M. KEMAL ATİK

Tarih: 14.08.2015 10:29

Ateş Hep Garibanın Yuvasına Düşüyor

Facebook Twitter Linked-in

Sevgili Okurlar! Karanlık güçlerin mermileri altında her gün şehitler veriyoruz. Ülkemiz iç ve dış güçler tarafından kuşatılmaya çalışılıyor. Şehitlerimiz hep gariban yuvalarında yeniden şehit olmak için diriliyor. En çok şehit olanlar da servetin semirttiği ailelerin çocukları değil Anadolu"nun en çok ölümsüzlüğü temsil eden insanının büyüttüğü vatan evlatlarıdır. Zaten Anadolu insanı bütün milletin kaderini, davasını vicdanında yüklenmiş acıların adamıdır. Nesiller boyunca hor görülmüş olmasına rağmen sevdada, barışta, hayatta, ölümde, sevinçte, kederde, umutta, umutsuzlukta, yani insana has olan her şeyde karşılık beklemeden varlığını sürdüren hep Anadolu insanıdır. O, bazen hastalığı yakından tanımış, acıların adamı olmuş; bazen hor görülmesine rağmen vatanın bekçiliğini yapmış, evladını cephede şehit vermiştir. Devlete verdiği vaatlerinin tümünü yerine getirmiştir. Namusumuzu, özgürlüğümüzü, bayrağımızı, imanımızı hep o korumuştur.  Zindana dönen insan ruhları cepheden kaçarken, evlatlarını askere göndermemek için her türlü çareye baş vururken, servetin, sermayenin, sınıf farklarının ve bütün adaletsiz kanunların oluşumunu geriden izlerken bile sesini çıkarmamış, "on evladım olsa onunu da bu devlet, bu bayrak, bu vatan için şehit veririm" diyerek,  ruhi kuvvetini ve kudretini göstermiştir.

 Anadolu insanı çilekeştir. " Dertli insan" dendiğinde akla Anadolu insanı gelir.  Bu insana derdi yoldaş yapan talihsizliğidir, yoksulluğudur.

 Hangi ellerin hatası yüzünden çilesi, acısı, ıstırabı bitmek bilmiyor bu insanların. Kaç nesil geçti hep aynı acı, aynı hüzün, aynı gözyaşı dökmekte bu insanlar? Kaç nesil geçti hayata, gafletle bakıp, musibetlere, acılara, kederlere, acılı ölümlere bir anlam vermeden " kader-i ilahi" diyerek geçiştirip yeni acılarıyla, yeni ıstıraplarıyla gözyaşı döküyor. Menfaat davaları arasında din tüccarlığı yapanlar: Ruhumuza ilham, aşkımıza kanat olması, irademize dinamizm kazandırması gereken dinimizi binlerce katılaşmış kaide ve hurafeleri din diye aktaran sahte mürşitler tarafından insanlarımız gerçek mutluluğu yaşayamıyor. Bunlar mağrur, endamlı, hile ve kurnazlıkta sınırsız, her fırsatı kendi lehine değerlendirebilen, her durumu kendi menfaatine çevirebilen acımasız ve zalim kimselerdir. Kirlerini kanla yıkamak isteyen zalimler bilsinler ki " zulüm ile abat olanların sonu hüsrandır".

 

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —