M. Nedim Tepebaşı

Tarih: 02.09.2015 15:14

Kahramanmaraş Dosyası 56

Facebook Twitter Linked-in

Mezarlık ziyaretinde bulunduğum bir defasında mezarlığın genel durumuna bakarak bir iç geçirdim ve kendi kendime; "Biz hâlâ yerleşik düzene geçememiş, göçebe hayatı yaşayan bir toplumuz!" dedim. Birbirine girmiş, hakkıyla bir ziyaretin yapılamadığı bir mezarlık var ortada.

Gerçi ben, Kılavuzlu Mezarlık alanının yasaya uygun olmadığını, o alanın mezarlık olamayacağını söylüyorum, usulsüz olmakla beraber kullanılmaya devam edildiği ve dolayısıyla mezarlık ikilendiği için her seferinde hangisinden söz ettiğimi belirtmem gerekiyor, o yüzden belirtiyorum; Şeyh Adil Mezarlığında belediye başkanının özel gayreti ile yapılan  "Mezarlık Bilgi Sistemi" olmasaydı çokları yakın akrabalarının mezarını bile bulmakta zorlanacaklardı. O çalışma, karmaşa yaşanmasının kısmen önüne geçmiş oldu.

Âlemşümul bir dinin mensupları olarak, düzensizlik bize asla yakışmayacağı halde biz yakıştırmışız, hâlâ da yakıştırıyoruz işte. Bunu düzeltmek de bir sorumluluktur aslında.

Bir kabirde açılmış bir delik gören Peygamberimiz (sav), buranın kapatılmasını emrederler. Bunun üzerine Peygamber Efendimize sorar sahabe : "Bunu yapmanın kabirdekine bir yararı olacak mı?". Bu soruya, "Hayır!" karşılığını verir ve devamla Peygamberimiz (sav); "Ona ne yararı, ne de zararı var; fakat dirilerin gözünü rahatsız eder." buyururlar.

Benden önce görev yapan Başkan Yardımcısı arkadaş zamanında ihata duvarının üzerine tel çit çekilmiş, kapılar akşamları kapatılmaya başlanmıştı. Biliyorum, kapılar kapatılmak istendiğinde halk da kapattırmamak için çok uğraşmıştı. Mezarlığın doğusundaki mahallelerin halkı, mezarlığın içinden geçip çarşıya, dönüşte de evlerine gidiyorlardı yani mezarlık bir bakıma ara yol görevi yapıyordu. Bize ulaşan şikâyetlere göre iş bununla da kalmıyordu, birçok olumsuz ve ahlâksız işlerin döndüğünden söz ediliyordu. İdareler neden bazı şeyleri görmezler ya da dinlemezler bir türlü kimse anlayamaz! Kimse de sormaz o kişilere; " Anlamayacaksan, dinlemeyeceksen niçin bu göreve talip oldun/bu göreve gelip oturdun?" diye. Bizi uyaran kişiler bizden öncekileri de uyarmış olmaları gerekir, onlar uyardılarsa yönetim, uyarıları neden dikkate almamıştır bilemiyorum!

Mezarlık kapılarının hangi saatlerde açılıp kapanacağı yasada belirtilmiştir, yeniden keşif yapmaya gerek yoktur, yapılacak iş; sadece yasayı uygulamaktır. Biz de onu yaptık yani yasayı uyguladık ve halkımız da bir müddet sonra yasaya uydu, ortada sorun da kalmadı.

