Yaratılışındaki olağan üstülükler nedeniyle; hareketleriyle, eylemleriyle, söylemleriyle yaşadığı çağı aşan insanlar vardır. Şüphesiz bunlardan biri de Mustafa Kemal Atatürk"tür. Geçtiğimiz 10 Kasımda ölümünün 76. Yılı münasebetiyle onu andık. Bir kez aha minnet duygularımızı ifade ettik.Bu vesileyle onun biricik yazım eseri Nutuk"u anımsadık.15-20 Ekim 1927 tarihleri arasında36.5 saat süren sunumunun sonunda,hasıl olan neticenin Genç Türkiye Cumhuriyeti Devleti olduğunu söyleyerek; korunması,kollanması, savunulması görevini Türk Gençliğine emanet ediyor.. Gençliğe Hitabe"nin her cümlesi şablon olarak bire bir günümüzle örtüşüyor. Bu kabil önseziler Atatürk emsali insanlarda olur. Kendi deyişiyle;"""Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacak. Türkiye Cumhuriyeti ebediyyen payidar olacaktır.""deyişiyle cumhuriyetimizin sonsuzluluğuna işaret etmektedir.
Atatürk emsali abide
şahsiyetlerden Mehmet Akif Ersoy"u ortaokul sıralarında tanıdım. Babamın yakın
dostu Ahmet Gafaroğlu(Günkut) sayesinde, gerçek manada tanıdım. Rahmetli babamın
Kapalıçarşı"daki dükkânına ziyarete gelir. Sohbetleri sırasında konu mütenasip
düştüğü anlarda, iki gözü iki çeşme Safahat"tan mısralar okuyarak konuya
emsaller getirirdi. Sanırım, tüm Safahat ezberinde idi
Bu denli, İslami
bilgilerle nasıl donanımlı olduğunu, babama sorduğumda, babam bana;""Oğlum,
Ahmet Ağa yıllarca, Şakir Hoca Efendi"nin ve Hafız Ali Efendi"nin dizinin
dibinden ayrılmazdı."" diyerek beni aydınlattı.
Başucu eserlerden olan
Safahat"ta yer yer ayet ve ayet mealleri ile onun ilham ettiği mısralar da yer alır.
Gafaroğlu amcanın ağlayarak okuduğu:""İçimizdeki beyinsizlerin işledikleri yüzünden,
bizi helak eder misin, Allah"ım"" ayetine atıfta bulunarak okuduğu mısralar bu
günkü gibi belleğimde
Eyvah, beş on kafirin imanına
kandık. Bir uykuya daldık ki cehennemde uyandık.
İstimarı, gafleti bundan daha
güzel nasıl ifade edebilirsiniz? Parça parça parçalanıp, her sarıklıyı hoca sandık,
aldandık
Din adına konuşan kime inanacağız? Hangisi hasbi, hangisi münafık?
Zaten din cahiliyiz, kim ne dese ona inanıyoruz. Vebal atmakla da olmuyor,
sonuçta yanan biziz.
Yine aynı manzumenin bir
beytinde;""Cani geziyor dipdiri, can vermede masum,/Suç başkasınındır da niçin
başkası mahkum?""Mülkün temeli olan hakkaniyetin, adaletin, hakkı teslim etmenin
yok edilişinden, nahak yere masumların cezalandırılışından söz ediyor.""Mülkün
temeli olan adaletin yok olmasının doğuracağı vehameti dile getiriyor. Muaşeri
olan adalet kavramı varlık sebebimizdir.
"Dul kaldı kadınlar, babasız
kaldı çocuklar,/Bir giryede bin ailenin matemi çağlar.""Bu mısralar, İslam adına
işlenen cinayetleri, birbirini boğazlayan Müslümanları ve onlarn geride
bıraktığı dul ve yetimlerin perişan hallerini, çaresizliklerini ifade ediliyor.
Bu söylem an be an gözlerimizin önünde, İslam dünyasında yaşanıyor. YüceRab"bim
vatanımızdan ırak eylesin
"İslam ayakaltında sürünsün mü
nihayet?/YaRab, bu ne hüsrandır, İlahi bu ne zillet? Bu denli aşağılanma,
horlanma İslama ait olamaz. Bu zilleti insanlar kendileri ortaya koymadalar. Bu
zilletten kurtuluş, gene samimi inanan insanlar eliyle olacaktır.
Milletimiz bu menfur
saldırıların odağında
Nesebimize, inancımıza, mazi ile ati arasındaki birlikteliğimize
saldırı had safhada
Allah"ın izniyle, avn ve inayetiyle bu badireden de
esenlikle çıkacağız.