Bilindiği gibi Ömer Faruk
Şirikçi, Abdülhamid Han Camii imamıdır. Gayretleri aşağıdaki gibidir:
Faruk Hoca sabah namazından
yarım saat önce camiye gelir ve yavaş yavaş gelmekte olan cemaate bir kitaptan
pasajlar okur. Çok defa dinlediğim için size de aktarayım; hocanın kitap okuyuş
tarzı sohbet tarzıdır. Gözlerinizi kapadığınız zaman kitap okuduğunu değil
sohbet yaptığını zannedersiniz. İnanılmaz güzel bir okuma tarzıdır. Okuma
sırasında yoruma veya misal vermeye muhtaç kısımlarında hoca (bazen de araya
Maraşlıca deyimler sıkıştırarak) konuyu daha anlaşılır hale getirir.
Her gün mü?
Her gün...
Çünkü cemaat olarak bizlerin
bunlara ihtiyacımız var.
Cumaları sabah namazından ve
cuma duasından sonra mutlaka çorba ve çay ikramı vardır.
Eğer Müftülükten başka bir
vaiz görevlendirilmemişse Faruk Hoca kürsüye çıkar ve cemaatin kafasına çivi
gibi çakılacak bir şekilde vaazını verir. Hatta hazırlıksız çıksa bile cemaati
uyutmaz, konu neyse onu en güzel şekilde anlatır.
Faruk Hocanın hutbesi de
öyledir. Cemaati uyutmaz. Anlatacaklarını tamı tamına anlatır. En eften püften
konuyu allayıp pullayarak, inanılmaz bir maharetle cemaate aktarır, konuyu
eften püften olmaktan çıkarır.
Hocanın vakit namazlarına
gelmemezlik gibi bir alışkanlığı yoktur. Hemen her vakitte mihraptadır.
Gelemediği zamanlar zaten Metin Hoca oradadır ve o güzel sesiyle, o güzel
kıraatiyle cemaati mest eder.
Faruk Hoca gecelerin uzamasını
fırsat bilerek yeni bir uygulamaya başladı. Malum geceler çok uzun, erkenden
eve dönüp TV karşısında esnemek yerine yarım saat de olsa yatsıdan sonra bir
ders yapmak nefsimize ağır gelmemeli.
Haftada bir gün...
Perşembe günü yatsı namazından
sonra Abdülhamid Han Camii Okuma Salonunda (Caminin kıblesindedir) sohbet ortamının
sıcaklığında derslere başlamıştır. Dersler sorulu cevaplı da olabilmektedir.
Bu dersleri Faruk Hoca veya
bilgi donanımı çok iyi olan başka ehil insanlar yapmaktadır. Cemaatin
istifadesi yönündedir. Tavsiye ederim.