Bize gelene kadar mezarlıkla ilgili genişleme arayış ve çalışması yapılmadığı gibi mezarlık içi düzenlemesi ile ilgili hiçbir çalışma yapılmamış olduğu da ayan beyan görünüyordu. Yani "mezarlıktır" deyip geçilmiş, kâle alan, ciddiye alan olmamış herhalde bu işi. Sorumluluğunu biz devraldığımızda mezarlık içi yollar, kış günlerinde çamurdan geçilmez durumda idi. Sadece 1 nolu kapı girişinden Şehitlik Abidesi"ne kadar olan yol asfaltlanmış durumdaydı. O da Kurtuluş Bayramında Şehitlik Abidesi, ziyaret programında olduğu içindir. Ancak, doğu kısımdaki ilave mezarlık içerisinde "Asker ve Diğer Güvenlik Güçleri Şehitleri" için ayrılan bölümden Şehitlik Abidesi"ne giden yol maalesef ham yol idi.

İlk içinde bulunduğum resmi tören sırasında bunun ıstırabını birebir yaşadım. Çünkü idarede biz vardık, her şeyin en güzelini yapmak zorundaydık. Sadece mezarlıkta değil, hangi işi yapmışsak ya da hangi işin başında yönetici olarak bulunmuşsak, o işi en güzel bir şekilde yapmak bizim asli görevimizdir. Görev mademki bir emanettir, onu en güzel bir şekilde sonra gelenlere teslim etmek de bir boyun borcudur!

Tabi bu ve benzer durumlarda en büyük eksiklik koordinesizliktir. Başka belediyeleri bilmem ama ben, belediyede çalıştığım dönemde bunun daniskasını gördüm ve yaşadım. Herkes bir otorite olunca ve asıl otorite de yetkisini kullanamayınca ortalık düzensizlikten geçilmez oluyordu. Bu konuda çok çaba harcadığımı belediyede çalışan ve bu işlerden rahatsız olan arkadaşların hepsi bilir ve sorulsa tereddütsüz böyle olduğunu itiraf ederler. Kabahat, öncelikle o tavırda olanlarda değil, otoriteyi yanlış kullananlarda ya da kullanmayanlardadır. "Otorite" deyince bunu kesinlikle zorbalık, baskı uygulama anlamında söylemiyorum, bununla işlerin sistem dâhilinde yürütülmesini kast ediyorum. Biz kimseyle kavga etmedik, etme niyetinde olmadık, gerek yok, sadece işlerin düzenli yürütülmesini ve esaslara bağlı kalarak iş yapılmasını istedik, bu da hem hakkımızdı, hem de görevimizin gereğiydi. Bunları yaparken bizim zorlandığımız gibi gerçekleri kabullenmekte zorlananlar da olmuştu.

Yerel Yönetimlerde şunu hiçbir zaman anlamadım, anlayamadım; mahalle ve sokaklarda yollar halk için yapılıyor da mezarlığa gelence ölüler için mi yapılmaktadır ki? Yine orada da yapılan yollardan ve diğer hizmetlerden yararlanacak olanlar hayatta yani diri olanlar değil midir? Okullara, hastaneye veya başka bir kuruma yapılan hizmet halka yapılmakta değil midir, o hizmetlerden yararlanacak olanlar halk değil midir? Parasızlık bahanesiyle halkın yaşadığı ya da yararlandığı bu tür yerlere maalesef hizmet götürmekte hep kusur işlenmiştir. Hâlbuki mezarlık, okul, hastane, cami, resmi kurumlar, kuruluşlar hemen hepsi halkın ve onların çocuklarının yoğun kullandığı yerlerdir.

Burada dikkat çekmeye çalıştığım konu; insan yaşamını kolaylaştırmak ve insana hizmet etmekle görevli olan kurum ve kuruluşların, en başta da belediyelerin, hizmet götürürken, sadece sürekli göz önünde olan, her zaman görülebilen yerlere hizmet götürüp diğer yerleri ihmal etmesi ya da yok sayması asla doğru da değildir, adil de değildir. Birçok kentler ve diğer yerleşim yerleri ya bu tuttum ve davranışların kurbanı olmuşlardır ya da bir işin başına getirilen kişilerin ihtiras veya beceriksizliklerinin kurbanı olmuşlardır.

