraz beyi bir kısım elit tutmayabilir.
Fakat halk nezdinde saygın bir yeri var
Alnı açık, göğsünü gere gere bu kentin cadde ve sokaklarında gezebilir. Entrikalar çevirerek adam harcamak
hiç de şık kaçmadı. Belki bazıları bu düşüncelerim için hariçten gazel okumak diyebilir.
Yaşım, başım, konumum itibariyle bu kentin 5060 yılından berisini bilen bir
insan olarak bunları söylemeye hakkım olduğuna inanıyorum.
Halkımız maalesef okuyup araştırmıyor.
Günü birlik yaşamayı yeğ tutup yarını hesap etmiyor. Gereğinden fazla
mütevekkil davranıyor. Sudan bahanelerle terk edilen sivil anayasa çalışmaları
için bakın Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç Bey ne diyor;""Evrenin
yazdıklarıyla bunların söyledikleri arasında ne fark var. Allah aşkına. Bir
meclisin sağlıklı çalışması için, ciddi bir siyasi partiler ve seçim yasası
oluşması lazım. Bunlar hazırlanacak ve bunların oluşturduğu mecliste gerçek
Demokratik noktaya ulaşabiliriz.
Aksi halde mümkün değil. Ben kendimi evlendirme vadiyle kandırılmış insanlara
benzetiyorum" diyor. Yetkili ağız olarak daha ne söylenebilinir ki
31 Mart 2014"te gene; "cambaza
bak,cambaza"oynayacağız. Demek ki buna müstahakız, demokrasiyi hak etmiyoruz.