Radikal İslami hareketlerin yapısal ve düşünsel söylemleri şu kavramlar üzerinde odaklanmıştır: Cihad, savaş, hüküm/ hâkimiyet, İ"lay-ı Kelimetullah, hilafet, ulu"l-emir, şura, şeriat, itaat, tevhid, küfür, hizip, mülk, ümmet-millet, taalût, caalût, dar"ul-İslam, dar"ul-harp v.s
Radikal eylemcileri, ölmeye, öldürmeye istekli kılan inançlar nelerdir? Bu bağlamda şiddet ve din içerikli söylemleri dini bilimler açısından ele almak artık kaçınılmaz olmuştur. Zira son yıllarda en dikkat çekici ve beklenmedik gelişmelerle haklı çıkarılmaya çalışılabilen şiddet eylemlerinin yeniden canlandığını görmekteyiz. Batılı bazı yazarlar bu şiddet türüne mukaddes veya kutsal terör adını vermektedirler. Ayrıca İslam"ı bir şiddet dini ve mensuplarının da şiddet ürettiğini düşündürecek bir kampanya ile Müslümanlar karşı karşıya bulunmaktadırlar. Burada şu gerçeğin de altını çizmekte yarar var. Kur"an"ın içerisinde çatışmaya, kıtale, savaşa ve hatta şiddete eğilimli kalıplar vardır. Bu kalıpları, dini eylemlerini gerçekleştirmek isteyenlerle siyasi yöntemlerini oluşturmak adına hareket edenler delil olarak kullanmaktadırlar. Birtakım bilim erbabı da, eylemcilerin kavramları kullanmalarında onları haklı çıkaracak fetvalar vermişlerdir. İşte bu yüzdendir ki dinsel söylemleri incelemek ve bir sonuca varmak çok karmaşıktır ve çok dikkatli bir incelemeyi gerektirir. Bize göre bu söylemleri ve din ile olan ilişkisini siyasi mülahazalardan uzak olarak hem teolojik hem sosyolojik hem de tarihi olarak tahlil etmek gerekmektedir.
Dinler insanları bölmek, birbirlerine düşürmek için gelmemişlerdir. Din, insanların barış ve huzur içerisinde yaşamalarını amaç edinen bir olgudur. Din, yapısı gereği radikalizmi teşvik edici değil engelleyici bir unsurdur. Çünkü Allah gerçekten bize gönderdiği dinde aşırılığı istememektedir.