M. Nedim Tepebaşı

Tarih: 05.01.2026 02:36

Her Zulmün Arkasında Bir Güç Vardır

Facebook Twitter Linked-in

Bütün dünyada bir kaos, değişik şekil ve boyutlarda, küçüklü büyüklü zulümler, zulme karşı da bir sessizlik yaşanmaktadır, bu durum sadece uluslararası değil, toplumlarda da görülmektedir, toplumlarda ise daha çok da yukarıdan aşağıya doğru sirayet ederek yayılmakradır çünkü söz söyleme yetkisinde olanlar kendi yaptıklarını diğerlerine "yapmayın" diyememektedirler. Kabul edip etmemek hatta Müslüman olup olmamak bu gerçeği değiştirmemektedir, bu durumda ise Allah'a karşı aykırılık vardır.

Bir defa şunu söyleyelim ki; özellikle şu zamanın insanları daha iyi gördükleri ve gerçeklere ulaşma imkânı olduğu halde Allah'ın yasakladığı yani günah saydığı işleri yapmakta bir mahzur görmüyorlar. Suç sayılan işleri yapmamak kaydı ile kişi inanıp inanmamakta serbesttir ancak "Ben inanmıyorum, o yüzden ben istediğim gibi yaşar, istediğimi yaparım" diyemez, derse suç yani günah işlemiş olur,bunun da ilahî sistemde bir bedeli vardır, Allah'ın süre vermesi günahların bedelinin olmadığı, ceza olmayacağı anlamına gelmez.

Şekilleri farklı olsa da her suç ve yanlış işlerin  temelinde haksızlık vardır, her haksızlık da zulümdür ve tevbeyi gerektirir. Yapılmazsa ne olur, ya bir bela gelir ya da bir başka zalim önceki zalimin celladı olur yani bir başka zalim de onlara eziyet eder. Bir zalim Venezuela'nın içişlerine müdahale ederek zulmeder, zaman gelir o zalime de ya başka bir zalim baskı kurar ya da ilâhî cezaya çarptırılırlar.

Her zulmün arkasında güç vardır, kontrol edilemeyen her gücün arkasında da zulüm vardır, zulümlerin yapısı hep aynıdır sadece şekilleri farklıdır. Güç sahipleri açıktan; "Ben güçlüyüm" demiyorsa davranışları ile gizliden bunu söylemek istiyordur mesela abd bir yerlere güçlülük mesajı verirken bir başka yerde diyelim güçlü bir arabası olan diğerlerini yolda sıkıştırıyorsa yapılan işin temeli aynıdır.

Zulmün telafisi sadece tevbedir, tevbe ise kesin bir inanışla, yaptığı yanlışlara bir daha dönmemektir.

İmkân olduğu halde zulme sessiz kalanlar, diyelim haksızlığın terk edilmesini, yanlışlığın düzeltilmesini istemeyenler, zalim kadar olmasa da zulümde pay sahibidirler.

Zulüm yani insanî ve fıtrî olana aykırı olan her davranış ve uygulama nerede olursa olsun suçtur, günahtır. Halihazır Dünyanın her yerinde bu suç işlemektedir, bizim toplumumuz da bu kapsama alanı içindedir.

Her ne hikmetse bizim toplum, başkalarının yaptıkları zulme sözde tepki gösterirken kendilerinin yaptıkları yanlış işleri zulüm olarak görmemektedirler. Her kim yaparsa yapsın, yapılan her yanlış iş zulümdür. Şunu da iyice anlayalım ki; Allah'ın en sevmediği kişiler zalimlerdir. Allah'ın yardımı zulmetmeyenleredir. Bilinmelidir ki Yüce Allah;

"Allah size yardım ederse, sizi yenecek yoktur. Eğer sizi yardımsız bırakırsa, ondan sonra size kim yardım edebilir? O halde inananlar, sadece Allah'a güvensinler." (Âl-i İmran 160) buyurmaktadır.

Güvende olmak Allah'ın himayesinde olmakla olur, Allah'ın himayesinde yani korumasında olmak için başta, insanları üzen her şeyden uzak durmak gerekir.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —