Merhamet etmek, acımak,
esirgemek, korumak, affetmek, bağışlamak, nimet vermek, ikamet etmek ve kadının
rahminden şikâyet etmesi anlamlarındaki "r-h-m" kökünden türeyen
rahîm kelimesi sözlükte, çok merhametli olan demektir.
Kur`ân`da 114 defa geçen rahîm
kelimesi, bir âyette "rahîm" şeklinde (Tevbe, 9/128) Hz. Muhammed`in
(a.s.), bir âyette "ruhamâ`" şeklinde (Fetih, 48/29) Hz. Peygamber ve
müminlerin sıfatı olarak kullanılmıştır.
Rahîm ismi rahmân ismine göre
daha özeldir. Sadece imân edip sâlih amel işleyenlere, muttakî ve muhsinlere
yöneliktir. Dünyada sadece müminlerin güzel amellerine sevap verir, âhiret
nimetlerinden yararlandırır, onlardan razı olur ve onları cennetine koyar.
Mümin olmayanlar, Allah`ın dünyadaki nimetlerinden yararlanırlarsa da
âhiretteki nimetlerinden mahrum kalırlar.
"Rahmân" ve
"rahîm" kelimelerinin bu anlamı sebebiyle Allah, dünya ve âhiretin,
mümin ve kâfir herkesin rahmanı, âhiretin ve müminlerin rahîmi denilmiştir.
Allah`ın rahmetinin her şeyi
kuşattığı, âhirette ise sadece müminlere merhamet edeceğini âyetlerde
bildirilmiştir (A`râf,7/156).
Peygamberimiz (a.s.), yüce
Allah`ın cennete, "...Sen benim rahmetimsin", cehenneme de "sen
de benim azabımsın..." dediğini bildirmiştir (Buhârî, Tevhid, 25. VIII,
186).
Allah`ın azabı da merhameti de
çoktur. Bu hususu, Peygamberimiz (a.s.), şöyle bildirmiştir: "Eğer, Allah
katındaki cezayı bilseydi, hiçbir mümin cennete gireceğini ummazdı. Eğer
rahmetinin çokluğunu bilseydi, hiçbir kâfir cennetten ümidini kesmezdi."
(Müslim, Tevbe, 23); "Allah, rahmeti yüz parça yapmış, bunun doksan
dokuzunu kendisinde tutmuş, bir parçasını yer yüzüne indirmiştir. Bu bir parça
rahmet sebebiyle yaratıklar birbirlerine merhamet ediyorlar. O kadar ki
hayvanlar, yavrularına zarar verir korkusuyla ayaklarını kaldırmaktadırlar."
(Müslim, Tevbe, 17, 19; Buhârî, Edeb, 19).
Allah, merhametlilerin en
hayırlısı (Mü`minûn, 23/118) ve en merhametlisidir (Yûsûf, 12/64).
Allah, dilediğine rahmetini
ihsan eder (Bakara, 2/105). Ancak Allah Kur`ân`da; muttakilere (Hadîd, 57/28),
sâlihlere (Câsiye, 45/30), Kur`ân`a sarılanlara (Nisâ, 4/175) itaakârlara (Âl-i
İmrân, 3/132), namaz kılanlara (Nur, 24/56), zekatını verenlere (A`râf, 7/156),
muhsinlere (A`râf, 7/56), mallarından Allah yolunda infak edenlere (Tevbe,
9/99), musibetlere sabredenlere (Bakara, 2/155-157), emr-i bi`l-ma`ruf ve nehyi
ani`l-münker yapanlara (Tevbe, 9/71), Allah yolunda cihat edenlere (Bakara,
2/218), kötülüklerden korunanlara (Mü`min, 40/7-9), okunan Kur`ân`ı
dinleyenlere (A`râf, 7/204) ve âhiretten korkanlara (Zümer, 39/9) merhamet
edeceğini bildirmiştir.
Peygamberimiz (a.s.) de,
"Allah, ancak merhametli olanlara rahmetini ihsan edecektir."
(Buhârî, Cenâiz, 33), "Rahman, merhamet edenlere merhamet eder. Yer
yüzündekilere merhamet edin (o zaman) göktekiler de size merhamet eder."
(Ebû Dâvûd, Edeb, 66), "İnsanlara merhamet etmeyene Allah merhamet
etmez." (Buhârî, Tevhît, 2), "Küçüklerimize merhamet etmeyen,
büyüklerimizin hakkını tanımayan bizden değildir (bizim sünnetimizi terk etmiştir)."
(Ebû Dâvud, Edeb, 66) buyurmuştur. (İ.K.) (Kaynak: D.İ.B. Dini Kavramlar
Sözlüğü)