Eğitim ve Öğretimde Gençliğin Sorunları

Gençlik, biyolojik ve fizyolojik bir dönemdir insan ömründe. Bu belirli ve sınırlı yaş diliminde duygu, düşünce, tutum ve davranışta sağlanan gelişme, kişinin sonraki yaşamı üzerinde belirleyicidir. Genç bu süreci kendine yabancılaşmış, sadece başkalarının direktifleriyle yaşarsa, yabancılaşma yaşamının tümüne yayılabiliyor. Beri tarafta, genç olmak, sadece biyolojik ve fizyolojik bir dönem denilerek sınırlandırılamaz. Kişinin yaşam karşısında takındığı tavır dolayısıyla genç kaldığı da bir gerçek. Hiçbir toplumda gençlik homojen değildir. Bu, toplumlardaki sosyal kesim farklılıklarından kaynaklanır. Dolayısıyla, bütün gençlerin, genç olmaktan ileri gelen ortak sorunları var elbet de. Fakat, toplumlardaki değişik kesimlerden gençliğin, ayrıca geldiği kesime özgü sorunları da var. Burada toptancı davranmak yanlıştır. Bir kesimden gelen gençliğin, özgün bir sorununu bütün kesimlerin gençliğinde varsaymak da öyle. Geldiği sosyal kesime, bu sosyal kesimin damgasını taşıyan aile yapısına göre, farklı kişilik gelişimi gerçekleşir. Bu farklılıkları es geçersek, gençliği anlamak söz konusu olamaz. Çünkü her kesim gençliğin içinde bulunduğu ekonomik düzey, buna bağlı olarak örneğin beslenme, sağlık ve konut durumu, genç kişiliğin oluşmasında etkin rol oynar. Psiko-sosyal özelliklerde de yine farklılıklar yaşanıyor. Çalışma ve öğrenim çevresi, arkadaşlık ilişkileri... Geleneksel aile ya da modern aile, geniş aile ya da çekirdek aile vs..

 İçinde bulunduğu sosyal konuma göre de ayrışıktır gençlik. Köylü gençlik, kentli gençlik, işçi gençlik, öğrenci gençlik, göçmen gençlik, azınlık gençliği vs.

 "Çağımızda Aile ve Gençlik Problemleri" konulu bir makale için ön çalışma olmak üzere Ortaöğretim öğrenci ve rehber öğretmenler ile yaptığım bir anketi ve sonucunu siz değerli okuyucularımla bu sütunda paylaşmak istiyorum. Gençlerimizin yetişmesinde ve gelişmesinde öne çıkan olumsuzlukları kendileriyle görüştüğümüz pek çok rehber öğretmen karşılaştıkları önemli sorunları şöyle dile getirmişlerdir:

 Aileyle gençler arasında kuşak çatışması var. Aileyle gençler arasındaki yaş farkının çok fazla olmamasına karşın, aile çocuklarını anlamıyor ya da anlayamıyor. Aile, çocuğunun harçlığını veriyor, servise bindiriyor, okula gönderiyor ve sorumluluğunun bittiğini düşünüyor, "gerisini öğretmenler halletsin", diyor. Çocuğun eğitiminin sadece öğretmene ait olduğuna inanıyor. Aile, çocuklarının geçirdiği psikolojik, fizyolojik dönemleri bilmiyor. Aile, çocuklarını obje olarak görüyor. Ailelerin kapalı toplum oluşları, çocukları olumsuz etkiliyor, bu da çocukların toplum içinde kendilerini ifade edecek ve kişiliklerini ortaya koyacak bir yapıya sahip olmalarını engelliyor, bu durum onların çevre ile olan iletişimi sağlayamamalarına etki yapıyor. Aile çocuğunun sosyal ve kültürel olarak gelişmesini sağlayacak etkinliklere sıcak bakmıyor. Çocuklar televizyon yayınlarından çok etkileniyorlar. Bu etkilenme sonucu aşırı derecede argo kelime kullanımı, kılık kıyafette düzensizlik, televizyonda gördüklerine benzeme, onlar gibi yaşama isteği gibi sonuçları ortaya çıkarıyor. Gençler, çevresinde kendilerine örnek alacak, derdini dinleyecek ve bilgilenecek samimi bir dost bulamıyor.Yaşamdan zevk alamıyorlar. Kimlik problemi yaşıyorlar. Kim olduklarını tanımlamada zorlanıyorlar. Gençlerin hedeflerinin olmaması, boş vermişliği, umursamazlığı doğuruyor. Kendilerini ifade etmede zorlanıyorlar. İletişim problemi yaşıyorlar. Ekonomik olarak sıkıntı yaşıyorlar. Planlı programlı ders çalışmıyorlar. Aileye ve öğretmenlere karşı saygısız oluyorlar. Lise son sınıf öğrencilerinde ÖSS korkusu var. Sınavlara tam çalışmamakla beraber kazanamama, açıkta kalma endişesi duyuyorlar. Aileler çocuklarına sınav çocuğu muamelesi yapıyorlar. Çocuklarının kapasitesini bilmedikleri için sınav kazanan diğer öğrencilerle mukayese ediyorlar. Bu  da çocukta olumsuz etki yapıyor. Ayrıca ailede ve toplumda adam olmanın yolu üniversiteden geçer  anlayışı  var. Bazı aileler çocuklarına olan ilgilerini, çocuklarının başına bir hastalık ya da bir olay geldiği zaman  gösteriyorlar. (devam edecek)

  "Gençliğine doyan geleceğe tok yürür." M.Kemal Atik. 

 


M. KEMAL ATİK

27.12.2012 00:00:00


Kahramanmaraş’lı Minik Dâhiden Dünya Birinciliği

Afşin ve Göksun’da Miniklere Özel Tiyatro Gösterisi

Kır Ailesinin Acı Günü

Kasım’da Dermankart’lı Ailelere 23 Milyonu Aşan Destek Ödemesi Yapıldı

KSÜ Kampüs Kablosuz Ağ Altyapısı Genişletildi

Goalball’da Gümüş Zafer

Ampute Futbol Türkiye Kupası Finali Kahramanmaraş’ta!

Göreve atanmasının 113. gününde, 113 partiliyle birlikte Ankara’ya ziyaret

Kahramanmaraş’ın talepleri tek tek Ankara gündeminde

TYB Kahramanmaraş Şubesi tarafından “Batılılaşma İhaneti’ni Yeniden Okumak” Programı Düzenledi

Kahramanmaraş’ın ilk elektrikli otobüslerinin sevkiyatı başladı

İş İnsanı Mesut Şahinkanat’a Anlamlı Plaket

Büyükşehir, Melek’in En Büyük Hayalini Gerçekleştirdi

Milli Savunma Bakanlığı, Onikişubat Belediyesi’nin dünyanın en büyük Türk Bayrağı’nı uzaydan görüntüledi

Onikişubat Belediyesi’nin Kahramanlık Türküleriyle Cumhuriyet Konseri’ne yoğun ilgi

Cumhuriyet Yürüyüşü’nde Kahramanmaraş Tek Yürek Oldu

Gül’den 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Mesajı