Menü KAHRAMANMARAŞ Yorum Gazetesi
MEHMET IŞIK

MEHMET IŞIK

Tarih: 08.07.2015 10:33

Devlet dediğin insanmış beyim!

Facebook Twitter Linked-in

Yıl 2007...

Tabi bilmiyoruz devlet kapısına nasıl varılır. Rahmetli Kemal Sunal`ın bir filminde olduğu gibi bir olay yaşadım. Bir evraktan dolayı karakola çağırıldım. Evrakı aldım kapıdan çıkarken, GBT sorgusu yapınca puanı artığını söyleyen memur arkadaşlar, bir sorgulama da bizden yaptılar. Netice vahim!

Aranıyormuşum! Anons geçtiler, nöbetçi savcıyı aradılar. Megafona verilen sesten duyduklarım. "Sayın savcım bir arkadaş evrak için geldi. GBT sorgusu yaptık araması var. Arkadaş öğretmen sakıncalı bir durum gözükmüyor. Siz nasıl buyurursunuz?

-Nereli?

-Kahramanmaraşlı sayın savcım.

-Alın içeri yarın mahkemeye çıkarın.

Düşünün içine düştüğüm durumu. İlk kez karakola gittim geceyi nezarethanede geçirdim. Yüksek Lisans talebesi olduğum halde üniversite askerlik tecil belgesini göndermediği için nezarethaneye atıldım. Sabah hakime hanım niye tuttunuz bu adamı! Derhal serbest bırakın!

Tabi mahkeme kararı çıkmadığı ve bakaya durumum düşmediği için yapılan öğretmenlik atamam durduruldu ve atama dönemi bittiğinden hakkımız yandı.

Tatilde memleketime geldim. Durumu ailem ile paylaştım. Babam "Devletten bizim Değirmenci anlar" dedi. Batı köylerinin güya iktidar temsilcisi yani devlet ondan sorulurdu bizim köylerde... Ne yapabiliriz derdindeyiz haliyle...

Gittik Değirmenci Bey`e...

"Tamam o iş bende" dedi adam. Hemen telefona sarıldı. Adını vermeye gerek yok dönemin Kahramanmaraş Milletvekilini aradı. Sayın vekilim sana bir adamımı gönderiyorum. Yakınımdır!

Kapattı telefonu ve bana vekil bey bağdaymış, salı günü Ankara`da olacak. Yanına git, seni bekliyor olacak. Pazartesi bir daha gittik Değirmenci Bey`e... "Siz gelmeden aradım vekil bey seni aldıracak yeğenim" dedi. Dedim ki "telefonunu verirsen geldiğimi haber veririm" Biraz nazla niyazla bir numara verdi sağ olsun. Kalktık oradan bir bilet kestirdik Ankara`ya... Otobüse binmeden aradım telefon kapalı. "Baba bu işten hayır gelmez diyecek" oldum. Babam "sen Değirmenciden daha mı iyi bileceksin devleti" dedi, kızdı.

Salı günü indik AŞTİ`ye. Defaatle ararım malum telefonu kapalı, tekrar ararım Kahramanmaraş"ı. Babam arar bizim Devlet sorumlusunu. Vekilbey TBMM`de toplantıdaymış beni bekliyormuş. Gittik TBMM`ye araya sora bulduk sayın vekilin odasını. Kimse yok. "Hasbelkader bir başka şehrin vekilinin danışmanı olduğunu söyleyen biri, boşuna bekleme hemşehrim vekiller tatilde. Nerde olduğunu Allah bilir..." dedi. Hiçbir şey demeden döndüm İstanbul`a. Otobüste yanıma bir adam oturdu. Yol boyunca muhabbet ettik. Durumumu anlatınca orta yaşı geçmiş adam bıyık altından güldü. "Kardeşim sana bir kıssa anlatayım" dedi. Başladı anlatmaya...

"Eskiden ağalık düzeni varmış. Birkaç köyün ağası bir adam, köylü üzerinde devlet adına tüm tasarrufa sahipmiş. Vergi toplarmış, halk üzerinde olmadık zulmü yaparmış. Biri itiraz edecek olsa seni devlete şikayet ederim der tehdit edermiş. Arada bir köye gelen jandarma çavuşunu besler, cebine harçlık koyar ve kendine muhalif olanları bir güzel dövdürürmüş. Halkı korkutup sindirmiş. Aradan bir zaman geçince biraz hediyeler ve topladığı vergiyi alıp şehre gitme zamanı gelmiş. Birkaç at yükü hediye olunca tek başına gitmek yerine uşaklarından birini yanına almış. Şehre gitmişler. Ağa, hediyeleri memurlara, müdürlere, mülki ve askeri amirlere dağıtmış. Uşak tüm olanları hayret içinde takip etmiş. Nereye gitseler karşılarında bir devlet (insan) var. Geri dönüş yolculuğu başlamış. Yolda uşak önde yaya, ağa at üzerinde giderlerken uşak boş bulunup;

-Devlet dediğin insanmış beyim! deyivermiş.

Ağa bu sözü duyunca hiç tereddüt etmeden belindeki tabancayı çekip orada uşağı vurmuş.

Adamın anlattığı bu kıssa bana yetti hatta arttı bile...

Tabi ki bu kıssayı şu Ramazan`da boşuna yazmadım. Çok yakın zamana kadar bu tarz ağalar mevcuttu. Bunlar hem okumuş hem de hali vakti yerinde kravatlı takım elbiseli ağalardı. Başımdan geçen örnek de bunun açık delilidir. Lakin son 1 yılda şu güzel memleketimde işler çok değişti. Başta Sayın Mustafa Hakan Güvençer valimiz her gün bir yerde, her gün bir vatandaşımızın elini sıkıyor, halini hatırını soruyor. Kitap fuarında 30 dakika sohbet ettiğimiz halde şehrimize yeni gelen vali olduğunu kendisi uzaklaştıktan sonra birilerinin uyarmasıyla anladım. Yani bir köylü çocuğu olarak devlet ile sohbet ettim! Allah razı olsun Devlet insanmış! 7 Haziran seçimleri sonrasında Ak Parti`den vekil seçilen Sayın Çitil ve Sayın Dilipak sosyal medya üzerinde hemen iletişim bilgilerini halk ile paylaştılar. Yine MHP`den vekil seçilen Sefer Aycan Bey de aynı şekilde iletişim bilgilerini sosyal medyadan paylaştılar. Devletin insan olduğunu gösteren sayın vekillerimizden Allah razı olsun. Mutlaka diğer vekillerimiz de halk ile iletişim bilgilerini paylaşmışlardır. Ben görebildiklerimi buradan paylaştım diğer vekillerimize de haksızlık yapmak istemem. Diğer taraftan yine sosyal medya üzerinden iletişime geçebildiğimiz başta Büyük Şehir Belediye Başkanı Fatih Mehmet Erkoç Bey`e, Onikişubat Belediye Başkanı Hanifi Mahçiçek Bey`e, Dulkadiroğlu Belediye Başkanı Necati Okay Bey`e, Elbistan Belediye Başkanı Durmuş Küçük Bey`e halk tarafından ulaşılabilir oldukları için, Klasik Dönem Osmanlı yöneticileri gibi iftar programlarında halkın içinde dolaştıkları için, en başta söyledik ya devlet dediğin insanmış beyim! dedirttikleri için teşekkür ederiz. (Vekillerimiz için söylediklerimiz diğer belediye başkanlarımız içinde geçerlidir. Belki kendi idari alanlarında halk ile iç içedirler bizim de haberimiz yoktur.Sadece haberdar olduklarımızı andık, haklarını helal etsinler.)

Tersi de olsaydı ne olurdu?

Devlet devlet olurdu halktan, haktan habersiz. Ben de bu cümleleri yazamazdım, elbet bir ağa çıkar uyanmamamız için silah kullanmasa da her türlü yolu denerdi. Halka inmeyen idareciyi de ancak yerel Tarih araştırması yapan bir tarihçi şöyle kayıt ederdi,

-Falan Filan, şu tarihler arasında şu dönem milletvekili.

-Falan Filan, şu tarihler arası belediye başkanı.

-Falan Filan, şu tarihler arasında vali.

Sonra bir kaç dönem geçmeden unutulur giderler.

Tarih halkı ve hakkı bilenleri yazdı hep... Örnek mi istiyorsunuz... Selçuklu Sultanı I. Mesut`u pek kimse bilmez ama Sultan Alaaddin Keykubat`ı mutlaka duymuşsunuzdur. 36 Osmanlı padişahından Fatih, Yavuz, Kanuni, II. Abdulhamid desem herkes epey şey anlatır haklarında ama Sultan Mustafa, Sultan İbrahim, Sultan III. Osman, Sultan I. Mahmud desem birçoğu hiç bilmez, tarih okuyanlar bile iki üç cümleden başka bir söz söyleyemez. Devlet insanmış beyim! dedirtenleri millet de unutmaz tarih de...

Selam ve dua ile...


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —