NİYET: Niyet, kastetmek, karar vermek, kalbin bir şeye yönelmesi,
ne yaptığını bilerek yapmak anlamına gelir. Niyette kişinin kalpteki bir
tercihi söz konusudur. Bu nedenle niyet, ancak sahibinin açıklaması veya
davranış haline dönüştürülmesiyle belli olur.
Niyet her şeyin özü ve başıdır; adeta amellerin ruhu gibidir.
Yapılan ameller niyetine göre değer kazanır. Hz. Peygamber, "Ameller
niyetlere göredir. Her kişi için niyet ettiğinin karşılığı vardır. Kimin
hicreti Allah ve Rasûlü için ise, o Allah ve Rasûlü için hicret etmiştir. Kim
de, dünyalık elde etmek veya bir kadınla nikâhlanmak niyetiyle hicret etmişse,
hicreti bunlaradır." buyurmuştur (Buhârî, Îmân, 41; Müslim, İmâre, 155).
Kişinin ibadet veya iyilik kastıyla yapmış olduğu mubah şeyler kendisine sevap
kazandırır, aksine gösteriş veya başka dünyalık bir amaç uğruna yapılan
ibadetler de makbul değildir. Bu nedenle niyet, ibadetlerde şart koşulmuştur.
İbadetlerde niyet ise, kişinin ne yaptığını ve hangi niyetle yaptığını bilmesi
şeklindedir. Bu niyetin dil ile yapılması ise, sünnet olarak kabul edilmiştir.
(İ.P.) DİB Dini Kavramlar Sözlüğü
TELBİYE: Sözlükte "birine, `buyur, emrine amadeyim`
diye cevap vermek" anlamına gelen telbiye, dinî bir kavram olarak, ihramın
iki rüknünden biri olup, ihrama girerken "Lebbeyk, Allahümme lebbeyk,
lebbeyke lâ şerîke leke lebbeyk. İnne`l-hamde ve`n-ni`mete leke ve`l-mülk lâ
şerîke lek (Allah`ım, davetine isteyerek uydum, emrine amadeyim. Senin eşin ve
ortağın yoktur. Sana yöneldim, hamd senin, nimet senin, mülk de senindir. Eşin
ve ortağın yoktur)" demektir. İhrama girerken bir defa telbiye söylemek
farzdır. Bunun dışında erkeklerin ihramda bulunduğu müddetçe yüksek sesle
telbiye okumaları sünnettir. Kadınlar ise telbiyede seslerini fazla
yükseltmezler. (İ.P.) DİB Dini Kavramlar Sözlüğü
MİKAT: Sözlükte "bir işi görmek için verilen zaman, bir
işin yeri" anlamlarına gelen mîkât, dinî bir kavram olarak, Harem
bölgesine dışarıdan gelenlerin, ihrama girmesi gereken yerlerdir. İhramsız
olarak bu sınırları geçmek caiz değildir. Ancak Harem bölgesine giden kişiler
mîkât yerlerinden önce de ihrama girebilirler. Mîkât yerleri, Mekke`ye Medine
yönünden gelenler için Zülhuleyfe; Şam istikametinden gelenler için Cuhfe; Irak
cihetinden gelenler için Zat-ı Irak; Necid tarafından gelenler için Karn; Yemen
yönünden gelenler için de Yelemlem`dir (İ.P.) DİB Dini Kavramlar Sözlüğü
KÂBE-BEYTULLAH: Sözlükte "küp" anlamına gelen
Ka`be, Mekke`de Mescid-i Haram denilen Cami-i Şerîfin ortasında yaklaşık
Ka`be`nin doğu köşesine Rüknü Hacer-i Esved, güney köşesine
Rüknü Yemânî, batı köşesine Rüknü Şâmî, kuzey köşesine Rüknü Irâkî (Irak
köşesi) denir. Kuzey batı tarafından Hatîm ve Mîzâb-ı Ka`be, kuzey-doğu
duvarında kapı, kuzey-doğu duvarı karşısında Makam-ı İbrâhim ve Zemzem kuyusu,
doğu köşesinde Hacer-i Esved vardır.
Kur`ân`da Ka`be`nin İbrâhim ve İsmail (a.s.) tarafından
yapıldığı bildirilmiştir (Bakara, 2/124-129). Ancak Ka`be`nin ilk defa Âdem
(a.s.) tarafından yapıldığını söyleyenler de olmuştur. Kur`ân`da yeryüzünde ilk
mabedin Mekke`deki Ka`be olduğunun beyan edilmesi (Âl-i İmrân, 3/96) ve
Ka`be`ye eski ev denilmesi (Hac, 22/29) bu görüşü desteklemektir. Bu görüşe göre
Ka`be Adem (a.s.) tarafından yapılmış, zamanla yıkıldıktan sonra yerine İbrâhim
ve İsmâil (a.s.) tarafından yeniden inşa edilmiştir.
Ka`be günümüze kadar bir çok kere yıkılmış ve tamir
edilmiştir. Ka`be, her sene, üzerinde hac âyetlerinin yazılı olduğu siyah ipek
örtü ile örtülür.
İslâm`ın beş temel esasından biri olan ve imkânı olanlara farz kılınan (Âl-i İmrân, 3/96) haccın iki rüknünden biri olan tavaf, Ka`be`nin etrafında yedi defa dönülerek yapılır. Ka`be yer yüzündeki bütün Müslümanların kıblesidir. Namazlar Ka`be`ye yönelerek kılınır. Mescid-i Haramda namaz kılanlar her cihetten Ka`be`ye yönelirler. Namazda saflar tam bir daire şeklini alır. Allah, Ka`be`ye Kur`ân`da evim (beytî) demiştir (Hac, 22/26 (İ.K.) DİB Dini Kavramlar Sözlüğü