Kerbela Zulmü (3)

Hz. Hüseyin ve beraberindekiler Şiraf mevkiinden ayrılır ayrılmaz, Hur b. Yezid komutasında bin kişilik bir süvari birliğiyle karşılaştı. Süvariler yaklaşınca Hz. Hüseyin onlara: " Ey insanlar, Allah da biliyor siz de biliyorsunuz ki, ben buraya sizlerin gönderdiği mektuplar ve elçiler üzerine geldim. Eğer bana verdiğiniz sözler üzerine duruyorsanız şehre girerim, aksi halde geldiğim yere dönerim " dedi. Kûfeli süvariler sustular. Hz. Hüseyin"in sözlerini reddetmediler. Komutan Hur b. Yezid cevap verdi:  " Sizinle karşılaştığımızda bir an bile beklemeden Kûfe Valisi İbn Ziyad"a götürmemiz emredildi.

" Ölüm bundan daha hayırlıdır" diyen Hz. Hüseyin, adamlarına atlarına binmelerini, geri döneceklerini söyledi. Hur b. Yezid, Hz. Hüseyin"in Medine"ye dönmesini önlemek için onu izlemeye başladı. Kerbela mevkiinin başlangıcına gelindiğinde Kûfe Valisi İbn Ziyad"ın yazılı emri Hur"e getirildi. Vali bu yazılı emirde: " Hz. Hüseyin ve maiyetinin susuz, taşsız, otsuz ve bozkır bir yerde kuşatma altında tutulmalarını sıkı sıkıya emrediyordu. Bunun üzerine Hur b. Yezid, Hz. Hüseyin ve maiyetini Kerbela denilen yere getirip durdurdu. Hz. Hüseyin, "nedir bu yerin ismi"? diye sorduğunda: "Kerbela" dediler. Hz. Hüseyin: " Üzüntülü, mihnetli, tasalı ve belalı yer dedi. Sonra da: " Babam Sıffîn"e giderken buraya uğramıştı. Ben de yanındaydım. Babam durdu, buranın neresi olduğunu sordu. Adı söylenince de: "Onların hayvanlarından aşağı indirileceği yer burasıdır, kanlarının döküleceği yer işte burasıdır" dedi. Bunun ne demek olduğunu soranlara da: "Muhammed hanedanının( ehl-i Beyt"in) yükleri, ağırlıkları işte burada indirilecektir " dedi.

Hz. Hüseyin maiyeti ile birlikte Kerbela"ya Hicretin altmış beşinci yılı Muharrem ayının başında Çarşamba günü gelip kondular. Buraya gelişlerinin ikinci gününde Kûfe valiliğince savaşmak üzere Ömer b. Sa"d b. Ebî Vakkas komutasında dört bin atlı gönderildi. Hz. Hüseyin buraya geliş sebeplerini anlattı : "On yedi bin kişi biat etmek üzere beni Kûfe"ye davet ettiler, şu an ise beni terk ettiler, davet mektuplarına aldandığımı anladım. Geldiğim yere dönüp gitmek istediğimde Hur b. Yezid bana engel oldu. Seninle aramızdaki yakın akrabalık adına, bırak beni gideyim" dedi. Ömer b. Sa"d b. Ebî Vakkas, durumu bir mektupla valiye bildirdi. Vali İbn Ziyad : "Şimdi pençelerimizi uzattığımız zaman mı kurtulmak istiyor? Bu zaman kurtulma zamanı değil artık" şeklinde bir şiir söyledi ve Ömer b. Sa"d b. Ebî Vakkas"a bir mektup yazarak, Hz. Hüseyin"in Yezid"e biat etmesini sağlamasını emretti. Aksi halde orada bulunan tek su kaynağıyla irtibatlarını kes ve onları susuz bırakarak kuşatma altına al" direktifinde bulundu. Hz. Hüseyin, Medine"ye dönmek istediğini defalarca bildirdi ise de karşı taraf bunların dönmesine izin vermedi. Hz. Hüseyin artık savaşmaktan başka çare kalmadığını anlamıştı. İki taraf savaşa tutuştu. Irak ordusuyla sayıları sekseni geçmeyen küçük topluluk savaşıyordu. Çok geçmeden Hz. Hüseyin ve taraftarı şehit edildiler. Yetmiş iki kişi Hz. Hüseyin tarafından, seksen sekiz kişi de o bir taraftan öldü. Hz. Hüseyinin vücudunda otuz üç mızrak, otuz dört kılıç yarası vardı. Şehit edildiğinde elli yedi yaşındaydı. Bu savaşta Hz. Hüseiyin"in oğlu Aliyyül Asğar ile dört yaşındaki oğlu Ömer"den başkası kurtulamadı.

