M. Nedim Tepebaşı

Tarih: 19.06.2017 16:21

KADİR GECESİNİ ANLAMAK

Facebook Twitter Linked-in


Tefekkürü nafile ibadetten daha üstün tutan İslam"ı birçok konularda hakkı olan şekilde anlamaktan uzak olduğumuzu çoğu zaman görememekteyiz.


Başka tarifleriyle şu anda ilgilenmiyorum, kuru kuruya düşünmenin bir değerinin olmadığını, tefekkürün; olguyu, durumu, eşya da dâhil görüneni, kapsamlı bir şekilde anlamaya çalışmak olduğunu söylüyorum. Peki, şimdi bunu neden söylüyorum? Şunun için söylüyorum;
Önümüzde, yakınımızda, gelecek olan bir Kadir Gecesi var. Bakıyorum, dinliyorum, tamamı denilecek birçok yorumda, bin aydan hayırlı olduğu belirtilen bu gecenin seksen dört yıllık bir ömrü kapsadığı, dolayısıyla bu geceyi ihya etmenin bir ömür ibadet yapmaya bedel olduğu, iştahları kabartacak şekilde anlatılıyor. Kimin ne düşündüğünü bilemem, ancak camide bu konu anlatılırken etrafıma bakındığımda çok da büyük bir ilgi uyandırmadığını görüyorum, buna rağmen o geceyi az çok değerlendirip nimetinden yararlanmak isteyenlerin rakamsal olarak küçümsenmeyecek boyutta olduğunu birçokları gibi ben de görüyorum.


Gerek bu gece ile ilgili söylenenlerde, gerekse sosyal medyadaki paylaşımlarda, dindar olarak adlandırılanların, daha çok işin getirisine talip olduklarını herkes gibi ben de izliyorum. Burada şunu sormam gerektiğini düşünüyorum; Kadir Gecesi ne demektir?


Elbette ki bu gece bin aydan hayırlıdır çünkü bunu Yüce Allah beyan buyurmaktadır. Buradaki "bin ay" ifadesi çokluk ifade eden bir rakamdır yani sadece bin ay değil, binlerce aydan bu gece daha hayırlıdır çünkü Kadir Gecesi"nde sadece insanlar ve yeryüzü değil, bütün âlemler, tabir yerinde olursa bir devrim yaşamıştır, Allah, doğruyu yanlıştan net bir şekilde ayıran ayetlerini, melek aracılığıyla peygamberine göndermiştir. Her Kadir Gecesi, gök ehli tarafından da bu yüzden kutlanmaktadır, bu yüzdendir ki Yüce Allah, bu kutlu gecenin önemi bir kez daha hatırlansın, hakkı teslim edilsin diye bol bol bahşişini, ikramını insanlara sunmaktadır, gerçek anlamda içeriğini elbette ancak Allah bilir.

Peki, neden bu gece bu yönden değerlendirilip de üzerinde tefekkürde bulunulmaz, Allah"ın bu muazzam ikramı yâd edilmez? Yıllarca Müslümanlar bu yüzden kaybetmediler mi? İşin özüne bir türlü inemeyen Müslümanlar, materyalist düşünce ekseninden bakmaya nasıl da alıştırılmışlardır? Belki de bu bir kurgu idi. İbadetin, görünürde bir getirisini görmeyenlerin algısı hâkimdir toplumda bu yüzden. Buradayken bir getirisini görmeyenler oruç tutmamaktadırlar, işin diğer boyutunu onların algılayamadıkları bir taraf anlatım görevini üstlenenlerin yetersizliği de ibadetin anlaşılmasına mani olmaktadır. Kimse kendisini bu sorumluluğun dışında tutamaz hâlbuki. Kadir Gecesi"ndeki eksik anlayış oruç ve diğer ibadetlerde de aynen sürdürülmektedir işte.

Kadir Gecesi"ni, Kur"an"ın yeryüzüne indirilişinin yıldönümü olarak algılamayıp, bin ay değerinde bir ibadet getirisi olan gece olarak görmek eksik bir algılamadır. O geceyi anlayanlara, onun üzerinde tefekkür edenlere, geceyi değerlendirenlere o kadar bahşişi, umulur ki Allah zaten verecektir, bu O"nun bileceği iştir. Burada şunu söylemeye çalışıyorum; Kadir Gecesi"ni, hayat sistemini düzene koyan Kur"an"ın, insanlara duyurulması olarak algılamayanların algıları eksiktir ya da yanlıştır. Kur"an-ı Kerim, bir insan ömrüne yani bin aya ya da binlerce aya sığmayacak kadar içeriği geniş bir kitaptır, yaşasınlar diye o da bu gecede insanlara gönderilmiştir. Asıl kutlanacak olan da budur. Hayat onunla güzeldir.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —