Rahat yaşanılır bir kentin kurulmasında ve sürekli güzelliklerin hayata geçirilmesinde, kentte görev yapan yardımcı yöneticiler veya onların ekipleri çok aktif olmalıdırlar. Bunlar, tespit ettikleri eksiklik ya da ihtiyaçları sürekli rapor haline getirip incelenmek üzere üst yöneticiye sunmalıdırlar. Tespit edilen sorunlar ve ihtiyaçlar üst yönetici tarafından incelenip son şekli verildikten sonra çözüm için daha önce oluşturulan diğer ekibe gönderilmeli, onlar da çözüm önerilerini bir rapor haline getirip tekrar üst yöneticiye sunmalıdırlar. Bundan sonraki aşamada ise yapılacaklar, yazının akışı içerisinde, ilerleyen zamanda değerlendirmeye çalışacağım istişare topluluğunda değerlendirilip karara bağlanmalıdır. Kimseye akıl vermek niyetinde olmadığımı hemen belirtmek durumundayım. Bunları anlatmakla esas olan uygulama verilerine ve tecrübelerime dayanarak sadece benim böyle düşündüğümü belirtmek istiyorum. Doğru bildiğimi söylemek hem görevim, hem de hakkımdır çünkü.
Kahramanmaraş il yönetiminde böyle bir çalışma bizden
önceki dönemlerde de bizim dönemimizde de olmadı, şimdi varsa ben bilmiyorum.
Bu konuda; "Peki, siz neden yapmadınız?" denilebilir. Ben kaç kere bu tür
çalışmaların yapılmasını teklif ettim. Mesela imarla ilgili olarak kaç defa
Meclis toplantılarında; hiç değilse boş olan arsalar üzerinde tanımlama
yapılması için İmar Komisyonu"na böyle bir görev verilmesi ve çalışma yapılması
çağırısında bulundum. Bu konuda teferruata girmek istemiyorum ancak çok
kestirmeden şunu söylerim ki; çok başlılığın olduğu, dirayetin olmadığı yerde
iş yapmanın ne kadar zor olduğunu ben belediyede gördüm.
Bir şehir kurulurken veya şehrin mücavir alanı
genişletildiğinde ilk yapılacak iş, zorunlu yapılaşmaların yerlerini, yerli
yerince planlamak olmalıdır. İdarî kurumlardan ve yapılardan eğitim ve ibadet
yerlerinin, mezarlık alanının, ticaret alanlarının, meskûn alanlardan sosyal
alanların nereye kurulacağına kadar bütün yapılaşmaların yerleri dikkatli bir
şekilde tespit edilmelidir. Bunlar yapıldı mı; maalesef yapılmadı, bizden önce
ve sonra yapıldıysa da herhalde ben duymamışımdır!
Söz konusu bu yerlerin belirlenip imara işlenmesi bir
tarafa, konuyla ilgili hem; "tam zamanında" denilebilecek hiçbir çalışma
yapılmamış olması, hem de gerekli gereksiz imar tadilatları yapılmış olması çok
üzüntü vericidir. Yapılması gerekenlerin yapılmamış olması ve gereksiz işlerin
yapılmış olması kentin imarını berbat etmiş, ortalığı büyük bir kırsal alana
çevirmiştir.
Mesela, sözünü ettiğim, kentin vazgeçilmez ihtiyaçlarının
içerisinde çok önem arz eden, hatta zorunlu çalışmaların ilk sırasında olması
gereken mezarlık yeri konusuyla ilgili kayda değer bir çalışma yapılmamış
olması, Maraş"ta belediyeciliğin ne kadar kara düzen yapıldığının bir
göstergesidir.
Mezar taşında ve hakkında yazılan çok az bilgiye
bakılırsa, Maraş"ın en ileri görüşlü belediye başkanı sıfatına sahip olan kişi
Şeyh Adil Hazretleridir. On yedinci yüzyılda yaşamış birisinin, o günden bugüne
hizmet veren ve bugünkü yasada belirlenen şartları birebir taşıyan bir alanı,
üstelik kendi parasıyla satın alıp mezarlık yeri olarak vakfetmiş olması çok
mükemmel bir ileri görüşlülüktür. Bu zat, belediyecilik ve yöneticilik
açısından bir dâhidir.
Mezarlık yeri olarak vakfettiği alan, bugünün amir
yasasındaki şartları tamı tamamına taşımaktadır. Yasa, bir yerin mezarlık alanı
olabilmesi için; alanın su havzasına yakın olmamasını, toprağın su geçiremez ve çürütme özelliğinin
olmasını, hâkim rüzgâr yönünde olmamasını öngörmektedir. Maraş"ın rüzgârı kuzey
ve kuzeybatıdan eser, Şeyh Adil Mezarlığı, o günkü şehrin en güneyindedir.
Hâlihazır çevresindeki yapılaşmalar yakın zamanın gecekondularıdır. O günkü
konumda, Maraş"ın su havzası Pınarbaşı"dır ve şehrin en kuzeyindedir, sırtını
dağa yaslamıştır. Toprağın özellikleri zaten malum. Üstelik on yedinci yüz
yıldan bugüne kadar bu mezarlık hizmet vermiştir. Rivayete göre Eski Sanayi
olarak bilinen, Şeyh Adil Mezarlığı"nın
batısındaki alan da mezarlık iken ve de vakıf malı iken işgal edildiği
söylenegelen bir rivayettir.
Yaşadığı dönemde bu kadar ileri görüşü ile kocaman alanı
mezarlık yapan Şeyh Adil Hazretlerine nispet, geçmişin belediye başkanlarından
biri, alanı genişletmek bir tarafa mezarlık alanına göz dikmiş ve o alan
içerisinden birçok insanın yargılanmasına sebep olan bir buğday pazarı
çıkarmıştır.
İlerleyen zaman içeresinde sadece, mezarlıktan alınan
buğday pazarı yeri tekrar mezarlığa katılırken kuzey doğu köşesine ilave bir
arsa da kamulaştırılarak mezarlığa katılmıştır. Bundan sonraki zaman içerisinde
bir miktar arsa da yine mezarlığın kuzey doğu tarafından bizim görev yaptığımız
dönemde mezarlığa katılmıştır.
Son ilave yapılan yer kamulaştırılırken, arsa sahipleri
mirasçıları arasından, onlara vekâleten muhatap olduğum arsa sahibi ile birkaç
kere konu hakkında görüşmemiz oldu. Anlatıldığına göre, daha önce yapılan
kamulaştırma sırasında bazı sıkıntılar yaşanmış, arsanın reel değerinde ödeme
yapılmadığı gibi ödeme sırasında yaşananlar da o insanları üzmüş. Arsa
sahipleri bu yüzden yerlerini belediyeye vermek istemiyorlardı. Ben onlara,
belediyenin arsalarından beğendikleri bir yer ile o günkü değer üzerinden takas
yapmayı teklif ettim, onlar da kabul ettiler, kısa zamanda da takas yoluyla
kamulaştırma işlemi tamamlandı.
Nüfus artışına paralel olarak mezarlık ihtiyacı da
artmaya elbette ki devam edecektir ve de etmiştir. Bana göre, bir kentin çözüme
kavuşturulacak işlerinin başında mezarlık yeri gelir. Yaşayan insanlar bir gün
mutlaka öleceklerine göre bundan daha acil ve daha önemli hangi iş olabilir?