Ta çocukluğumdan beri ziyarete gittiğimiz Şeyh Adil Mezarlığı içindeki yolların kış günlerindeki çamur halini ben bilirim. Yönetim imkânına sahip olduğumuz zamanlarda da kısmi yetki sahibi oldukları halde kendilerini kentin tek idarecisi hatta sahibi edasında görenlerin yaptıklarını ve bu halka dolaylı olarak, çoğu zaman bilmeden yaşattıkları eziyeti de birebir yaşayarak gördüm, bu yüzden bunu da çok iyi bilirim. Bana yaşatılanları ise saymıyorum. Aslında bu tür olgunlaşmamış kişilere, ta ki olgunlaşana kadar görev verilmemesi gerekirken, yönetim sanatını kazanmadan, en yüksek makamlara oturtulanlar, o sanatı yani yönetim sanatını bilmeden kenti yönetmişlerdir. Dolayısıyla onlar; çoğu zaman, yapılacak işin, sosyal hayata olumlu katkısını değil, o işe harcanacak parayı hesap etmişler fakat zamanı ve parayı da heba etmişlerdir. Bugüne kadar bunların konuşulmamış olmasının bir kötü sonucu olarak da onların yapıkları hataların, onlardan sonra gelenler tarafından doğru zannedilerek veya kabul edilerek, bir miras devri gibi adeta kopyalanarak, aynısıyla devam ettirilmesi, hatanın birebir devamını da beraberinde getirmiştir.

Göçebe yaşantısı anlayışıyla kocaman mezarlık alanı bir bakıma hoyratça kullanılmıştır. Yönetimlerin lakaytlığı, bir kısımlarının ekonomik güçlerine yaslanarak, izin almaya bile gerek duymadan kendi başlarına yaptıkları uygulamalar, bugünkü mezarlık görüntüsünü ortaya çıkarmıştır.

Bir taraftan yukarıda sözünü ettiğim kaprisli görevlilerin kaprislerini ötelemeye çalışırken diğer taraftan da mezarlığın mevcut halini kurtarmaya çalışıyorduk.  Yol olabilecek çok ince hatlarla iz yapılmış olduğunu gördüğüm her boşluğu, parke döşeterek, şu an görülen şekliyle mezarlıklar arası geçiş yolları haline getirdik. Yasa gereği de saat 17.00 den sonra kapatılması gereken kapıları kapatarak mezarlığa bir düzen getirdik, bunu yaparken de karşı mahallelere geçişi sağlamak için mezarlıkla DSİ Şube Müdürlüğü arasına bir yaya yolu yaptık.

Biz, bir taraftan mezarlık alanına düzen kazandırmaya çalışırken diğer taraftan üst yönetim farklı düzensizlikler icat etmiş, daha önceki yönetimlerin yaptıkları hataları daha bariz bir şekilde ve artırarak devam ettirmeye başlamış, ilave mezarlık alanını parselleyerek satmaya başlamıştı. Mezarlık alanını genişletmek yerine acil çözüm amaçlı açılan alandan "Aile Mezarlığı" adı altında özel mezarlık yerlerinin satılması çok büyük hata olmuştur. Bu iş de bir iş bilmezliğin göstergesi olmakla beraber ayrımcılığın, daha çok da zengin olanlarla zengin olmayanların arsına girdirilen bir olumsuzluk olarak bu hata, yönetimlerin hanelerine yazılmıştır. Bu uygulama yanlışlığından dolayı Şeyh Adil Mezarlığının nerede ki beşte, altıda biri halen boş bulunmaktadır. Mezarlıkta bile adil davranamayan bir yönetim anlayışının söyleyeceği hiç bir söz yoktur. Burada da "Sen de bir zamanlar bu yönetimin içerisindeydin!" denilebilir. Hemen belirteyim ki; bazı işlerde benim de etkim olmamış, ben de inat çemberini kıramamışımdır, üzgünüm!


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —