Bir toplumda;"Her zamankinden
daha fazla birlik ve beraberliğe ihtiyacımız var!" sözünün söylendiği vakitler
o toplumda yaşayan insanlar açısından ciddi sıkıntıların baş gösterdiği
zamanlardır. Bu bakımdan bu söz hastalıklı bir sözdür. Huzurlu ve güvenilir bir
toplum bu sözün telaffuz bile edilmediği toplumdur.
Büyük bir toplumda herkesin
aynı şeyleri düşünüyor olması zor görünmekle beraber mümkün olmayan bir şey de
değildir. Farklı düşünceler farklı söylemlerle ifade edilse de sözün ifade
edildiği yer ve zamanda hemen doğru bir noktada, doğru söylemler seçilip
üzerinde anlaşmaya varılarak tek söylem haline getirilmesi büyük bir başarıdır.
Olması gereken budur. Herkesin fikrini açıkça söyleyip çatışmaya girmeden tartışıp
doğru üzerinde birleşerek uyum sağlandığı ve doğruların kabullenildiği toplum,
verimli ve gerçek iyi bir toplumdur. Açıkça söylenmeyen düşünceler, üzerinde
tartışılmayan söylemler, düşünce kangreni oluşturur. Böyle durumların gerisinde
iç çürüme oluşur. Düşüncelerin açıkça söylenmesi, söylemler üzerinde
tartışılması, varsa yanlışların ayıklanıp doğru olanın tespiti yapılarak tek
söylem haline getirilmesi ancak erdemli toplumların yapabileceği bir iştir.
İyi bir toplum oluşturmak ya
da şerlerden toplumu korumak için kritik zamanlarda sağduyu çağrısı yapmaktan
ziyade sağduyunun toplumda sürekliliğini sağlamak ve yaşatmak ve bu vesileyle
kritik zamanlara girmemek daha önemlidir. Bunun için sorumluluk alanlar her
şeyden önce aldıkları sorumluluğun hakkını vermelidirler.
İyi bir toplumun oluşmasında
ve korunmasında o toplumun üyesi olan hatta başka toplumlarda yaşayan herkes
iyiliklerin yaşatılmasında birebir kendilerini sorumlu bilmeli ve kendilerini
başkalarının eline bırakmadan bu işi bir görev olarak üstlenmelidirler. İyi bir
toplumda yaşamak herkesin hakkı olmakla beraber toplumun bütün fertleri öncelikle
bu hak ortamını oluşturmanın kendisi için bir görev olduğu bilincinde
olmalıdır. Bunu yapamayanlar hiç değilse emin oldukları kişilerin kendilerini
temsil etmelerini sağlamalıdırlar. Fikren diri olmayanların bedenen diri
olmaları çoğu zaman çok bir şey ifade etmeyebilmektedir.
Bir söylem ve icraatın geçerli
olabilmesi ve hayat bulabilmesi ve de medeni olabilmesi için o söylem ve
icraatı toplumun bilerek ve isteyerek kabullenmesi gerekir. Bu bakımdan;
katılımcı ve paylaşımcı bir anlayışla, geleceğe yönelik bir bakış sahibi
olarak, topluma hizmette hedefin belirlenip sonuca odaklanılması, şeffaflığın
ve hesap verebilirliğin öne çıkarılmasına önem verilmesi anlamındaki yönetişime
imkân sağlanması yönetim kadar önemlidir. Devletin temeli toplumdur. Halkı olmayan
devlet yoktur. Medeniyet, katılımcı ve söylemlerini sahiplenen insanlarla güç
kazanır. Gelecek bunları yapanların olacaktır.
Ömür biçilemeyen bir toplum
meydana getirmek asıl maksat olmalıdır. Bu bakımdan küçük hesaplardan kaçınmak
ve hedefi yüksek tutmak bir toplumun istikbali ve yaşadığı her anı ciddi bir
şekilde ilgilendirmektedir.