Öyle bazı aşırılıklar vardır
ki telafisi zor veya imkânsız neticeler getirebilir, sevgi ve yergi bunlardan
biridir. İslam inancına göre en yüksek mertebede sevgi sadece Allah ve Resulü
içindir, aşırı sevgi başka hiçbir varlık için mubah değildir. Mü"min, Allah ve
Resulüne ayrılan yere başka hiçbir kimseyi konduramaz. İnsanın hür irade sahibi
olması bakımından bu çok önemlidir. Kişi başkalarına bağımlılıktan bu sayede
korunmuş olur. Sınırsız yergi de şeytan ve onun yandaşları, yani şeytanın "yap"
dediklerini yapanlar, onun yolunu takip edenler içindir, ondan başkaları için
temkinli olmak tercih edilmelidir. Aşırı övgü ve yergi için, gün gelir övülen
bir kişiden yerilebilecek, yerilen kişiden de övülecek davranışlar zuhur edebilir
ihtimaline karşı temkinli olma uyarısı doğrudan Peygamberimizden gelmiştir. En
yetkili kişi bunu söylerken aşırılığı seçmenin elbette bir dayanağı olamaz.
Kişilerin kendilerini
sorgulamaktan oldukça uzaklaştıkları her devirde yargılama işi başkalarına
kalmıştır. Kişinin kendisini sorgulaması en zor işlerden birsidir. Kolay
olmadığı halde kolay zannedilense başkalarını sorgulamak ve yargılamaktır.
Başkalarını yargılamak için insanların çoğunluğu gönüllü olarak kendilerine bu
alanda görev biçmişlerdir bile. Kişilerin bu kadar gönüllü iş yaptıkları başka
bir alan da herhalde yoktur. Zahmetsiz işi pek fazla sevenler bu kadarını da
zahmetli bulmuş olacaklar ki bir adım daha geri çekilerek gönül verdikleri
kişilerin sevdiklerini sorgusuz sualsiz sevmeyi, yerdiklerini de aynı yöntemde
yermeyi kendileri için daha zahmetsiz ve vebalsiz bularak bu alanda yeni bir
çığır açmışlardır. Modern çağ (!) insanlarının kazandıklarından birisi işte bu
asrî köleliktir!
İş burada da kalmamış ölesiye
sevmek veya öldüresiye yermekten de bir basamak daha ilerleye gidilerek hiçbir
kıstasa tabi tutulmadan sevdiğinin sevdiklerini ölesiye sevmek, yerdiklerini de
öldüresiye yermek en büyük marifet sayılmaya başlanmıştır. Böylece bağımlılığın
bir üst tabakası oluşturulmuştur. Asrın en büyük açmazlarından birisi kuşkusuz
bu olmuştur. Belki en ürpertici sınav da burada verilmektedir. Hâlbuki:"O
(Peygamber) kendi hevasından bir söz söylemez. O,(kendisine) bildirilen bir
vahiyden başka bir şey değildir." (Necm
3-4) ,"Peygamber size ne verdiyse onu alın, neyi yasak ettiyse de ondan
sakının (Haşr 7) ." ilâhî beyanı ile yeryüzünde tâbi olunma makamı sadece
peygambere tahsis edilmiştir. Peygamberden başkası için bu derecede tabi olma
makamı kimseye tahsis edilmemiştir.
Kişilerde oluşan bu olumsuz
durumu topluma karşı sorumluluğu bulunanlar görmüyorlar ya da gördükleri halde
aldırmıyorlarsa veya kendilerine bağımlılık gösterilenler bu durumun farkında
değillerse ya da farkında olup da ses çıkarılmıyorsa bu esaretin
getireceklerine hazır olmak gerekir.
Akıl en önemli nimetlerden
biridir. Aklın da bir onuru, bir saygınlığı vardır. Aklın saygınlığı
kaybolduğunda her nimetin bir bedeli olduğu ilkesine göre bu durumda aklın
bedeli ödenmemiş olunur.
Henüz aklı başından gitmemiş
her kişi kendisini toparlamalı, durması ve bulunması gerekli makamda durup neyi
ne kadar sevmesi gerektiğine bizzat kendisi karar vererek sorumluluğu da
kendisi üstlenmelidir. Çünkü sevmek de sevmemek de kişiye bir sorumluluk
yükleyecektir.