Şehir nüfusunun hızla artışı karşısında mezarlığın
yetersiz kalışı beni çok endişelendiriyordu, elbette belediye başkanını da
tedirgin ediyordu. Bir gün başkan beye; DSİ Şube Müdürlüğü ile Karayolları
binalarının yerine, o müdürlüklerle mutabık kalacağımız bir yere, yeni binalar
yaparak o alanların mezarlık alanına katılması için gerekli girişimlerde
bulunmayı teklif ettim. İktidar partisinin belediyesi olarak bu işi rahatlıkla
halledeceğimizi söyledim. Belediye Başkanı da bana; "Sen bunu şimdilik kimseye
söyleme, 2009 seçimlerine giderken ben bu işi hallederim" dedi.
Ben 2009 seçimlerine katılmadan 2008 yılı sonunda
belediyedeki görevden ayrıldığım gibi normal süre bitene kadar meclis
toplantılarına da katılmadım. Bunların detaylarına burada girmeyeceğim, bizim
ülkemizde de kentimizde de aynı olmasa da benzer sıkıntılar yaşanagelmiştir.
Ben belediyeden ayrıldım ama mezarlık işini de başkan bey halletmedi.
O sıralarda rahmetli Kenan Seyithanoğlu, İstanbul"da
yayınlanan "Dört Mevsim Maraş" dergisi için Şeyh Adil Hazretleri ile ilgili bir
yazı yazmamı istiyordu. Yukarıda kısmen sözünü ettiğim Şeyh Adil ile ilgili
bilgiler bir inceleme yazısı olarak dergide yayınlandı. O yazıda da o alanın
mezarlık olarak en uygun yer olduğunu yazmıştım. Tabi bu işlerin kaderi hep
böyledir. Yönetimi ilgilendiren işlerle ilgili gelişmeleri, yöneticiler
çoğunlukla takip dahi etmezler. Etrafındakiler de bunları takip etmezler. Bu
yüzden de üst yönetim, kent için neyi uygun görürse o işler yapılır genelde.
Şeyh Adil Hazretlerinin hâlihazır mezar taşında yazılı beytin Latin harflerine
çevrilmesi sırasında yapılan hataları o yazıda dile getirdim ve ilgililerine de
o yazıya bakmalarını söyledim. Kimden kaynaklandığını bilmem ancak o hatalı
yazının bulunduğu taş hâlâ mezarın başında, hem de dökülmüş hâliyle
durmaktadır. Buna da her neyse diyeceğim artık!
Yasada mezarlık yerinin kriterleri belirlenmişken
memlekette hiç yer kalmamış gibi Kılavuzlu bölgesinden mezarlık yeri seçilmiş
olması doğrusu kabullenilecek bir çalışma değildir. Yapılan işleri
eleştirmekten hoşlanmadığım halde söylemek zorunda kaldığımız durumlar
olmaktadır. Dört Mevsim Maraş Dergisine, Şeyh Adil Hazretleri ile ilgili
yazdığım yazı, aynı zamanda o günkü belediye yönetiminin oluşturma gayretinde
olduğu Kılavuzlu yani Şeyh Ali Sezai Efendi Mezarlığı yerinin yanlış bir seçim
olduğuna da bir gönderme idi. Başka
yerleri bilmem ama yukarıda da dediğim gibi bizim yöneticilerimiz, yazılanlara
ve söylenenlere çoğu zaman tepkilidirler, "Acaba doğru mu söyleniyor,
alternatifi ne olabilir?" pek demezler. Şartları taşımadığı halde o günkü
yönetimin yasalara aykırı olarak o kararı nasıl aldırttığını da biliyorum.
Şimdiki Büyükşehir Belediye Başkanımız adaylığı ve seçim
sürecinde, Kılavuzlu" ya mezarlık yapımını kendisinin de uygun bulmadığını ve
başka alternatifler araştıracağını söylediğini memlekette duymayan kalmadığı
halde yakın bir zamanda birdenbire Kılavuzlu Mezarlık alanı çalışmasına
yoğunluk verildiğini ben de Ede Ajans"ın haberinden öğrendim. Orasının mezarlık
olmasının uygun olmadığını, kendi sayfamda ve Yorum Gazetesi"nde yazdım. Her
şeye ve halkın kırılmasına rağmen Şeyh Ali Sezai Mezarlığına definler başladı.
Ancak bu alana yapılan definler için halkın kırıldığını her gittiğim taziye
ziyaretlerinde dinlemekteyim.
Şimdi şunu görmek gerekir; bu kentin bugüne kadar
ölmüşleri Şeyh Adil Mezarlığında medfun iken yeni vefat edenlerin ta Kılavuzla"
ya defnedilmesi halkı güç durumda bırakacaktır. Dedesini, ana- babasını Şeyh
Adil"de ziyaret edenler, yakın zamanda vefat etmiş başka yakınları varsa onlar
için Kılavuzlu" ya gidecektir. Bu ise mezarlık ziyaretlerinin belki de terk
edilmesine sebep olacaktır, insanlara da eziyet verecektir. Bunun sinyalleri
alınmaktadır, zira cenaze namazı için camide bulunan halkın mezarlığa
gitmedikleri kentte sürekli konuşulmaktadır.
Ben henüz o alanı görmedim ama halkın serzenişini sürekli
duymaktayım!
Büyükşehir Belediye Başkanımız, 22.08.2015 günü yapılan
İl Danışma Kurulu toplantısında, Şeyh adil Mezarlığı bitişiğindeki DSİ Şube Müdürlüğü
alanında bulunan binaların Bölge Müdürlüğü alanı içerisine yenisinin yapılmaya
başlandığını ve inşasının hızla devam ettiğini ve mezarlık olayına çözüm
aradıklarını söyledi. Ben umutlandım. Ancak bunun bir an önce yapılması ve bu
sıkıntılı duruma acil çözüm bulunması gerekmektedir.
Şu an Kahramanmaraş"ın en acil çözüm bekleyen
sorunlarının başında trafik görünse de trafik sorunu mezarlık sorunu kadar acil
değildir, gerekliliği tartışılacak bir durum olmasının yanında hele Ahırdağı"na
kayak merkezi yapmak hiç acil değildir.
Bunları buradan yazmakla bir tarihi görevi yapılmış
olduğuma inanmaktayım, sırf bunun için yazıyorum, dikkate alınıp alınmaması
benim sorunum asla değildir. Mezarlık için hâlihazır DSİ Şube Müdürlüğü alanı
ile Karayolları Şefliği alanı acil çözüm yeridir. Bununla da kalınmamalıdır;
mezarlığın etrafı kamulaştırılmalı ve doğusundaki zeytinlik alan da yukarıda
verdiğim örnekte olduğu gibi o alana eş değerde bir veya birkaç mülkiyeti
belediye ait arsalarla takas edilerek o alan da kamulaştırılmalı ve mezarlık
sorunu çözüme kavuşturulmalıdır ve halkın da gönlü alınmalı ve hoşnut
edilmelidir. Yine söylüyorum, bana göre; mezarlık alanı için en iyi ve doğru
çözüm Şeyh Adil Mezarlığı etrafında genişleme yapmaktır.
Zaten hâlihazır durumda ekonomik durumu iyi olanların
mezarlık yeri satın almasıyla veya önceden satın alınan alanlar sebebiyle
ikilik bir durum yaşanmaktadır, imkânı olanlar Şeyh Adil Mezarlığından ya yer
almaktadır, ya da daha önceden satın aldığı yeri kullanmaktadır, parası ve imkânı
olmadığı için yer alamayanlar için zorunlu olarak Kılavuzlu seçeneği ortadadır.
Büyükşehir Belediye Başkanımız, bu sorunu Şeyh Adil
Mezarlığı çevresinin kamulaştırılması ile çözerlerse halkın gönlünü
kazanacaklardır. Şu an itibarıyla hiçbir sorun mezarlık sorunu kadar acil de
değildir, önemli de değildir. Bugün çözüm bulunmazsa da bunlar zannederim
ileriki yıllarda daha çok konuşulacaktır.