Yazımın başlığını vatan şairimiz Namık Kemal"in tiyatro eseri Vatan Yahut Silistre"deki bir diyalogdan aldım. Eserin konusunu anımsatmak bakımından bir alıntı yapacak olursak; sınırdaki Silistre Kalesi her türlü lojistik destekten uzak bir Osmanlı kalesidir. Devlet acizlik içindedir. Sınır boylarına destek ve ikmal yapılamamaktadır. Vatanın fedakar evlatları dişlerini tırnaklarına katıp kalenin savunmasını yapmaktadırlar. Kele komutanı Sıtkı bey ne zaman savunmaya ilişkin konuşsa, temiz yürekli Anadolu çocuğu Abdullah Çavuş söze karışır. Sıtkı bey tarafından susturulur. O da tepki olarak:"" Ben söylersem kıyamet mi kopar?"" teraneleriyle söylenip durur. Oyuna espri katar.
7 Haziran seçimlerinden bu yana epey bir zaman geçti. Seçim sonuçlarıyla ilgili epey bir yazıldı, çizildi.Bir de ben kamu oyunun telakkileriyle bir şeyler söyleyeyim dedim. Abdullah Çavuş"un deyişiyle ben de bir şeyler söylersem herhalde kıyamet kopmaz.
Seçim öncesi, kamu oyundan yansıyan söylemlere göre, hem Gaziantep"in hem Kahramanmaraş"ın milletvekili adaylarının profillerinin düşük olduğu yazılıp çizildi. 7 Haziran seçimleri geldi geçti. Atı alan çoktan Üsküdar"ı geçti. Yazacağım şeyler kimsenin ne aleyhine ne de lehine Gaziantep"ten milletvekili seçilenleri tanımam. Ama kentimizin seçilen milletvekillerini az-çok tanıyorum. Bizde değişen bir şey yok. Eski tas eski hamam. Zihniyet değişimine kapalıyız , adeta kapalı bir toplumuz. Aşırı sağcı bir yapımız var. Değişimi sevmiyoruz.
He defasında merkez yoklamaların azizliğine uğruyoruz. Hep bize dayatılan adaylara katlanmak zorundayız.Tek seçiciler toplum ihtiyacı olan insanları değil, farklı mülahazalarla kendinden olan ,kendine biat edecek olanları topluma dayatıyor. Olup bittilerden sonra, kucağımızda bulduğumuz bu insanlara özel meziyetler atfediyoruz.Vay şöyle yeteneği var,şöyle uçar,şöyle kaçar Bundan alası olamaz.Seçici amma da isabetli teşhislerde bulunmuş.Anlayamadığım,bu sari hastalığa rağmen, her defasında aynı şeylerin yaşanmasına karşın insanların gafletten uyanmamasıdır.Birbirinden değerli insanların;kapı,kapı dolaşarak kendini lanse etme çabaları, temayül yoklamaları hep gönül avuntusu.Yıpranıyorlar,moral değerler kaybına uğruyorlar,yazık oluyor.Artık bu işin suyun gözünde bağlandığını bilmeyenmiz var mı?Oyun kurallarıyla oynanır.
Hak gaspı yapan seçilenlere gelince onlara ne demeli? Öncesi sureti haktan tevazu göstererek halka inmeye çalışırlar.Sonrasında alçak dağları kendiler yaratmış gibi davranırlar.Kim olsa öyle davranır.Vatandaşa ne diyet borcum var ki eyvallah edeyim.Kimileri geldikleri mihraktan güç alırlar.Giderek de onların bir kopyesi olurlar.Dudak bükmeler,istihzalar, aşağılayıp hor görmeler,aygın baygın bakışlar Emsallerine bile tahakküm etme davranışı sergilerler.
Ne umdum ne buldum misali oldum delisi olanlar ,daha olanı biteni anlamadan dört yıl su gibi akıp gider.Bu süreç içerisinde ancak kurum ve işleyiş öğrenilir.Olsun bu işin sonunda ballı kaymaklı emeklilik var.Temayüz edip kendini adamanın ne gereği var.Onu zaten yapanlar var.
Bu dönemde de eskilerde olduğu gibi muhalefetten de iktidardan da farklı performans beklemek saf dillik olur.Bizim bahtımız böyle oluşmuş.Kasara vursan ağarmaz.Bazan insanın aklına yıllar itibariyle bu kadar benzerlik olmaz ki diyeceği geliyor.Ümüt var olmasak da yine de hayırlı olsun diyelim.