Vahhabilerin özellikle Dağıtsa, Çeçenistan ve Özbekistan"da inşa ettikleri ve kontrolleri altında tuttukları camiler bir bakıma sosyal yardım kuruluşlarının görevini üstlenmektedirler. Buralarda genellikle hayal kırıklığına uğramış insanlara, özellikle gençlere, demokrasi dedikleri rejimin paraya dayalı olduğunu, gösterişli bir yaşamdan başka bir huzur getiremediğini, aksine zenginlerin gösterişli tüketimi ile yoksul sınıfları yan yana getirmekte olduğunu yoğun bir şekilde ifade etmektedirler. Vahhabiler, İslam dünyasının birliğinden yana olduklarını vurgulayarak onun halifelikle birlikte tekrar gerçekleşeceğini söylüyorlar. Onların öne sürdükleri tebliğler şu konular üzerinde yoğunlaşmaktadır: "Demokrasi batı kültürüdür. Bu kültür ise insanları yozlaştırmıştır. Buna karşı siyasal İslam"ın hem komünizme hem de batılı modellere uymadığını, şura sistemini getirdiğini, bunun da ilahi bir emir olduğunu; bunun için de Batı ile her türlü uzlaşmaya karşı çıkılması gerektiğini" her fırsatta söylerler. Kravat takmaya, el sıkışmaya, alkışlamaya, kılık kıyafete, bir arada yaşamanın toplumsal uygulamalarından kaçınmaya teşvik ederler. Bunlar, İslami değerleri yüceltme adına, toplumu ve anlayışları değiştirmek için yöneticilerin ve seçkinlerin içine sızmak için dernekler kuruyorlar. Amaçları düşünce düzeyinde olduğu gibi örgütlenme düzeyinde de bir kopukluğun olmamasıdır.
Orta Asya"daki Vahhabilerin sadece Suudi destekli oldukları söylenemez. Tacikistan ve Özbekistan"daki küçük gruplar ile özellikle Fergana Vadisi"nde kendilerine Vahhabist diyenler de bulunmaktadır. Bu grupların dış güçlerin etkisinde oldukları söylendiği takdirde Suudi desteği yanında, Afgan "mücahitlerin" nüfuzundan da söz etmek gerekir. Bu gruplar İslam hukuk ve toplum düzenini gerçekleştirmeyi amaçlıyorlar. Lâik bir toplum modelini ister komünist ister başka bir yönetim tarzı olsun "dinsizlik" olarak algılıyorlar. İslam"ın resmi temsilcilerini "komünist mollalar" olarak adlandırıyorlar.
Orta Asya"daki aşırı faaliyetler kuran, hadis ve Hz. Muhammed"in sünneti hakkında çok az bilgisi olan insanlar ile iyi örgütlenmiş cahil sofulardan oluşmaktadır. Bunlar da radikal söylemleri bir çıkış noktası olarak görmekte ve bunlara sahip çıkmaktadırlar. Çünkü bu söylemlerin Kur"an"da zikredilmesi bu insanlar üzerinde etki yapmakta ve Allah için bu söylemler uğrunda çalışmanın, savaşmanın dinin gereği olduğu zihinlere sokulmaktadır. Bu söylemler şunlardır: Cihad, savaş, hüküm/ hakimiyet, i"lay-ı kelimetullah, hilafet, ulu"l-emir, şura, şeriat, itaat, tevhid, küfür, hizip, mülk, ümmet-millet, taalût, caalût, dar"ul-İslam, dar"ul-harp v.s.
Suudi Arabistan"ın bu örgütlere çok sayıda Kuran göndermesi yanı sıra, çeşitli dini projeleri de finanse ettiği de bilinmektedir.