Kahramanmaraş?ta Dinî ve Sosyal Hayat

Gaziantep?te ve çevresinde, bir çocuk doğduğu zaman etrafı ve ailesi sevinir, onun kulağına ezan okunup Peygambere salâvat getirilerek güzel bir isim konur. Çocuk yedi günlük olunca ailesinin maddi durumu yerinde ise bebeğin başındaki tüyleri kesilerek onların ağırlığınca altın veya değeri fakirlere sadaka olarak dağıtılır. Ve yine maddi durumu yerinde olanlar ?akika? adı altında bir kurban keserek aile efradı, eş, dost ile yerler ve bir kısmını da fakirlere verirler. Yakın çevresi çeşitli hediyelerle  ?görmeğe gelerek sevinçlerini belirtir, çocuğun ailesine ?gözaydınlığı?nda bulunurlar, ailenin sevincini beraber paylaşırlar.

Erkek çocuklar daha ilk günlerde veya küçük yaşlarda ehil bir ?sünnetçi? yahut ta sağlık görevlisi tarafından sünnet ettirilerek ?erkekliğe ilk adım? atmaları sağlanır. Bazen sünnet işinde, ?sünnet düğünü? adı altında bir eğlence de tertip olunup, ziyafet çekilerek neşe ve sevinçler ortaya konur.

Kız ve erkek çocuklar daha erken yaşlarda ana sınıfından başlamak üzere eğitim-öğretim için okullara gönderilirler. İlk ve Orta öğrenimden sonra her öğrencinin ve ailesinin gönlünde, onun yüksek öğrenimini bitirmesi yatar, bu isteklerini gerçekleştirenler kendilerini bahtiyar hissederler. İlköğretimini bitirenler velilerinin izni ve isteği ile ?Yaz kursları? nda çevrelerindeki camilerde, bazen da Kur?an Kursları?nda Kur?an-ı Kerim öğrenimi görüp, dini bilgilerini de alarak ailesine, vatanına ve milletine daha faydalı birer ferd olmak için gayret gösterirler. Bazıları da ilköğretimden sonra hemen hayata atılmak için bir iş, sanat veya meslek edinmenin yollarını ararlar. Çünkü insanımızın bilincinde ?muhanete, namerde değil hatta merde bile muhtaç olmamak? duygusu çok derin bir yer tutar. Onlara göre: ?Kim kazanmazsa dünyada bir ekmek parası, dostunun yüz karası, düşmanının maskarası? dır.

Genç kızlar ?evlenme çağı?na gelince, artık onların ?kısmet?leri beklenir, ?cehiz?leri hazırlanır denkleri çıkıp talip olduğunda evlendirilirler. Tahsilini tamamlayıp, iş ve meslek sahibi olan ve hele de ?askerlik görevi?ni de bitiren gençlerin artık evlenip bir yuva kurarak ?hayata atılma?ları en tabi haklarıdır. Burada evleneceklerin birbirlerini görmeleri, tanışmaları, anlaşıp evliliğe karar vermeleri ve diğer evlilik safhalarından dünür, nişan, şirincelik, düğün, velime ve gelin görme dönemleri, örf ve adetlerimiz de birçok etkinlik ve eğlencelere sahne olur. Ebeveyn için çocuklarının ?mürüvvet?ini görmek en büyük bir mutluluktur.

Bu mutluluklardan biri de ?askerlik çağı? gelen gençlerin vatani görevlerini yapıp sağ-salim olarak tekrar aile ocağına dönmeleridir. Asker uğurlama törenleri halkın geniş katılımı ve göz doldurucu etkinliklere sahne olur. Asker ana-babası ve ailesi olmak tarifi imkansız bir duygudur. Ayrıca askerden gelenleri usulünce karşılayıp baba ocağı ve aile bucağına getirmek bir merasim ve sevinç vesilesidir. Gençlerin  askere gidiş-dönüşlerinde aile, eş ve dost çevresince ziyafetler verilmesi de geleneklerimiz arasındadır.

Halkımız komşuluk, arkadaşlık ve akrabalık ilişkilerine de özel bir önem ve değer verirler. Komşuya iyilik, misafire ikram, arkadaşa vefakârlık ve fedakârlık, akrabaya ?sıla-i rahim? dediğimiz; onların aranıp, sorularak gözetilmesi dini ve insani bir görev ve sorumluluk olarak telakki edilir. Ayrıca herkesle selamlaşmak gerektiğinde musafaha edip kucaklaşmak, hastaların ziyaret edilmesi, ölenlerin cenazelerine katılıp techiz ve tekfin işlemleri ve cenaze namazlarının kılınmasıyla kabirlerine definleri ve yine cenaze sahiplerine taziyede bulunulması, uzakta olanların bu taziyeyi bizzat gelerek veya iletişim araçları vasıtasıyla yapmaları, taziye süresince taziye evine, cenaze sahiplerinin ve gelip gidenlerinin yemeleri için ?sofra? gönderilmesi de bu cümledendir.

İnsanımız her türlü beden, elbise, ev ve çevre temizliği gibi maddi, kalbi safiyet ve samimiyet gibi manevi temizliğe de çok önem ve özen gösterir. Yerine getirilmesinde dünya ve ahiret açısından sayısız hikmet ve faydaları bulunan; abdest, gusül; ibadetlerden beş vakit namazla haftada bir bayram coşkusuyla ifa edilen Cuma namazı ve ?Ramazan Ayı?na mahsus ibadetlerden Oruç, Zekat, Sadaka-ı Fıtır, Hatim, Mukabele, erkekler kadar kadınlarında katıldığı ve geceleri gündüz aydınlığına çeviren teravih namazının kılınması, yardımlaşmanın her türlüsü, bir ruhi arınma ve murakabe olan itikaf bütün mübarek gün ve gecelerin ihyası ?Âşûrâ günü? etkinlikleri, arazi mahsulatının zekatı demek olan ?öşür? gibi dini ve sosyal etkinlikleri hayatının ayrılmaz bir parçası olarak bilir, görür ve gereğini yapıp yerine getirir. Bundan sonsuz haz ve sürur duyar. Hele burada ?Mevlid Kandili ve Kutlu Doğum? etkinlikleri daha bir başkadır. İl, ilçe, kasaba ve köylerde her kesimden kişilerin katılımı ile çok zengin muhtevalı etkinlikler düzenlenir.

Yılda iki defa kutladığımız dini bayramlarımızdan, Ramazan ve Kurban bayramları aynı zamanda da milli bayramlarımız olup, ibadet, neşe, sevinç ve sürur günleridir. Bu günlere has namaz ve kurban gibi ibadetlerimizle beraber, bayramlarda herkes hem sevinir hem de başkalarını sevindirmek için elinden geleni yapar. Küçüklere şefkat, merhamet ve ikram, büyüklere hürmet ve herkese yardım edilir. Hasta, eş, dost, akraba ve kabir ziyaretleri yapılır. Kabir ziyaretlerine bir başka önem verilip geçmişler hayır dualarla yad edilir. Hazırlanan tatlılar, yemekler ikram olunur. Kesilen kurbanların eti eş, dost ve aile fertleriyle yenilir, bir kısmı fakirlere ?pay? olarak dağıtılır. Kurbanın derisi, sosyal amaçlı hayır kurumlarına verilir. Böylece ülke kalkınmasına da katkı sağlanmış olunur.

Toplum olarak hayatımızda ?Hac ibadeti? nin de ayrı bir yeri olup kadın- erkek, genç-yaşlı herkesin gönlünde, maddi ve manevi fayda ve hikmetleri sayılamayacak kadar çok ve büyük, dini ve sosyal ibadet olan Hac görevini ifa ederek hacı ağabey, amca, dede, abla, anne ve hacı nene olma arzu ve iştiyakı çok büyüktür. Hac hazırlığı, hacı uğurlama, hacı karşılama ve hacı ziyaretleri toplum hayatının vazgeçilmez ve önemli bir parçasıdır.

Halkımızın yaşadığı ve hedeflediği dini ve sosyal hayatın bütününe baktığımızda amaç dünyayı cennete çevirip, ahirette cenneti hak etmek ve her iki dünyada da mutlu edip mutlu olmak gayesine ve gayretine yönelik olduğu görülür.


İMRAN KILIÇ

7.02.2012 08:39:45


Elbistan’da Kadına Yönelik Şiddete Karşı Esnaftan Örnek Duruş

Türkiye’nin UNESCO Tescilli Tek Masal Anlatıcısı Fatma Önkol Konuşuldu

Karatutlu: “Çevre Bakanı Murat Kurum’a Söyledim: “Deprem Uyardı, Raporlar Uyardı… Dinlemediniz.”

Kahramanmaraş’lı Minik Dâhiden Dünya Birinciliği

Afşin ve Göksun’da Miniklere Özel Tiyatro Gösterisi

Kır Ailesinin Acı Günü

Kasım’da Dermankart’lı Ailelere 23 Milyonu Aşan Destek Ödemesi Yapıldı

KSÜ Kampüs Kablosuz Ağ Altyapısı Genişletildi

Goalball’da Gümüş Zafer

Ampute Futbol Türkiye Kupası Finali Kahramanmaraş’ta!

Göreve atanmasının 113. gününde, 113 partiliyle birlikte Ankara’ya ziyaret

Kahramanmaraş’ın talepleri tek tek Ankara gündeminde

TYB Kahramanmaraş Şubesi tarafından “Batılılaşma İhaneti’ni Yeniden Okumak” Programı Düzenledi

Kahramanmaraş’ın ilk elektrikli otobüslerinin sevkiyatı başladı

İş İnsanı Mesut Şahinkanat’a Anlamlı Plaket

Büyükşehir, Melek’in En Büyük Hayalini Gerçekleştirdi

Milli Savunma Bakanlığı, Onikişubat Belediyesi’nin dünyanın en büyük Türk Bayrağı’nı uzaydan görüntüledi