YUNUS TORUN

Tarih: 19.06.2015 10:03

Sanata Dair

Facebook Twitter Linked-in

Sanatın doğuşu, hissedilen ihtiyaçla birebir bağlantılı olmakla beraber, insanın kendi benliğini tamamlama çabasından ileri gelir, ruhsal olarak. İlk insandan bu yana, daha da öncesi ilk manadan bu yana, yeryüzünde sanatsız tek zerre yoktur ki bu mükemmellikten mahrum kalsın. Bizler beşer olarak, hayal âlemimizin zirvesini yaşamaktayız kendi dünyamızda.

                Sanatın birçok tanımı yapılmıştır eskiden bu yana. Türlü benzetmeler ve somutlaştırmalara başvurulmuştur. Ancak her ne kadar, neye benzetilmeye çalışılırsa çalışılsın sanat, hissedildiği kadar başka hiçbir şeyle anlaşılamamıştır.

                İnsanların kendi anlayış ve kabiliyetlerince oluşturdukları sanat anlayışı, kendilerine bahşedilenin ötesine geçemez. Zira her insanın zerrelerinde mevcut olan sanat kabiliyeti, farklı oranlarda ortaya çıkar ve kendini gösterir.

                Sanatçı, öncelikle kendi içerisinde tutarlı yaşamalıdır. Ya göründüğü gibi olmalı, ya da olduğu gibi görünmesi gerekmektedir. Eğer sanatçının eseriyle karakteri, birbiriyle çelişiyorsa, kendi dünyasındaki tutarsızlığı gözler önüne sermiş olur.

                Sanatçı hem manevi olarak, hem de maddi olarak diğer insanlardan bir adım önde ilerlemeli, onlara yol gösterici olmalıdır. Kendisinin önde olması için, değer yargılarını ve benliğini disipline etmesi, inandığı mutlak doğrular uğruna yaşamalı ve bu doğrular ışığında sanatına yön vermelidir. Günümüz sanat dünyasının esiri olduğu TEZ-ANTİTEZ ve HİPOTEZ evresinden bahsetmiyorum! Mutlak doğru olan TEVHİD inancından bahsediyorum!

                Sanatçı, ihtimallerden ziyade, kesin bilgilerle hemhal olur. Günümüzde insanların zihni bir hayli karışık durumda zaten. Kesinliğinden emin olunamayan bilgiler ışığında, kulaktan dolma bilgilerle hayatlarını sürdürmeye çalışmakta. Emin olamamaktalar. Eğer sanatçı toplumun ön ayağıysa, adımını dikkatli atmalı, etrafında bulunanlara dikkat etmelidir. Onlara bir nevi annelik duygusuyla bağlanmalı ve onları korumalıdır.

                Tek kanatlı kuşun uçamayacağı gibi, maneviyattan yoksun bir sanat anlayışı ve sanatçı topluluğu, bırakın topluma yön vermeyi, ağzından çıkan nefese dahi doğru yön veremez. Madde insanın yanışı, mana ise kavrayışıdır. Hem kendisinin, hem de insanlığın ve çaresidir…


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —