MEHMET IŞIK

Tarih: 25.07.2015 12:42

Korkmuyoruz

Facebook Twitter Linked-in

3-4 yıl önce Ramazan Bayramında şeker toplamaya giden çocuklar kaçırılmıştı. Bazıları vahşice öldürülmüş, bir kaç tanesi bulunmuştu. Sonra çocuklara tecavüz gündeme gelmişti. İnsanlar korkudan çocuklarını sokağa çıkaramaz olmuş hatta en yakınından çekinir korkar hale gelmişti. Bir dönem sokağa çıkan kadınlara saldırılmış, parkta sokakta akşam eşi ya da nişanlısıyla dolaşan bayanlara sözlü tacizler artmıştı. Bunun üzerine insanlar tedirgin olmuş ve eşiyle birlikte dışarıya çıkamaz hale gelmişti büyük şehirlerde. İstenilen korku atmosferi oluşturulmuştu.Bu suçları işleyenlerin ise basit cezalarla cezalandırılması ya da serbest bırakılmaları halkın devlete ve adalete olan güvenini sarsmıştı. Bir arkadaşımla konuştuğumuz da bu tarz suçları işleyenleri ibreti alem için asmak lazım. Bunların yaptıkları sadece işledikleri suça göre değil toplumda oluşturdukları korku atmosferi ve infiale göre değerlendirilmeli diye konuşmuştuk. Mesela K.Maraş`ın bir mahallesinde yaşanan benzer bir olayın tüm ülkede duyulduğunda oluşturduğu korku hesap edilerek ceza verilmeli. Böylece korkuyu ancak suçlunun tüm yurtta cezalandırıldığı kanısı olacak şekilde cezalandırırsak bunu yenmiş oluruz demiştik.

Bugün de aynı kanıdayım, trafik kazası kontrolüne gidecek bir polis ekibi iki gün önce Diyarbakır`da yaşanan hain saldırıyı düşünmeden hareket edebilir mi? Binlerce polis memuru artık evinde uyurken mermiyi namluya sürmeden uyuyabilir mi? Artık, çocuğu askerlik için Doğu`ya giden annelerin gözüne uyku girer mi? Doğu plakası taşımayan bir araçın yakılmama ve içindekilerin öldürülmeme ihtimali var mı? Aracınızı doğudaki bir şehre çevirip, çalıştırırken bu korku içinize giriyorsa bu bir korku atmosferi değildir de nedir? Birkaç gündür Sakallı olduğu için DEAŞ üyesi diyerek kaç kişi öldürüldü kaç kişinin evine girildi? Müslüman bir ülkede bu alçakça saldırılar nedeniyle peygamber sünnetini mi bıraksın insanlar yoksa toplumda korku atmosferi oluşturanlar idam mı edilsin? Şimdi sağda solda bomba ihbarları geliyor.Bu milleti sindirmek, korku atmosferi oluşturmak ve rahatsız etmek kimsenin hakkı da haddi de olmamalıdır. Buna fırsat verilmemelidir. Toplumda infial ve korku oluşturacak suçların niteliğine bakılmadan en ağır ve dönüşü olmayan cezalar verilmelidir, adi bir cinayet vakası olarak görülmemelidir. Eğer çocuklarının polis, asker yada herhangi memuriyeti nedeniyle şehit edilmesi, arabasının yakılmasının karşılığında adalet sağlanmazsa, halk artık kendi adaletini sağlar. Halkın da bir sabrı vardır, tüm hainliklere karşı ayaklanmıyorsa, kendisi hain avına çıkmıyorsa devletine olan güveni ve sadakatinden dolayıdır. Asla korktuğu için değildir...Korkmuyoruz...

Bir kez daha buradan söylüyoruz, DEAŞ da PKK da PYD de eli kanlı terör örgütüdür ve düşmana düşmanın hamlesinden misliyle müdahale edilmelidir. Sakalı olduğu için DEAŞ üyesidir diyerek insanları katleden PKK uzantılarının şehrin göbeğinde elinde silahla dolaşmasına, halkı infeale sürüklemesine fırsat verilmemeli, yüzü kapalı eli molotoflu teröristlere misliyle mukabele edilmelidir. Gösteri kanununu açıktır ve demokratik hakkını bu ülkede herkes kullanabilir. Tersi durumunda milletin polisi ve askerini eli silahlıları yakalamak için değil elinde silahı olanı indirmeleri için görevlendirilmeli. Bu şehir ve dağ eşkiyaları her hangi bir AB ülkesinde ya da ABD`de polis ya da askerin karşısında silah ile şov yapabilir mi? Yoksa biz onlardan daha mı demokratız!

Ha kardeşiz falan filana hikayeleri artık tutmaz. Allah bilmeyen,Adalet tanımayan, Vicdansız, Hain, milletin çocuklarına pusu atan aynı anneden babadan dünyaya gelmiş olsak bile, aynı dinden ve mezhepten olsak bile ,Kardeşim değildir, olamaz. PKK ile barış beklemek en basit ifadeyle saflıktır. Cihad mantığıyla mukabele edilmelidir ancak öyle şehid oluruz. PKK liderleri ve sempatizanları Müslüman olduklarını dile getirirlerse ve milletin huzurunda iman ederlerse o zaman yine İslamın şeriatına göre davranılmalı suçlu bir Müslüman`a suçuna göre ceza verilmelidir. Kısasa kısas olmalıdır...

DEAŞ için kara harekatına gerek yok, ordumuzun elindeki teknoloji Kuzey Suriye`yi altını üstüne getirecek güce sahip. Yeterki komutanlara vur emri verilsin. Son olarak Kuzey Suriye`de Türmen Kantonları oluşturulmalı ve silah yardımında bulunulmalıdır. Sonra çok geç kalınmış olur.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —