Kehanet, gaybdan haber verme
anlamına gelir. Bu iş yapan kişilere de kâhin denir. Cahilliye döneminde derin
bir araştırmaya dayanan bilgilere sahip olan kişilere de kâhin derlerdi. Zaman
zaman müneccim (astronom) ve tabiplere kâhin denmesi bundandır. Türkçe kâhin
karşılığında çoğunlukla falcı ve bakı(m)cı kelimeler kullanıla gelmiştir.
Kâhin, istikbalde meydana
gelecek işleri bildiğini iddia eden, gizli ve görünmeyen âlemden haberdar
olduğunu söyleyen kişilere denir. Bir başka tarife göre; geleceği ilişkin
olaylardan haber verene " Arraf" geçmişte meydana gelen ve insanlara gizli
kalan haberleri bildiren kişilere de kâhin denir.
Kehanet: Cinlerden bir dost
edinerek onun vasıtasıyla gaybdan haber verme biçiminde gerçekleştirilen
kehanet, insan tabiatında bulunan bir yeteneğin harekete geçirilmesi sonucu
kazanılan bir sanat anlamında kehanet, putlardan kendilerine gizli sesler
fısıldadığını iddia edenlerin kehaneti olmak üzere üç nevide incelenebilir.
Kur"an-ı Kerim ve Hadis-i
Şeriflerde kehanet yasak edilmekte, kâhinler yerilmekte, onları tasdik edenin
Hz. Muhammed"e (sav) indirileni inkâr etmiş olacağı ( Ebu Davud, Tirmizi, İbn-i
Mace, Dârimi, Müsned) cennete giremeyeceği (Müsned) ve kırk gün namazının kabul
edilmeyeceği (Müslüm) ifade edilmektedir.