Kufeliler Hz. Hüseyin"in kesilen başı ile diğer şehitlerin kesilen başlarını mızraklarına takıp Kûfe"ye götürdüler. Oradan da Şamda bulunan halife Yezid"e gönderdiler. Hz. Hüseyinin başı Yezid"in önüne getirilip konulduğunda, tıpkı Kûfe Valisi Ziyad gibi onun da elindeki değnek ile Hz. Hüseyin"in dudaklarına vurduğunda, sahabeden Ebu Berzetu"l-Eslemi orada bulunuyordu. Yapılan çirkin harekete şiddetle karşı çıkan bu sahabi: " Sen Hüseyin"in dudağına değnekle mi vuruyorsun? Çek onu dudağından. Vallahi ben arada sırada Rasulullah (s.a.v.)" in o dudakları öptüğünü görmüştüm. Kıyamet gününde sen yardımcın İbni Zeyd ile birlikte Allah"ın huzuruna, şefaatçi Muhammed(s.a.v) olduğu halde gelecek ve çıkacaktır" dedi ve kalkıp orayı terk etti.

Kaynaklar Hz. Hüseyin"in başının Şam"da bir mızrağa takılarak asıldığını ve üç gün asılı bırakıldığını ve teşhir edildiğini yazmaktadırlar.

Tarihin hiçbir döneminde görülmeyen zulüm Kerbela"da Hz. Peygamberin torununa, ahfadına yapıldı. Çölün ortasında Fıratın suyu kesilerek hepsi aç ve susuz bırakıldı. Zulüm, işkence, yağmalama, gasp, öldürme, beşikteki çocuklara varıncaya kadar kılıçtan geçirme bura da yaşandı. Tarihte örneği görülmemiş başka hiçbir peygambere yapılmayan bir zulüm son Peygamber Hz Muhammed(s.a.v)"in nesline Emevi hanedanınca yapılmıştır. 


M. KEMAL ATİK

13.12.2012 00:00:00


Ülkü Ocakları'ndan Anlamlı Destek

Başkan Gül'den YENAD'a Ziyaret

Başkan Çetinkaya’dan Gazetecilere Anlamlı Buluşma

KMTSO Başkanı Buluntu’dan 2025 yılı değerlendirmesi

Zuhal Karakoç’un 2025 Performansı

KSÜ Rektörlüğüne Prof. Dr. Mahmut AK Atandı

Başkan Muzaffer Çil, yeniden adaylığını açıkladı

“Bir Kardeşlik Hikâyesi” Sergisi Gaziantep Panorama Müzesinde Sanatseverlerle Buluşuyor

Elbistan’da Kadına Yönelik Şiddete Karşı Esnaftan Örnek Duruş

Türkiye’nin UNESCO Tescilli Tek Masal Anlatıcısı Fatma Önkol Konuşuldu

Karatutlu: “Çevre Bakanı Murat Kurum’a Söyledim: “Deprem Uyardı, Raporlar Uyardı… Dinlemediniz.”

Kahramanmaraş’lı Minik Dâhiden Dünya Birinciliği

Afşin ve Göksun’da Miniklere Özel Tiyatro Gösterisi

Kır Ailesinin Acı Günü

Kasım’da Dermankart’lı Ailelere 23 Milyonu Aşan Destek Ödemesi Yapıldı

KSÜ Kampüs Kablosuz Ağ Altyapısı Genişletildi

Goalball’da Gümüş Zafer